Hayali kurulan uçuşlar

Andy Nairn, “Bu sektörde önceden belirlenmiş bir varış noktasına giden sapma izni olmayan değişmez bir güzergah istemiyoruz.” diyor.

Son zamanlarda Heathrow’dan Düsseldorf’a yapılan bir uçuşta yolcular azıcık şaşkınlık yaşadı: Edinburgh’a iniş yapmışlardı.

Açıkça görünüyor ki pilotlara yanlış uçuş talimatı verilmiş, hatalarını ancak İskoçya başkentine indiklerinde ve sessiz karşılamanın ardından agresif şikayetler aldıklarında fark etmişler.

Kişisel olarak (burada biraz ön yargılı olduğumu düşünmekte haklısınız) Edinburgh’da inmeyi Düsseldorf’ta inmeye tercih ederim. Şunu söylemek istiyorum; kim “kuzeyin Atina’sı”nı “Reading of the Rhine”a tercih etmez ki? Çok da ünlü olmayan bir dönme dolaba karşı simgesinin ünlü bir kale olduğu bir şehri kim sevmez ki?
Peki dünyanın en büyük sanat festivalinden etkilenmeyen var mı?

Ne yazık ki BA3721 uçuşundaki sinir bozucu yolcular buna katılmıyordu. Spesifik bir varış noktasına ulaşmak için oldukça para ödediler, muhtemelen mevcut seçenekler konusunda çok akıllıca birtakım araştırmalar yaptıktan sonra seçtiler ve planlarına dahil olan başka birçok düzenleme de yaptılar. Biraz bizim işimize benziyor diyebiliriz, belki de benzememeliydi.

Gerçek şu ki herhangi bir yaratıcı süreç, beklenmedik bir inişe izin vermelidir. Bazen sarsıntılı bir iniş de olabilir. Örneğin; brief devrime çağırıyorsa ve siz değişim yaşıyorsanız bu sinir bozucu olur. Ticari zorluklar aciliyet gerektirdiğinde, bu işe yaramaz. Fakat bunların oldukça özel öğretilerden ziyade genel parametreler olduğunu da unutmayın. Önceden belirlenmiş bir varış noktasına giden, sapma izni olmayan değişmez bir güzergahtansa bu tür bir yolculuğun tanımı üzerinde çalışmaya başlamak istiyoruz.

Deneyimlerime göre; yaratıcı bireyler tam olarak nereye ne zaman ve nasıl gitmeleri gerektiği söylenilmesi yerine zorlu bir görev ile karşılaştıklarında en iyi şekilde karşılık veriyor. Seyahat metaforu ile devam edecek olursak; “Beni 14:00’da İbiza’ya götür.” demektense “Dışarısı soğuk ve yağışlı, bana güneşli ama çok da uzak olmayan bir yer bul.” cümlesi daha çok işe yarıyor. Tabii ki listeye daha çok kriter ekleyebiliriz (ziyaret etmeyi umduğumuz cazibe kaynaklarını içerebilecek konumlar, hedeflediğimiz bütçe aralığı ve bize uyacak tarihler). Hatta bazı yeni başlayanlara öneriler de yapabiliriz (bizi çeken yerler ve sebebi veya hayal gücünü harekete geçirmek için görsel referanslar). Fakat brief’i tek cevabı olabilecek kadar dar tutmayız çünkü bu bir amaca hizmet etmez.

Aynı şekilde, yaratıcı fikirler sunulduğunda orijinal bir şey tarafından şaşırtılmayı ummalıyız. Şüphe yok ki ekibin orijinal gereksinimlerinin karşılanmasına ihtiyaç duyar fakat hoş ve aynı zamanda isabetli bir konu dışı ekstra gelişim de arıyor olmalıyız. Eğer sıkça varılan yerden uzak bir sonuç alırsak tartışmayı bir sözleşme anlaşmazlığı olarak değerlendirmemeliyiz. Bunun yerine derin bir nefes almalıyız, çevremizdeki yenilikleri incelemeli ve kendi hayal edebileceğimiz bir yerden daha iyi bir yere iniş yapıp yapmadığımızı merak etmeliyiz.

Açık olmak gerekirse bu bir kaos ortamı çağrısı değil. Ne de olsa bir planlamacı olarak planlamaya oldukça meraklıyım. Tek söylediğim bazılarının reklam çalışmalarımızı sayı olarak azaltma niyetinde gibi gözüktüğü bir zamanda, şaşırma yeteneği her zamankinden çok daha önemli.

Bugünlerde çok fazla pazarlama faaliyetleri içinde olmak beklentileri karşılıyor. Bir iş sözleşmesini bozmaya değil de sözleşme yapmaya gidiyorsanız tahmin edilebilirlik harikadır. Havayolu sektörünün aksine katı planlara değil, hayal gücüne dayanan uçuşlara daha çok ihtiyacımız var.

Lucky Generals Kurucu Ortağı

Andy Nairn

 

 

 

Bu yazı ilk kez Campaign Türkiye’nin 90. sayısında yayımlandı.
Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.