Giysiler bizi kadın ya da erkek yapar mı?

MediaCom’dan Sue Unerman pandemi dönemiyle beraber kadınların değişen kıyafet tercihlerinden bahsediyor ve bu tercihlerin iş dünyasındaki yansımalarına değiniyor.

Ne giydiğimiz önemli. Ruh hali modayı takip eder, trendler ruh halini takip eder. Nasıl giyindiğimiz, işte karşılaştığımız cinsiyet farklılıklarından biri. Kathryn Jacob ile “The Glass Wall, Success Strategies for Women at Work and Businesses that Mean Business” kitabını yazdığımızda, toplumsal cinsiyet klişelerinden kaçınmaya çalıştık; ama ister istemez cinsiyet farklılıkları bulduk. Kıyafet kodları da bunlardan biriydi.

2016’da İngiltere, ABD ve Rusya’da yapılan bir ankette, kadın ve erkeklerin kendilerini 1’den 10’a kadar bir ölçekte değerlendirmeleri istendi. 1; stil açısından oldukça kadınsı (Marilyn Monroe gibi) ve 10 ise oldukça maskulen bir değerdi. Çoğu kadının değerlendirmesi beşin altında bir eğilime sahipti. Ancak aynı ankette Birleşik Krallık’tan katılanların %30’u ve Rusya’dan katılanların %40’ı çok daha maskulen tarafta yer alıyordu. Neredeyse tüm erkekler tarz olarak erkeksi olduklarını söylüyor ve altıdan fazla puanla kendilerini değerlendiriyorlardı.

Bu konuyu, özellikle meslektaşlarımla tartıştığımda ilginç oldu. Şahsen kendimi altı ya da yedi aralığında bir stile yerleştirirdim; ancak bunu kıdemli bir meslektaşıma söylediğimde, pembe bir elbise giydiğime dikkat çekti… Daha sonra, ruh halime bağlı olarak bir gün siyah bir pantolon giyebildiğim gibi ertesi gün de pembe bir elbise giyebildiğimi fark ettim.

Tanıdığım her iş kadını bazen pantolon giyer. Elbette bu, her zaman böyle değildi; pantolon, geçen yüzyılın ortalarına kadar işteki kadınlar için yaygın bir kıyafet bile değildi.

Kariyerimin başlarında, genellikle pantolonu tercih ettim; çünkü daha erkeksi bir ortamda bu şekilde giyinmek işleri biraz daha kolaylaştırıyordu. Gerçi bu duruma Condé Nast’ın Yazı İşleri Müdürü James Truman’la geçirdiğim bir akşam yemeğinden sonra -kadınlar için elbise giymenin ayrı bir gücü olduğunu, çünkü erkeklerin hâlâ elbise giyemediklerini söyleyen James Truman- son verip daha çok elbise giymeye başladım.

Artık kadınların giyinme biçiminde değişiklikler var. Lyst endeksine göre, şu anda kadınlar için en çok satan moda ürünü, aynı zamanda son üç ayın en popüler ayakkabısı olan Birkenstock’un Arizona sandaleti. Sex and the City adlı TV programından beri kadınlar, statü göstergesi olarak ofislerine giderken çok yüksek topuklu ayakkabılar giyiyorlar. Genellikle pahalı olan, ancak hızlı yürümeye veya koşmaya izin vermeyen ayakkabılar… Sadece taksiden yemek masasına geçmeye izin verebilecek ayakkabılar…

Bu süreçteki dördüncü en popüler moda ürünü ise Calvin Klein braleti. Balenli tel yok, rahatsızlık yok, yukarı itmek yok. Push- up sütyenler, popüler olduğundan beri iç çamaşırları dolgulu veya dolgusuz olarak ayrılır oldu. Ama artık bu dönem de bitti.

Campaign UK’in pandemi dönemiyle ilgili sorularına yanıt veren Kreatif Vicki Maguire, bu deneyimden sonra ofisten çalışmaya yeniden başladığında değiştireceği bir şey öğretti mi diye sorulduğunda: Bir daha asla balenli sütyenlere geri dönmeyeceğini söyledi.

Evet, ne giydiğiniz, performansınızı etkiler. Üst düzey bir sporcunun kıyafeti, artık antrenmanlarının diğer tüm bölümleri kadar ilgi görüyor. Ancak bu günlerde etki yaratmak için neden içinde rahatsız olacağınız kıyafetleri giyiniyorsunuz? Etki, kesinlikle söylediklerinizden, yaptıklarınızdan kaynaklanmalı ve şık görünmelisiniz, ancak kendinizi rahat hissettiğiniz bir şıklık yaklamalısınız. Eğer size güven veren şey aşırı yüksek topuklularsa öyle olsun, ama bir zamanlar korseler de iyi görünmek için gerekliydi ve uzun zaman önce fırlatılıp atıldılar.

Kalıp halinde var olan bir güzellik kavramına ulaşmak için giyinmek yerine; rahatlık, esneklik ve stil için giyinen kadınlar olmak tercih edilmeli. Karantinanın kadınların kariyerlerine bu kadar çok zarar verdiği zamanlarda, bu değişiklikleri fark etmeli ve onlara bağlı kalmalıyız. Sıradan sporcuların yaptığı gibi; herkes en yüksek performansı sergileyeceği şekilde giyinmeli.

Sue Unerman
Chief Transformation Officer, MediaCom


Bu yazı, ilk olarak Campaign Türkiye’nin 103. sayısında yayımlanmıştır.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.