Dünyanın yeni kahramanları: Z kuşağı

Bir zamanlar bizler de orada bulunduk; artık o kıyılara ayak basmayacak olsak da, dalgaların sesi hâlâ kulaklarımızda.”

J. M. Barrie

Gölgelerin gücü adına, güç bende artık!
Y kuşağının bir zamanlar He- Man gibi kılıcını (tabii varsa oyuncak kılıcını yoksa da kılıç yerine kullandığı askıyı ya da tahta çubukları) havaya kaldırıp bağırarak söylediği bu sözler bugün hiçbir kuşağa Z kuşağı kadar yakışmamıştı.

Şimdiye kadar dünyaya gelen nesillerden çok daha farklılar, çok daha güçlüler ve her şeyden önemlisi artık dünyanın geleceği onların elinde.

Baby boomer’ların kuralcılığı, X kuşağının sadakati, Y kuşağının sorgulayıcılığı ve otorite karşısındaki saldırgan tutumu onlarda yok. Onlar daha kendilerine özgüler… Dijital dünyanın içine doğan bir kuşak nasıl kendine özgü olmasın ki?

Onların hayatında internetin olması elektrik ya da suyun olması kadar normal, tablet veya telefon almak oyuncak almaktan pek farklı değil, bir şey istediklerinde kendileri araştırıp karar verebiliyor, dünyanın bambaşka bir yerinden kendilerine arkadaş edinebiliyorlar, oyun oynarken herhangi biriyle tanışabiliyorlar, bir şeyi öğrenmek için parmaklarını klavyede birkaç saniye dolaştırmaları yeterli oluyor, videolar izleyerek istedikleri bilgiye ulaşabiliyorlar.

Yani sevgili X’ler, Y’ler artık ödev hazırlamak için kuponla biriktirilen ansiklopedileri karıştırmanın, en sevilen şarkıcının kaseti çıkınca koşa koşa gidip kaset/plak almanın; Amiga oynamak için, bisiklete binmek için sıraya girmenin; taso biriktirmenin; sevilen şarkının sözlerinin tamamını öğrenmek, hayran olunan oyuncunun posterini elde etmek için dergiler almanın; televizyonda Süper Baba, Kara Melek var diye insanların heyecanla televizyon izlediği, banyo yaptıktan sonra Bizimkiler’i izleyip yatmanın dönemi bitti. Henüz hiçbirimiz kabullenemesek de artık bambaşka bir dünya var ve bizim yaşadığımız dünya çok çok gerilerde kaldı.

Onların hiç bilmedikleri dönemlerden geliyoruz, Jetgiller ve Taş Devri kadar arada büyük farklar olmasa da hayal edebileceklerinin ötesinde zamanlar yaşadık. Ve kabul edelim; hepimiz şimdi onların sahip olduğu imkânlara biraz da olsa imreniyoruz. Kim bilir belki elimizde olsa yaşımızı küçültüp tam da şu anda onlarla yaşamak isterdik; çok daha başarılı ve yaratıcı olmak için, kendimizi daha çok kanıtlamak için…

İşte aramızdaki fark tam da burada başlıyor:

Z kuşağının kendinden öncekiler gibi büyük iddiaları yok. Daha çok kendilerine dönük yaşıyorlar, bireyselciler. 13 yaşındaki bir çocuk hem tenis hem basketbol oynuyor, hem piyano çalıyor, hem İngilizce hem İspanyolca konuşabiliyor hem de resim yapabiliyor. Üstelik bunların hepsini son derece başarılı bir şekilde yapabilir ama ona büyüdüğünde ne olmak istediği sorulduğunda “bilmiyorum, pek düşünmedim” diyebiliyor. Ya da tüm bu yaptıklarından çok farklı bir alanda meslek sahibi olmak istediğini söyleyebiliyor.

Onlar, kendilerine yeterince imkân sunulmamış ya da dünyanın hâletiruhiyesi nedeniyle olanaksızlıklarla yaşamış annelerin ve babaların çocukları. Ama annelerinin ve babalarının aksine iddiasız, yalnızlığı seven, çok daha açık fikirli yepyeni bir kuşak.

Dünyanın geleceği onların elinde
Kuşak çatışması her zaman konuşuldu. Bundan sadece 10 yıl önce de Y kuşağı konuşuluyor, iş dünyasına giren bu yaratıcı ama tatminsiz, çalışkan ama isyankâr çocuklar anlaşılamıyordu. Şimdi de sıra Z kuşağına geldi. Artık Y kuşağının dünya nüfusundaki yoğunluğu Z kuşağı ile yer değiştiriyor. Haliyle de çoğu markanın, siyasi partinin de gözü onlarda. Karar verici merci Z kuşağı olacaksa onları anlamalılar ve onlara seslenebilmeliler. Peki bunu gerçekten de başarabiliyorlar mı?

Harvard Üniversitesi öğrencisi ve Z kuşağı pazarlama danışmanlığı şirketi Crimson Connection’ın sahibi olan Michael Pankowski, Z kuşağının mercek altına alındığı panelde Z kuşağının yeterince markalar tarafından konuşulmadığını dile getirdi: “Z kuşağı, en büyük nesil olmak üzere. 40 milyar dolar harcama gücümüz var, ancak kimse bize seslenmeyi başaramıyor.”

Aynı panelde, Wisconsin’deki Kewaskum Lisesi’nde son sınıf öğrencisi olan Andrew Carlton ise Z kuşağından bahsederken şunları söyledi: “Bize karşı dürüst olmanızı istiyoruz. Bizimle doğru şekilde iletişim kurmuyorsanız da bu bilgiyi almanın bir yolunu bulacağız.”

Ön yargıları yıkmanın zamanı geldi
Biz de bu ay sürekli Z kuşağının önemi vurgulanırken onlara olabildiğince yer verdik. Onları gözardı etmenin değil daha çok göz önünde bulundurmanın vaktinin geldiğine inandık. Güçlerini gördük, girişimci ruhlarından ve yaratıcılıklarından etkilendik.

Bizim zamanımızda…” cümlelerinden sıkılan, sürekli kendilerini birileriyle kıyaslanırken bulan, daha çok çaba sarf etmesi beklenen, “kafasını telefonundan kaldırmıyor” diye şikayet edilen nesli, bütün bu ön yargılardan sıyrılarak dinlemenin vakti sizce de gelmedi mi?

Bu yazı ilk kez Campaign Türkiye’nin 104. sayısında yayımlandı.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.