Dev Şaşırtan 10 Çılgın Trend

Bu başlıklar hala ilgi çekmiyordur umarız. Yani en azından gelecekte çekmez. Neyse, konuya geliyoruz. Kemerleri bağlayın ve gözlerinizi aşağıya kaydırın.

Geleceğe yolculuk yapmadan biraz bugünden bahsedelim mi? Bugünü bizimle buluşturan tüm standartlaşmış kalıplardan, karıştırılan kavramlardan, kulaktan dolma bilgilerden, Türkiye’yi bir konuda daha teknolojiden uzaklaştırıp servis sektörünün karanlıklarına iten ilişkilerden mesela… Biz bunların hepsine adXclusive’de “bulşit” diyoruz. Hatta aynen bu şekilde de yazıyoruz.

[Çok kısa reklam ama vizyonu bol, kapanın elinde kalıyor] Tüm bunları tanıyıp kabullendiğimiz ve yaptığımız işlerde karşısında durduğumuz için de, konuştuğumuz herkes bize bir anda çözüm odaklı demeye başlıyor. Önemsediğimiz şeyleri defalarca anlatmaktan yorulmuyoruz, yeter ki çalıştığımız ya da çalışmadığımız markanın aklına daha önce kendisine sormadığı bir soruyu getirelim, tamamen yabancı olduğu konsepti onunla tanıştıralım.

Bizim gibi ajanslar sayesinde dijitalin -dijital demeyi geçelim, pazarlamanın- geleceği bol sorulu olacak. Sektör bilgilendikçe ve basit seviyede bile operasyonel detaylar konusundaki güvensizliğini kırdıkça burası daha temiz bir hal alacak. “Big Data” gibi bugüne kadar herkesin minimum 2 kere cümle içinde kullandığı ama ne olduğu konusunda fikri olmayanlarla dolu Türkiye’nin arkamızda kalmasıyla beraber, ne olursa olsun işinin arkasında durabilenler geleceği soru sorup soru cevaplayarak inşa edecek.

Toz bulutu gibi mi geldi?

Şanslısınız şimdi örnek vereceğiz:

Marketing funnel’ı biliyorsunuz değil mi? Ya kesin biliyorsunuz. Bilmeme imkanınız yok. Ama bilmediğiniz şey o 3 sunumdan birinde gördüğünüz _/ grafiğinin 120. yılına geldiği. Konsept süper, lafımız yok ama dijitalin geleceğinden bahsettiğimiz bu yazıda sizin de artık “bak bu reklam, funnel’ın zirvesine bak bu reklam funnel’ın en en en en aşağısına hitap ediyor” gibi yorumları “geçelim bunları” diye karşılamanız. Nasıl cep telefonunuzdan yapamadığınız şey kalmadıysa, reklam formatları da bu şekilde evrildi. Evrilen sadece formatlar olmadı, kanalların birbirleriyle ilişkileri ve bunların ölçümlenmesi de oldu.

Soru 1: Acaba ben tek reklamla huninin (fanılın) kaç noktasına hitap ediyorum? (İpucu: Bir taşla beş kuş)

Soru 2: Benim herhangi bir yerdeki herhangi bir reklamım herhangi bir yerdeki herhangi diğer reklamımın etkileşimine, yani markama, nasıl katkı sağladı? (İpucu: Kullanıcının gerçek yolculuğu)

Tekrar büyük resme dönüyoruz. Pazarlamada en geçerli gördüğümüz konsept olan MAYA (Most Advanced Yet Acceptable)’nın gelecekte daha da hüküm süreceğini düşünüyoruz.

Advanced hale gelmek soruların cevaplanmasını ve bu soru cevaplar da dijitalin tavlayıcılığı olan dinamizmin tekrar canlanmasını sağlayacak. Bu canlanmanın iki önemli çıktısı olacak: Yeni mezun mühendisler bu alana güven duyup dahil olmak isteyecek ve know-how paylaşımı bulşit paylaşımının önüne geçecek.

Acceptable kısmı da biz fazla heyecanlanmayalım diye. 50 yıl ötesindeymişçesine yaşamanın da anlamı olmadığını bize hep hatırlatacak.

Unutmadan VR, AR, robotlar, machine learning, AI, IoT, drone, attribution, programmatic, mobil her geçen gün daha da büyüyor. Influencer, video, vlogger…

Bu yazı ne ya böyle diyenler için çok sevdiğimiz bir sözle bitiriyoruz. Kendinize iyi bakın, bol soru sorun. Hatta bize sorun, beraber yanıtlarız.

“Data dediğin big olur.” Ahmet Terzioğlu

 

Candaş Demir

adXclusive

Head of Performance Marketing  

 

Bu yazı ilk olarak Campaign Türkiye Mart 2017 sayısında yayımlanmıştır.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.