“Çizim yaparak kendimi aradım”

Çizgi dünyayla karikatürlerle tanıştı, şimdi ise illüstrasyonları Stormtrooper kaskında… On parmağında on marifet Burak Şentürk ile mizah dergilerinde başlayan kariyerini ve yer aldığı projeleri konuştuk.

Mizah dergileri, gazetelerin dergi grupları, çocuk kitapları ve eğitim projeleri, markalar ve ajanslar, müzik grupları, festivaller ve ürün tasarımları için görsel katkı sağlayan, ulusal ve uluslararası birçok projede yer alan Burak Şentürk bu ay dergimizin konuğu oldu. Aynı zamanda müzikle de uğraşmış ancak hayatında çizgilere daha çok yer vererek birbirinden başarılı projelerde yer alan Şentürk; Apple Music, Spotify, Green Day, Warner Music, Apple, Red Bull, Nike, Coca-Cola, Star Wars – Disney Türkiye, The Famous Grouse, Converse, Wacom, Vestel, Ülker, İş Bankası, Efes Pilsen, Tuborg, Sütaş, Burn gibi yurt içinden ve yurt dışından pek çok isim için çalıştı

Burak Becan: Profesyonel kariyerinize karikatür çizerek başlamışsınız. Peki, karikatürden illustrasyona geçiş döneminizden bahseder misiniz?

Burak Şentürk: Evet, çocukluğumda çizgi adına en görünür ve popüler olan meslek karikatüristlikti. Mizah dergilerini soluksuz takip ederdik ve oralarda çalışma, eli kalem tutan her gencin hayallerini süslüyordu. Ben de o dergilerde çalışan bir tanıdığımız vasıtasıyla ilkokul 4. sınıfta ilk defa dergi ortamıyla tanışmış oldum. Çizdiklerimi başarılı buldular. Gidip gelmeye başlamıştım ki okulda dersler biraz sekteye uğrayınca babam o kapıyı kapattı. Yıllar sonra üniversitede güzel sanatlarda okurken tekrar dergilerin amatör sayfalarına karikatür götürmek için gitmeye başladım ve dergiye girebilen şanslı insanlardan birisi oldum. Bu dönem aynı zamanda profesyonel müzik kariyerimin başlangıcına denk geliyor. O dönemde mizah dergilerinin asli görevi muhalefetti. Ancak mizaha bakış açısı konusunda belli oturmuş kalıplar vardı ve bunun dışına çıktığınızda köyün delisi muamelesi görüyordunuz. Hatta köşemde çizdiğim bir karikatür sebebiyle Tekin Aral tarafından dergiden atılmıştım.  

Aradan 6 ay gibi bir zaman geçmişti yanlış hatırlamıyorsam. Kendisiyle yolda karşılaştığımızda neden dergiye gelmediğimi sordu. 🙂 Ben de “siz kovdunuz” demedim. Kovduğunu hatırlamadan beni geri işe aldı. Ben yine o dönem için erken sayılabilecek denemeler yapıyordum ve doğal olarak bundan hiç hoşlanmadılar. Patronların düşünce yapısı ve insani ilişkilerdeki kokuşmuşluk sebebiyle birkaç yıllık profesyonel mizah kariyerime veda ettim. Sonrasında çocuk illüstrasyonları ve dergi gruplarında resimlemeler yaptım. Bu süreçte bilgisayar ile çizim ve tasarım yapmayı öğrenme şansım oldu. Geleneksel ve dijital yöntemlerle üretim yapabilme şansım oldu. Ancak müzik kariyerimdeki gelişmeler oldukça pozitif yönde ilerlediği için gerçek anlamda çizmeye uzun bir süre ara verdim ve müziğe odaklandım. Grubumla dönemin hatırı sayılır alternatif gruplarıyla aynı albümlerde yer aldık. Büyük projelerde müzikler yaptık. Bazı albümler yapıldı ve ödüller alındı. Çok uzun bir zaman sonunda tekrar çizmeye başladım. Yeniden çizmeye başladığım dönemde çok renkli ve üretken bir jenerasyonla karşılaştım. Onların çıkardığı işler beni gaza getirdi diyebilirim. “Daha iyi ne yapabilirim?

Kendimi en doğru nasıl ifade edebilirim?” diye uzun süre kafa patlattım ve çok fazla çizim yaparak kendimi aradım diyebilirim. Sonuç olarak çalışmalarımı beni mutlu edebilecek bir noktaya taşımayı başardım.

Burak Becan: Çalışmalarınızda ilham kaynağınız neler oluyor?

Burak Şentürk: Bu, bizim meslektekilerin ve benim çokça karşımıza çıkan bir soru. Her seferinde benim için özel bir şey var mı diye düşünüyorum. Ama yok galiba. Herhangi bir durum, kişi, okuduğum bir kitap ya da dinlediğim müzik etkili olabiliyor. Hatta bazen birisinin yaptığı bir illüstrasyon bende farklı şeyleri tetikleyebiliyor, kamçılayabiliyor ve bende üretme isteği uyandırabiliyor. Özellikle pandeminin ilk yarısında son derece üretken bir döneme girdim. Yollarda geçirdiğim zaman artık bana kalmıştı. Böylece yıllardır yapmak isteyip de zaman bulamadığım işleri yapacak zamanım oldu. Ben de uzun yıllardır hayalim olan, benim yazıp çizeceğim bir grafik roman projesine başladım. Oldukça da iyi bir başlangıç oldu. Kapak dahil romanın ilk 20 sayfasını bitirdim sayılır. Ancak pandeminin ikinci yarısında durumlar daha depresif bir hal aldı ve üretimin kalitesi ile bendeki istekte düşüş oldu. Son 1-2 aydır dışarıdan gelen projeler dışında kendim için pek bir şey yapıyorum diyemem. “Bu da böyle bir dönem olsun. Demek ki buna ihtiyaç var” diye telkinde bulunup, çok fazla da zorlamıyorum kendimi.

