Çalışma ve özel zaman ayrımı

 Ender Buruk,                                       Wunderman Thompson, CEO

Şubat ve Mart aylarında COVID19’un daha önce görüldüğü ülkelerde hayata olan etkisi ve ajansımızın yurtdışındaki şubelerinin COVID19’dan nasıl etkilendiğini çok yakından takip ettiğimiz için hem Türkiye’de hayatın belirli bir ölçüde duracağını hem de ofisimizin belirli bir süre kapanmasına yol açacak önlemler almamız gerekeceğini tahmin ediyorduk. Bu sebeple hızla tüm sistemlerimizin ofis dışından bağlanmaya uygunluğunu test ettik ve diğer WPP şirketleri ile de uyumlu olacak şekilde 17 Mart’ta ofis dışından çalışma düzenine geçtik.

COVID-19 ile beraber tüketicilerin hayat tarzı, hayatı algılaması ve beklentileri oldukça değişti. Hem müşterilerimiz hem de biz, bunları anlamaya ve yaptığımız işlerde uyum sağlamaya çalıştık. Ayrıca evden çalışmak ile beraber gelen “çalışma zamanı – özel zaman ayrımının” bir miktar kaybolması söz konusu oldu. Bu  sebeple başlangıçta çok çalışmakla beraber verimliliğimizi de arttırmaya özen gösterdik. Tabii bir de reklam yapımlarının da duraksaması söz konusu – tüm setler durmak zorunda kaldı.

Tüm bunlarla beraber bu dönem oldukça yaratıcı işleri piyasaya çıkarttığımız bir dönem oldu. Örneğin; Adidas Uncancelled Cup bunun en güzel örneği. Pandemi döneminin başında çekimle değil, ama desktop olarak iletişim üretme ve çevrim dışı mecralardan çevrim içi mecralara kayan kaynak ve enerji ile yaratıcı ve keyifli işler yapma imkânı bulduk. Ancak, zaman içerisinde büyük fikrin ve marka hareketlerinin daha da önemli olmaya başladığı bir döneme girdik.

COVID-19 başlangıcından itibaren Amerika ve Avrupa’da iletişim amaçlı e-mail’lerin açılma oranlarının arttığı gözlemlendi, zaman geçtikçe de biriken data ile tüketicilerin yeni davranışlarını daha iyi anlama fırsatı ortaya çıktı.

Evden çalışmaya başladıktan bir süre sonra çalışma modeli oturmaya başladı çünkü hem tüketicilerin yeni yaşam tarzlarını, algılarını ve beklentilerini daha iyi anlamaya başladık hem de müşterilerimiz ve biz yeni çalışma düzenine alışmaya başladık. Teams ve Zoom gibi farklı görüşme araçlarını da daha iyi kullanır hale geldik. Böylece çalışma şeklimiz bir düzene oturdu ve verimliliğimiz arttı.

Tabii ki ofiste olmanın getirdiği pek çok şeyden şu anda uzağız: Toplantılarda yüz yüze olmanın getirdiği karşıdakini daha iyi anlama, koridorda karşılaşıp “şu konu nasıl gidiyor?” diye ayak üstü bilgi alma ve fikir değiş tokuşu, birlikte bir kahve içerek ya da yemek yiyerek konuşmak ve tabii ki iş yeri arkadaşlığının sevgisi ve muhabbeti.

Gene bizim ajansın iş portföyünün önemli bir kısmını oluşturan data/CRM konusunda şunu da belirtmekte fayda var: COVID-19 başlangıcından itibaren Amerika ve Avrupa’da iletişim amaçlı e-mail’lerin açılma oranlarının arttığı gözlemlendi, zaman geçtikçe de biriken data ile tüketicilerin yeni davranışlarını daha iyi anlama fırsatı ortaya çıktı. Dünyadaki ve Türkiye’deki önemli data/CRM ajanslarından biri olarak biz de müşterilerimizin bu konulardaki taleplerinin arttığını gözlemledik.

Önümüzdeki dönemin neler getireceğini, pandeminin ne şekilde seyredeceğini bilmek imkansız. Ancak şunu söyleyebilirim: Tüketiciler, müşteriler ve bizler için pandemi döneminde edinilen alışkanlıkların büyük kısmı kalıcı olacak ve ofis-ofis dışı karışımından oluşan, daha esnek çalışma saatleri içeren bir düzenle devam edeceğiz.

 

Ender Buruk,

Wunderman Thompson, CEO

 

Bu yazı ilk olarak Campaign Türkiye’nin 102. sayısında yayımlanmıştır.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.