Gelecekte bizi bekleyen video dünya

Pandemi öncesinde dijital; insanların hayatında iletişimle ilgili bir bölümün parçasıyken, pandemi sonrasında dijital, artık deneyimleme merkezi haline geldi. Bu deneyimleme merkezine offline’da yaşadığımız birçok şeyi şu an kaydırmaya çalışıyoruz. Tüketiciler buna hızlı uyum sağlasa da markalar tarafında işler aynı kolaylıkla gitmiyor. Oluşan durumun şirketler tarafındaki karşılığı ise dijital dönüşüm…

Dijital dönüşüm uzun zamandır hayatımızda olsa da pandemi, şirketleri keskin bir geçişe zorladı. Markalar şu an bu duruma adapte olmaya çalışıyorlar ancak belirli bir konsept ya da yol haritaları olmadan ilerliyorlar. Dijitalin bildiğimiz ve hissettiğimiz güvenilmez yapısı içerisinde markalar tüketici için güvenilir bir dünya inşa etmek zorundalar. Bunu da ancak yürüttükleri tüm çalışmaları kavramlaştırarak başarabilirler. Artık markaların bir dijital satış konseptine, dijital müşteri hizmetleri konseptine, hatta dijital bir ofis ve çalışma sistemi konseptlerine ihtiyaçları var. Zaman içerisinde bu konseptleri ve yol haritalarını oluşturan şirketler daha başarılı olacaklar.

Müşteriyle iletişimin dijitaldeki payının bu denli arttığı noktada, az önce bahsettiğimiz güven konusunu da göz önüne alırsak markaların her bir noktada çok ciddi bir içerik çeşitliliğine ihtiyacı olacak. Sadece bir görsel ve metinle müşteriyle bağ kurma şansları olmayacak. Daha çok video ve live stream içerikler markaların gereken güveni oluşturmak açısından kaçınılmaz ihtiyaçları haline gelecek. Müşterinin içerik tüketim davranışları da, ihtiyaçları da değişiklik gösterecek.

Pandemi ile başlayan sürecin en önemli iki yıldızı var: Biri Instagram canlı yayınlar, diğeri de TikTok. Bu bize insanların iki önemli temel motivasyonunu gösteriyor; diğer insanlarla bağlantıda olmak ve farklı şeyler görmek. Bu yüzden önümüzdeki dönemin kaçınılmaz içerik türünü gittikçe real time’laşan bir video dünyası olarak düşünebiliriz. Pandemi ile beraber uzun vadede video içerik noktasında öne çıkan sosyal ve live stream video içerikler olacak.

YouTube genel olarak son dönemde kendini sosyal ağdan ziyade bir video arama motoru olarak konumlandırıyor. Önümüzdeki dönemde bu konumlandırmasını güçlendirecek. Text içeriğe olan güvenimizin giderek artmasıyla video referanslı bir arama motoruna dönmüş olacak. Google da bunun adımlarını yavaş yavaş atıyor. Şu an Google üzerinde yaptığınız aramaların %70’i video sonuç barındırıyor. İleride daha çok video gördüğümüz bir Google da kaçınılmaz olacak.

Ercüment Büyükşener
Co – Founder
Hayal Akademisi, Bilgi üniversitesi Öğretim Görevlisi

 

Bu yazı, ilk olarak Campaign Türkiye 99. sayısında yayımlanmıştır.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.