Gelecekten endişe duyan bir kuşağız

Reklamcı anne, babanın çocuğu olduğum için küçüklükten beri çok fazla, çok yaratıcı reklam filmi izleme şansım oldu. Bütün bunların içinde hala aklımda kalan ve beni çok etkilemiş olanı 2016 yılında Nike’ın çektiği “Winner Stays” reklamıydı. Zamanında o kadar fazla ünlü ve önemli futbolcuyu aynı anda görmek beni çok etkilemişti ve bir sporcu olarak da beni daha çok çalışma konusunda da motive etmişti. Ama bu reklam 4-5 sene önce yayınlanmıştı. Bana şimdi sorduğunuz da; bu son 2 yıl içerisinde seni en çok etkileyen reklam “yok.” Belki artık Z kuşağı olarak televizyon seyretmediğimiz için de olabilir. Belki iyi, yaratıcı işler yayınlanıyor ama biz televizyon izlemiyoruz.

Diğer yandan sokaktaki billboardlarda, panolarda da bizlere hitap eden bir ürün ya da bizi durduracak bir yaratıcı işin olduğunu düşünmüyorum. Genelde tatil, ev eşyası, lüks apartmanlar ya da temizlik ürünleri ile ilgili reklamlar oluyor ve bizim de pek işimiz olmuyor bunlarla. Sosyal medyada karşıma çıkan reklamlar ise genelde sponsorlu. Onlarda da bana “vay be” dedirtecek bir reklam hatırlamıyorum. Halbuki daha çok teknoloji ürünleri, dijital oyunlar, spor ve tasarım gibi ürünlerin yaratıcı içeriklerinin benim kuşağımın ilgisini çekeceğini düşünüyorum.

Beni bir şeyin harekete geçirmesi için bunun bir reklam olması gerekmiyor. Bana gelecekte fayda sağlayacağına inandığım her şey beni motive eder; çünkü biliyorum ki bana bir katkıda bulunacak. Bu, saygı duyduğum bir sporcunun hayat hikayesinin kitabı da olabilir, iyi bir takımın antrenman videosunu ya da kendisini izlemek de olabilir. Ben böyle diyorum ama diğer yandan biliyorum ki yaşıtlarım, yani; Z kuşağı paraya ve gösterişe çok meraklı bir kuşak. Çoğu gencin tek motivasyonu; sadece çevresindeki insanlardan daha üstün ya da kuvvetli olmak. Bunun için kendine o pahalı eşyayı da satın alır, vücut da yapar ya da hava atabilecek herhangi bir topa girer. Bunun şahsen büyük bir zayıflık olduğunu düşünüyorum.

Bu arada telefonda WhatsApp, Twitter, Instagram ya da Snapchat kullanıyorum. Müzik dinlemek için ise Spotify tercihim. Yaşıtlarım da genelde bu app’leri kullanıyorlar. Bu platformların bu kadar kullanılma sebebi, toplum tarafından kabullenmiş ve basit olması. Şahsen ben telefonumu iletişim ve haberleri takip etmek için kullanıyorum ama biliyorum ki çoğu yaşıtım sadece oyun ve video izlemek için de kullanıyor.

Şahsen X kuşağı anne, baba tarafından yetiştirilmek bana onların vizyonunu, düşünme şeklini, bir probleme yaklaşma biçimini görebilmem için bir kapı açtı. Bundan dolayı kendi adıma konuşursam; ben ailem tarafından her zaman hemfikir olmasak da yine de anlaşıldığımı düşünüyorum. Birbirimizi anlamak için karşılıklı çaba gösteriyor ve birbirimizi dinliyoruz. Maalesef onların gençlik yılları ile bizim bu yıllarımız arasında ciddi farklılıklar var. Ben kendi ailemin beni ve kuşağımın davranış biçimlerini daha iyi anladığını düşünürken, çoğu arkadaşımın benle aynı fikirde olmadığına inanıyorum. Z kuşağında çok çabuk büyüyüp olgunlaşıp kendini hemen yetişkin hayatına atmak isteyen var.

Bu da tabii ki X ve üst kuşakları tarafından farklı bir tepki alıyor. Çoğu genç bunun artık normal olduğunu düşünse bile büyük jenerasyonları bunu bu kadar çabuk kabul edemiyor. Ben yine de her jenerasyonun birbirlerinin fikirlerine saygı duyması gerektiğini düşünüyorum.

Bugün genel olarak baktığımız da Z ve X kuşaklarının arasını açan en büyük faktör teknolojiyi kullanım şekli. Tableti ya da telefonu ile iç içe yaşayan Z kuşağı sosyal medya ve benzeri araçlar ile dünyada yaşanan her şey ile güncel kalabiliyor. Z kuşağının, X kuşağından daha tetikte olduğunu düşünüyorum. Yeni dünyada teknolojinin bu kadar baskın olmasıyla birlikte jenerasyonumuzun bu kadar up-to-date olup, teknolojiye, yeni sistemlere rahatlıkla adapte olabilmesi büyük bir avantaj.

Z kuşağının X’e nazaran daha açık görüşlü, daha geleceği düşünen ve yeni kapılar açan bir kuşak olduğuna inanıyorum. Dünyanın her yerinde olan olaylardan daha fazla haberdarız; çok fazla yaşamı, olayı, örnekleri gözlemleyebilme şansımız var. Bugünki dünyada kendini ifade eden ve gelecekte yaşayacağı dünyadan endişe duyan ve bunun için harekete geçen bir jenerasyon olduğumuz için de bir yandan gurur duyuyorum. Yakın tarih için de önemli oyuncular olacağız. Bu nedenle geleceğin de şekillenmesi için bizlerin bugün ortaya koyacağımız beklentileri çok belirleyici olacak.

Diğer yandan iki kuşak arasındaki bir diğer farklılık ise yazma ve okuma alışkanlıklarımızda ortaya çıkıyor. Gen Z yazmayı ve okumayı seven bir jenerasyon değil. Büyüklerimizin hep okuyun demesine rağmen biz sayfalarca kitaplar okumak yerine YouTube’dan videolarını izleyerek, uzun uzun gazetelerden haber okumak yerine, Twitter’den 2 cümle ile gündemi öğrenebiliyoruz. Cahil yetiştiğimizi düşünüyorlar, halbuki sadece biz bilgiye daha farklı yöntemlerden ulaşıyoruz ve illa ki onların dediği klasikleri bilmemiz gerekmiyor geleceğin dünyasına hazırlanmamız için.

Son olarak da çok önemli olduğunu gördüğüm bir fark da eğitimle ilgili. Eskisi gibi üniversitelerden mezun olup para kazanmaya başlamayı şart görmüyoruz. Artık eskisi gibi belli meslekler de yok, bugün çok farklı işler var. İyi bir fikrin varsa şimdiden bir platform üzerinden bunu hayata geçirip para kazanmak mümkün. Bu da paraya zaten çok önem veren ve rahatına düşkün olan Z kuşağı için harika bir kısa yol. Üniversitelerde sınav peşinde koşmak yerine, girişimci olup işlerinin, paralarının peşinde koşmayı tercih ediyorlar.

 

Cem Üner (17) Barking Abbey Basketball Academy, Londra

Bu yazı ilk kez Campaign Türkiye’nin 104. sayısında yayımlandı.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.