Güzel günler yakın

Mart ortası itibarıyla evden çalışmamızın ilk yılını bitiriyoruz. Kimsenin daha önce deneyimlemediği bir dönem yaşıyoruz ve hâliyle yaşayanların tecrübelerini okuyup kendimize bir yol haritası çıkaramıyoruz. O nedenle deneme yanılmayla ve bizden önce bu sürece giren diğer ülkelerin neler yaptığını gözlemleyerek girdik bu döneme.

Sürece, reklam sektörü olarak hızlı ve kolay adapte olduğumuza inanıyorum, ajanslar ve markalar olarak sürecin üstesinden birlikte iyi bir şekilde geliyoruz. Pandeminin birinci ayında ilk online setimizi yaptık. Sorunsuz ilerledik ve herkesin içine sinen bir proje ortaya çıktı.

Bence bu, sektör olarak bizim uzaktan çalışma sistemine aslında içten içe önceden hazır olduğumuzu gösteriyor. Altyapı olarak ikinci hafta her şey oturmuştu, sistem eskisi gibi devam etti. Tek fark, birbirimizi fiziksel değil online olarak portre formunda görüyoruz. Birbirimize ajanstaki gibi kolay ulaşabilir miyiz, bu durum işleyişi yavaşlatır mı gibi endişelerimiz vardı; ama tüm ekip aynı sorumluluk bilinciyle yaklaşınca endişelerimizin gereksiz olduğunu gördük. Ortak yaşanan sorunlar, sorunu yaşayanları birbirine yaklaştırır, güven ve bağlılığı artırır. Bu nedenle ajansa döndüğümüzde her anlamda çok daha güçlü ekipler olacağımıza inanıyorum. Sektör olarak iletişimle beslenen bir iş kolundayız. İşler yürüyor ama kendimizi sosyal anlamda istediğimiz gibi besleyemiyoruz. Haftalık ekip toplantıları, online happy hour’lar şimdilik geçici ..züm oluyor. Acısını birlikte çıkaracağımız günleri bekliyoruz. Aidiyet hissini de çok kıymetli buluyorum. Bu hissi oluşturan yani ajans kültürünü yaşatan, birlikte çalıştığımız binalar değil; birlikte çalıştığımız insanlar. O nedenle nerede bir araya geldiğimiz önemini yitiriyor. Bu dönemin, yeni işe başlayan arkadaşlarımız için daha zor olduğunu düşünüyorum. Bu zorluğu en aza indirgemek için kısıtlı ekiplerle, gerekli tedbirler çerçevesinde ajansa gidiyoruz. Daha sık online toplantılar yapıyoruz. Yenilere, eski hikâyeleri ve ajans alışkanlıklarını anlatıyoruz. Aynı çatı altında çalışmak gibi olmasa da yeni ekip arkadaşlarımızın ailemize ait hissetmesi için elimizden geleni yapıyoruz, yapmalıyız da.

Bu dönemin kolaylık ve zorluklarını hep birlikte yaşıyoruz, kiminle konuşsam ortak cevaplar alıyorum. Sabahları 1-2 saat daha geç kalkıyoruz, pijamalarımızla çalışıyoruz. Trafik stresi yaşamıyoruz, işimiz bittiği an evlerimizin salonuna geçebiliyoruz. Bunlar güzel tarafları. Birbirimizle yan yana gelemiyoruz; yüz yüze sohbeti, dışarıda vakit geçirmeyi özlüyoruz. En temel zorluk da bu. Ayrıca; evdeki zamanın çoğu bilgisayar başında geçiyor. Akıl ve beden sağlığımızı zorluyoruz. Bilgisayar başında geçen zaman arttıkça herkes daha fazla yoruluyor ve yıpranıyor. Bu sorunları en aza indirmek için ajans olarak bazı kararlar aldık. Acil bir durum olmadıkça öğle aralarında toplantı yapmıyoruz, 19.00 sonrası mail atmıyoruz, sabaha erteliyoruz. Bunlar ufak ama insanları mutlu eden önemli kararlar.

Yaşadıkça birlikte öğrendiğimiz bir sürecin içindeyiz; birbirimize olan saygı, güven ve inancımızı kaybetmedikçe bu dönemi de birlikte atlatacağız. Dönüşte, yaşayabileceğimiz yeni krizlere “biz pandemide neler çözdük, bunu mu yapamayacağız” diye yaklaşacağımıza inanıyorum. Zorunu atlattık, güzel günler yakın…

Zeynep Kızılcan

Medina Turgul DDB Müşteri İlişkileri Direktörü

 

 

 

Bu yazı ilk olarak Campaign Türkiye’nin 109. sayısında yayımlanmıştır.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.