Burak Becan: Daha önce farklı mecralarda (yurt içi ve yurt dışı) birçok deneyiminiz var. Bu deneyimler kariyerinizi nasıl şekillendirdi?

Burak Şentürk: Evet, çok farklı mecralarda çeşitli projelerde çalışma fırsatı buldum. Bunlardan bazıları benim kariyerim için oldukça önemli dönüm noktalarını oluşturdular. Sayelerinde kendimi ve işlerimi daha çok insana ulaştırma fırsatım oldu.

Her şeyin başlangıcında Behance Wacom International’i Türkiye’de ve dünyada temsil eden ülkedeki ilk Türk sanatçı olmam benim en önemli kırılma noktalarımdan birisidir. Kendileriyle 3 yıl kadar çeşitli organizasyonlarda yer aldım ve deneyimlemem için bana o dönem ürettikleri en önemli çizim enstrümanlarından olan Cintiq vermişlerdi. Üretimdeki bu yenilik benim üretimde hızlanmamı sağladı. Markanın Amerika’daki büyük yıllık sunumunda dünyadan iki sanatçının çalışmaları yer almıştı. Bunlardan birisi de bendim. Daha sonra The Famous Grouse için yaptığım ve sınırlı sayıda üretilen imzalı özel edisyon kutu tasarımı da büyük ilgi gördü ve kısa sürede tükendi. (https://buraksenturk.com/ the-) Ardından Disney’in Star Wars için düzenlediği Force Friday etkinliği kapsamında bir Stormtrooper kaskını illüstrasyonlarımla kişiselleştirdim. (https:// buraksenturk.com/the-) Bilinirliği yüksek bu markalarla çalışmaya başlamak, beni daha görünür olduğum bir noktaya taşıdı ve ardından çok fazla marka ile ortak çalışmalarımız oldu.

Apple Music, Spotify, Green Day, Warner Music, Apple, Red Bull, Nike, Coca-Cola, Star Wars – Disney Türkiye, The Famous Grouse, Converse, Wacom, Vestel, Ülker, İş Bankası, Efes Pilsen, Tuborg, Sütaş, Burn gibi markaların projelerinde yer alma şansı buldum. Her bir markanın ve projenin kariyerime farklı katkıları oldu. Ancak özellikle Spotify tarafından yapımcılığı üstlenilen ve dünya genelinde yayınlanan Green Day belgeseli “The Early Years” için çizdiğim konsept illüstrasyonlar serigrafi ile sınırlı sayıda basıldı ve grup elemanları tarafından imzalandı. Aynı zamanda bunların animasyonları da hazırlandı ve belgeselin her bölümünde kullanıldı. Bu çalışma grubun dikkatini çekti, bağlı bulundukları Warner Music benimle irtibata geçti ve Amerika turnesinin 3 konser ayağı için üç adet poster çalıştım. Bu pastanın kreması olarak da Sunset Bulvar’daki efsane rock mekanı Whiskey A Go Go’nun duvarları benim illüstrasyonlarımla süslendi. Bu proje zinciri sonrası özellikle yurt dışındaki projelerin ilgisini ve dikkatini çekmeyi başardım. Son yıllarda, uluslararası alanda içinde bulunmaktan son derece memnun olduğum iki proje var. İlkinde Apple Music tarafından Türkiye için oluşturulan Zirvedekiler: Türkçe Rock listesinin kapak illüstrasyonunu çalıştım. Apple ile çalışmak harika ve gördüğüm en profesyonel deneyimdi diyebilirim. Viña Rock’ın 25. yılını kutlayacağı 2020 festivalinin posterini ve kurumsal kimliğini tasarladım.

Burak Becan:Aslında yaptıklarınızla pek çok kişinin hayal bile edemeyeceği projelere imza atmışsınız. Bundan sonrasında neler var planlarınız arasında?

Burak Şentürk: Hedefim daha büyük kitlelere ulaşabilmek için özellikle yurt dışında daha fazla ve ses getirecek projede yer alabilmek. Bir süredir ara verdiğim editoryal illüstrasyonlara geri dönebilirim. Belki tekrar bir çocuk kitabı yazıp resimleyebilirim. Ayrıca uzun zamandır aklımda olan fakat zaman bulamadığım ikinci kişisel sergim için büyük ebatlı kağıt ve tuval işleri yapmak istiyorum. Bir de başladığım grafik romanımı bitirmek ve onun için bir fonlama çalışması yapıp gerekli bütçeyi toparlayabilirsem yayınlamayı çok istiyorum. Bunları ne zaman gerçekleştirebilirim bilmiyorum. Şu an kendime dışarıdan baktığımda kısa vadeli bir duraklama dönemine girdiğimi görüyorum. Çok üretken olmadığım bir dönemdeyim. Ancak bugüne kadar bu tip dönemler sonunda kendi adıma büyük patlamalar gerçekleştirmiştim. Umarım bu  defa da böyle olur. Şartları zorlamadan kısa ve uzun vadeli hedeflerime ulaşmayı planlıyorum.

 

Bu yazı, ilk olarak Campaign Türkiye’nin 103. sayısında yayımlanmıştır.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.