Cinsiyetçi bir müşteriniz olsaydı?

Cinsiyetçi bir müşteriniz olduğunu anlasaydınız konkuru iptal eder miydiniz? Prensipler bazen işinize mal olabilir.

Potansiyel bir müşteri ile telefonda görüşüyordum briefleri hakkında. 2018’in başlarında global ağın bir parçası olan 450 kişilik dijital ajans için yeni bir müşteri bulmak benim sorumluluğumdaydı. Telefonun diğer ucundaki ise her yıl yüz milyonlarca iş yapan ve bizim uykumuzda yaptığımız işe (yaratıcılığa) ihtiyacı olan uluslararası bir ayakkabı markası idi. Bağlantılarımızın eski çalışma arkadaşlarından bazılarını iş sahibi yaptığımız da oldu ve tüm müşterilerle çok iyi geçindiler.  

Müşteri, bize bir iyilik yapıyormuşçasına harika bir sesli görüşmeyi sonlandırırken müşteri ekibimizin “hoş kızlar”dan oluşması gerektiğini çünkü yönetmenin “göze hitap eden” insanları sevdiğine değiniyor. Yönetmenin, yirmili yaşların sonlarındaki kadın müşteri direktörleri ile tanıştığını söyledikten sonra bir sektör etkinliğine davet edildiğimizi hatırlıyorum.

Bir yıldan daha uzun bir süre sonra Twitter’a sordum: Bu yoruma tepkin nedir? Bir ajans sahibiyim, müşteriyi devreye sokabilecek %59 ile işi yürütebileceğimi düşünmek istiyorum. Toplantıyı iptal edin.  Bununla birlikte o zamanlar bazı işten çıkarmalar yaptık ve başka bir yöne doğru ilerledik. İki kar uyarısı verildi. Hisse bedelimizin sadece birkaç yıl içinde %60’a düştüğünü gördük. Bunu patronumla nasıl konuşabilirdim?

Bill Bernbach bir prensibin ancak size bir şeye mal olduğu sürece prensip olduğunu söyledi. Bir orta kademe yönetici, ateş hattında değildim ancak patronum öyleydi. Son işe alımlar yapıldı. Bu prensibi sürdürmek bana bir şeye mal olmayacaktı.

Öyle olsa bile bundan vazgeçmem, ödün verdim; dört erkekten oluşan bir ekiple konkura girdik ve kaybettik. Londra’daki en iyi yaratıcı ajansların birinden yeni bir yönetici yaratıcı yönetmen atadık ve en iyi çalışmalarımızdan bazılarıyla konkura girdik ancak geri bildirim; “kadın odaklı bir marka” için sürdürülebilir bir ekip olmadığımızdı.

Başarılı (network) ajansından bir arkadaş benim tweet’imi gördükten sonra iletişime geçti: “Bu markayı kastettiğinizi düşünüyorum.” Patronun müşteriye oldukça çirkin yollarla kendini göstermesi ve ajansın nihayetinde yönetmenin davranışı nedeniyle anlaşmayı bozması gibi olayların çokça yaşandığını duymuştum.

Geçtiğimiz birkaç yılda Campaign sayfalarında iki konu hakimdi: Reklam dünyasındaki eşitsizlik ve ajans holding gruplarının çöküşü. Bu konular birbiri ile bağlantılıydı. Satış hedefleri de gerekliliktir ve birçok seviyede kötü kararlara sebep olur. En büyük ajanslar mücadeleye devam ederken arkasında durduğunuz her prensip, çalışma arkadaşlarınızdan birine mal olur. 

Eski işverenlerimin doğru yoldan saptığını hiç görmedim: En başta eşitliği ve herkesin refahını gözettiler. Konkurdan çekilsem de (içinde bulunduğu stresten bağımsız olarak),patronumun beni destekleyeceğinden oldukça şüpheliyim. Bu baskının fazlaca hissedildiği ortamda iş arkadaşlarınızı en iyi destekleme yönteminiz nedir? Kötü davranılan müşterilerden uzak tutarak mı yoksa işlerini kaybetmemelerine yardımcı olarak mı? 

Stephen Kenwright 

Rise at Seven Kurucu Ortağı ve Teknik Direktörü

 

 

 

Bu yazı ilk kez Campaign Türkiye’nin 92. sayısında yayımlandı. 
Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.