Erkenden tedbirlerimizi aldık

Tüm dünya bir anlamda insanlığın ortak sınavı olarak nitelendirilen korona salgınında, hayati bir süreçten geçiyoruz. Biz de bu sınava girerken özellikle belirsizliğin yaşandığı ilk dönemde 3 ana refleksimizi harekete geçirdik.

Burçak Taşkın Yurdakul,                                  Excel, CEO

Bu 3 ana refleksimiz: Hazırlıklı olmak, organize olmak ve proaktif olmaktı. Bu kapsamda şubat ayının ortasında dünyadaki gelişmeleri yakıdan takip ederek olasılıkları buna yönelik çözümlerimizi belirlemeye başladık. Mart ayının başında henüz herhangi bir vaka ülkemizde tespit edilmemişken, çalışanlarımızı koronavirüs konusunda bilgilendirdik. Tüm çalışanlarımızın bağışıklığını yükseltmek adına propolis, vitamin desteği gibi ürünler dağıttık. Ofisimize dezenfektanlar temin ettik. Düzenli olarak tüm alanların dezenfeksiyonunu sağladık. Skype, Zoom ve benzeri uzaktan çalışma programlarının tam ve eksiksiz çalıştığından emin olmak için IT çalışmalarına henüz vaka açıklanmadan başlamıştık ve ilk uzaktan çalışma provamızı 13 Mart Cuma günü gerçekleştirdik. Ondan sonraki hafta evden çalışma sistemine geçtik ve hâlâ tüm iş arkadaşlarımızla birlikte çalışmalarımızı evden sürdürüyoruz.

Bu süreçte hem bizim hem de markalarımızın elini güçlendiren en önemli unsur markalarımız arası sağladığımız bilgi alışverişi ve sinerji oldu. Markalarımızın kendi alanlarındaki gelişmeleri, yerel ve global gündemi titizlikle takip ederek analizler ve raporlar hazırladık. Tüm markalarımızla anlık olarak paylaştığımız bu raporlar ışığında iletişimin devamını sağlayabilmek adına proaktif olarak projeler, kampanyalar sunduk ve sunmaya da devam ediyoruz.

Bu süreçte hem bizim hem de markalarımızın elini güçlendiren en önemli unsur markalarımız arası sağladığımız bilgi alışverişi ve sinerji oldu.

Yaşanan gelişmelere baktığımızda erkenden aldığımız tedbirlerin ne kadar yerinde olduğunu bugün daha iyi anlıyoruz. Tabii ki zaman zaman sıkıntılar çektik ancak bu gibi durumlarda planlı ve organize olmanın avantajlarını yaşadık. Bu süreç aynı zamanda iletişimde amaç ve araçların değişime uğradığı, markaların iletişimin önemini daha iyi kavradığı bi süreç haline dönüştü. 25 yıllık güçlü ve kurumsal yapısını tamamlamış bir ajans olarak, hizmet verdiğimiz farklı sektörlerden yaklaşık 50 markamızla bunu bizzat deneyimledik. Önce çalışanına ve sonra topluma fayda sağlamayı, sorumlu olmayı odak noktasına alan, şeffaf bir iletişimi benimseyen markaların bu dönemde hedef kitlelerine daha da yakınlaştığını gördük. Önümüzdeki dönemde de tüm paydaşlarıyla gerçek manada empati yapabilen, fayda yaratmayı amaçlayan markaların samimi, doğal bir iletişimle başarıya ulaşacaklarını öngörüyoruz. Konuyu ajanslar bazında da değerlendirecek olursak, kriz dönemlerinde tıpkı markalar gibi proaktif olan, değişen durumlar karşında adapte olma refleksini ortaya koyan ajansların yerlerini sağlamlaştıracağını düşünüyoruz.

 

Burçak Taşkın Yurdakul,

Excel, CEO

 

Bu yazı ilk olarak Campaign Türkiye’nin 102. sayısında yayımlanmıştır.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.