En büyük fedakarlık zamandır

Oyun serüvenimin başlangıcı, çocukluğuma dayanıyor. Almanya’da yaşıyorduk ve alışverişe gittiğimiz yerde çocukların oynaması için bir Nintendo 64 standı kuruluyormuş. Annem alışveriş yaparken sadece yarım saat oynayabilmek için bütün gün orada sıra bekliyormuşum. Annem de dayanamayıp bileziklerini satmış ve eve Nintendo 64 almış.

Profesyonel kariyerim ise 2015 yılında, üniversite birinci sınıf öğrencisiyken katıldığım bir Hearthstone turnuvasında çeyrek finalde elenmem ile başladı. Kaybetme duygusunu sevmedim ve kazanmak için hırs yaptım. Birkaç ay sonra Finlandiya’da düzenlenen bir turnuvaya katıldım ve oraya gittiğimde diğer profesyonel oyuncuların ne kadar farklı bir mantalitede olduğunu görmem benim için her şeyi değiştirdi. Ben oyuna hobi olarak yaklaşıyordum fakat bu insanlarla rekabet etmek için en az onlar kadar ciddi olmam gerektiğini fark ettim.

Bence iyi bir esporcu hırslı, tutkulu ve eleştiriye açık olmalı, kendini de eleştirebilmeli ve hatalarından ders çıkarmalı. Yaratıcı düşünebilmeli, kimsenin aklına gelmeyecek taktikleri bulmalı. Fedakar olmalı ve bir esporcunun feda edebileceği en önemli kaynak zamandır.

Oyun sektörü çok geniş bir kavram. Ben espor kapsamında bahsedeceğim; ülke olarak gayet iyiyiz, çok iyi oyuncularımız da var fakat bu oyuncuları yönlendiren insanların genelde yanlış işler yaptığını görüyorum. Espor kulüplerinde genelde liyakata değil sadakate dayalı iş alımları yapıldığına çok kez tanık oldum. Genel olarak Türkiye’nin espor sektöründeki yerini iyi görüyorum çünkü esporda herkes eşit, herkes en iyisi olabilir.

Oyun için ne kadar süre harcayacağınız tamamen kişiye bağlı. En iyisi olmak istiyorsanız bazen günün 24 saati oyun başında geçebiliyor. Sağlıklı yaşam da tabii ki önemli. Güzel beslenmek ve iyi bir uyku düzeni başarınıza etki eder fakat sosyal bir yaşamın ne olduğunu ben pek hatırlamıyorum. Açıkçası önemli bir turnuvaya hazırlanırken de epey uykusuz kalıyorum. Benim için başarılı olmak uykudan daha önemli. 

Genelde başka oyuncularla rekabet edebildiğim oyunları seviyorum. Tabii ki hikayeli, tek oyunculu oyunların da benim için ayrı bir yeri var ama insan illa ki başkalarına karşı rekabet etmek istiyor. Yenmek, yenilmek bunlar oyunların önemli bir parçası. Sürekli kendini geliştirip oyununu mükemmeliyete ulaştırmak, hatalarından ders almak, daha hızlı ve daha iyi olmak gerekiyor.

Benim oynadığım oyunlarda rakiplerin önüne geçmek için üstün teknolojilerin pek etki edebileceğini sanmıyorum. Bizim kullandığımız en üst teknoloji, oyuncu istatistiklerini toplayan basit algoritmalar. Veri analizi kısmında gelişmeler olabilir, oyuncu davranışlarını analiz edip sonraki hamlesini belli bir oranda tahmin eden programlar çıkabilir.

Espora ilk başladığım zamanlar benim de çevremde ciddiye almayan çok insan vardı. Arkadaşlarım buluşmaya çağırdığında, “Turnuvam var, ona hazırlanmam lazım.” diyordum ve hafife alanlar oluyordu. Yurt dışında turnuvalara gitmeye başladığım zaman bu şekilde yaklaşan insanlar azaldı. Şanslı olduğum nokta ise ailemin her zaman beni bu konuda desteklemesi oldu. Önceki yıllarda insanların ciddiye almamasındaki en önemli sebep, para kazanmadığınızı varsaymalarıydı. Artık oyun sektöründe ne kadar kazanıldığını daha iyi bildikleri için ciddiye almayan da pek kalmadı.

Kaan “Fujitora” Çekli

 

 

 

 

Bu yazı ilk kez Campaign Türkiye’nin 115. sayısında yayımlanmıştır.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.