Değişime çok iyi adapte olduk

Filozof John Dewey’nin, insan davranışına dair çok sevdiğim bir cümlesi. 1 yılı aşkın bir süredir, insanlık olarak  gördüğümüz en sıkı sorunlardan birini yaşıyoruz ve tabii bu bizi düşünmeye, üretime devam edebilmek için yollar bulmaya itti. 

Düşünme işlerinde pek antrenmanlı olduğumuzdan ve teknolojiyle halihazırdaki haşır neşirliğimizden sanıyorum, yeni normale en iyi adapte olan sektörlerden biri olduk.

***

Sağlıklı bir yaratıcı süreç, iyi bir fikre, farklı yeteneklerdeki insanların katkı vermesini gerektiriyor. Pandemi döneminde, yerine hızlıca geri koymamız gereken de işte bu ekip çalışmasıydı. 

En başta bazı zorluklarını yaşasak da geldiğimiz noktada sadece birlikte fikir seansı yapmakla kalmıyor, bir metin ya da tasarım üzerinde birlikte çalışabiliyor, bir seti canlı yayında evimizden izleyebiliyor, bir filmin editini uzaktan hep birlikte yapabiliyoruz. Yani artık yarattığımız bu “gerçek hayat simülasyonu” neredeyse mükemmel bir şekilde çalışıyor.

***

Bu simülasyonun hayatımıza getirdiği bir başka değişim de elbette iş / özel hayat dengemize dair. Avrupa’nın en yüksek çalışma saatine sahip ülkesinin, en çok çalışan sektörlerinden biriyiz. Sektörümüz için, özellikle de yaratıcı ekipler için sabahlamak ya da hafta sonları çalışmak, neredeyse rutinleşen bir acı gerçek. Bu durum tabii ki, fiziksel yorgunluğun ötesinde, özel hayatımızı tümüyle ikinci plana atmak anlamına geliyor.  

Pandemi döneminde bu durum büyük oranda değişti. Hala uzun saatler çalışıyoruz hatta bazı durumlarda daha da fazla bilgisayarımızın başında kalmamız gerekiyor. Ama yine de İstanbul trafiğinden geri aldığımız zamanın en azından bir kısmı bize kalıyor. Her molada evde olmak bile, özel hayatımıza daha önce ayıramadığımız zamanı ayırabilmeyi sağlıyor. 

***

Peki bu simülasyon, gerçeğinden daha mı iyi? Bunu söylemek elbette kolay değil. Bu hala bir simülasyon. Bir arada değiliz, bir arada gibiyiz. Bu simülasyonda aklımızda canlananı karşıya aktarmak için -bu ekibimizden biri de olabilir, bir reklamveren ya da yönetmen de- daha fazla efora ihtiyacımız oluyor. Bir fikir ya da sunum odasının sinerjisini elbette ki özlüyoruz. Bir aradayken çok daha hızlı halledebileceğimiz konular, daha uzun bir mesai gerektiriyor. 

Bir başka zorluk da özellikle yeni ilişkiler kurma konusunda yaşanıyor. Bu konuda çok şanslı bir ekibiz. Ekibimizin çok büyük kısmıyla çok uzun yıllardır birlikte çalışıyoruz. Birbirinin bakışından bile anlayan böyle bir ekip için çok büyük zorluk olmasa da, ekibe yeni katılan arkadaşlarımızın Zoom ekranındaki kişilerle kaynaşması eski normale göre tabii ki daha fazla zaman gerektiriyor.  

***

Artıları var, eksileri var ama ne olacağına dair çok da düşünecek bir durum yok gibi duruyor. Gelinen noktada, karşı durulamayacak bir değişim bizi bekliyor. Yapılacak olan, bu yaratıcı süreç simülasyonunu mükemmelleştirmek olacak. 

Hikaye yazımında bir kural var. Karakterinizin gerçekçi olmasını isterseniz, ulaşmak istediği hedefe giden en doğal ve kolay yolu yaptırmanız gerekir. Kolay yoldan yapabilecekken zoru seçtirirseniz, insan doğasına aykırı davranmış olursunuz.

Biz de şu anda işimizi yapmanın bazı yeni kolaylıklarını keşfettik. Sektörü bunları tümüyle terk etmeye zorlamak insan doğasına aykırı olacak. İşimizin bazı kısımlarını evimizden aynı kalitede yapabiliyorsak eğer, öyle yapmaya devam edebiliriz. Ancak bazı anlarda bir arada olsak çok daha iyi olur diyorsak –ki pek çoğumuz için öyle- işte o zamanlar mutlaka yine bir araya gelmeliyiz.

Tabii, -eskisi gibi her gün olur ya da olmaz- bu yeniden bir araya gelme de, bana göre doğamızın bize emrettiği bir durum. Çünkü iyi bir yaratıcı ekip, hayatını birlikte geçiren, birlikte gülen eğlenen, ülkeden, dünyadan, hayattan konuşan arkadaşlardan oluşur. Onları o kadar da uzun birbirinden uzak tutamazsınız.

Emre Kaplan

Rafineri Partner & CCO’su 

 

 

 

Bu yazı ilk kez Campaign Türkiye’nin 112. sayısında yayımlanmıştır.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.