Covid depresyonundan çıkmak

Karbonat olarak salgının ülkemizde de açıklandığı haftanın hemen ertesinde evlerden çalışmaya başladık. Halen de bu şekilde devam ediyoruz. Ajansımızı 2010’da kurduğumuzda altyapısını geleneksel metotlarla değil başta bulut teknolojileri olmak üzere iş süreçlerini dijital platformlardan takip edeceğimiz sistemlerle oluşturmuştuk. Remote çalışma kültürüne sahip olmasak da bir ihtiyaç halinde bunu yapabileceğimizi biliyorduk.

Cenk Gümüşcüoğlu,                                  Karbonat, Kurucu Ortak & Yaratıcı Başkan

Nitekim mecburiyetler sonucunda bu çalışma sistemine geçtik ve dört aydır da yapısal sorunlar yaşamadan hizmet vermeyi sürdürüyoruz. Çalışanlarımızın hem ulaşım yüzünden hem de çalışma arkadaşlarıyla yakınlıktan kaynaklanabilecek endişelerini mesai saatleri içinde yaşamamasını sağladık.

Çalışanlarımız ve müşterilerimiz olmadan bir şirket olamayız, o nedenle çalışanlarımızı korumanın yanında müşterilerimizi de remote çalışmadan olumsuz etkilenmeyecekleri şekilde memnun etmeliyiz. Geçirdiğimiz dönem bunu öğrenme ve iyileştirme açısından bizler için son derece verimli geçti.

Günler hızla geçse de COVID-19 ile ilgili gündemin düşünüldüğü kadar hızlı değişmediğini kabul etmek lazım. Dört ay önce neredeysek hâlâ oradayız aslında ve daha kaç dört ay daha bunun süreceğini de bilmiyoruz. Hem müşterilerimiz hem de biz yeni duygularla tanışıyor, bunlardan fark yaratacak iletişim fikirleri üretmeye çalışıyoruz. Umutsuzluk, çaresizlik, bıkkınlık, öfke gibi duyguların karşısına yeni keşifler, öğrenme hevesi, değişen alışkanlıkları koyaraka yaratıcı fikirler üretilebilecek alanlar açmaya çalışıyoruz. Herkesin buluştuğu ve kimsenin kaçamadığı bir gündem üzerinden farklılık yaratmak da zorlaşıyor. İşin ilginç yanı, sanıyorum hem bu “pişti olma” riski yüzünden hem de duygularımızın kendini koruma altına almasından dolayı bu konuyu işlemekten hepimiz sıkıldık ve Temmuz itibariyle reklamlarda Covid etkisinin azaldı. Tabii ki henüz “ekmek yapmayı öğrendik, yoga yaptık, hadi artık şimdi ofise dönüyoruz” durumunda değiliz ama hayatımızı Covid depresyonunda sürdürmeyeceğimize de karar vermiş gibiyiz. Yine de karşılıklı tolerans, hassasiyet, saygı ve iyimserliğin hem profesyonel hem de özel hayatımızdaki iletişim dilimize girmesine hala çok özen göstermeliyiz.

Günler hızla geçse de COVID-19 ile ilgili gündemin düşünüldüğü kadar hızlı değişmediğini kabul etmek lazım. Dört ay önce neredeysek hâlâ oradayız aslında ve daha kaç dört ay daha bunun süreceğini de bilmiyoruz.

Salgının değiştirici etkisini servis ve turizm endüstrisi haricinde pek gördüğümüzü düşünmüyorum. Restoranların masa servisini ambalajlar içinde yaptığı gibi bir hizmet değişimini otomotivden hazır giyime, elektronikten paketli gıdaya kadar ürün ve ambalaj tasarımlarında daha çok göreceğimizi, bu değişimin de yolda olduğuna inanıyorum. Bu değişimin rekabet iletişimini yapacak olan reklamcıları ve pazarlamacıları da hareketli bir dönemin beklediğini söyleyebiliriz.

Türkiye’nin genç çalışan nüfusuyla bu zorlu dönemi öğrenerek, adapte olarak, moralini yüksek tutarak ve sıkı çalışarak atlatacağına yürekten inanıyorum.

 

Cenk Gümüşcüoğlu,

Karbonat, Kurucu Ortak & Yaratıcı Başkan

 

Bu yazı ilk olarak Campaign Türkiye’nin 102. sayısında yayımlanmıştır.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.