Bu, geçici bir süreç

Tag Warner, içinde bulunduğumuz sürecin neden yeni normal olarak tanımlandığı üzerinde duruyor ve “unutmayın ki; bu, yeni normal değil. Sona erecek geçici bir süreç” diyor.

Şu anda içinde bulunduğumuz durum daha önce eşi benzeri görülmemiş bir şey. Küresel bir sağlık krizi ortaya çıkıyor, ardından toplumsal olarak komaya giriyoruz ve dünya ekonomisi adeta can damarlarından oluyor. Şu anda yaşadığımız tam olarak bu.

Şimdi son günlerde sık sık tekrarlanan “yeni normal” kavramını yeniden düşünelim.

Mesele şu ki; bu, “yeni normal” filan değil. “Normallik” ve “tutarlılık” konusundaki takıntımız, sıkıntıyla karşılaştığımızda onu yanlış anlamlandırmamıza neden olabiliyor. Son derece sahte bir şekilde dirençli durmaya çalışıyoruz ve kendimize “buna alış; çünkü bu, yeni normal” diyoruz.

Halbuki normal olmayan bir şeye karşı olumsuz tepkiler verdiğimiz, kendimizi kötü hissettiğimiz için utanmamalıyız. Ama her şeyin aynı şekilde ilerlemesi bir çeşit tutarlılık olarak görünüyor gözümüze; plan yapabilmemizi ve tahmin edebilmemizi sağlıyor.

Küresel bir LGBT + markasına liderlik etmek ve her gün milyonlarca insanla konuşmak son dört hafta boyunca benzeri görülmemiş bir zorluktu. Endüstriden birçok arkadaşımın farklı bir tepki gösterdiğini fark ettim; hala ofise gidiyor, çekim programlarını takip ediyor, müşterilerle sözleşme yapıyor ve son teslim tarihlerini zorluyorlar. Üstelik böyle bir kriz yaşanırken…

Çünkü LGBT + topluluğunda yer alan pek çok kişi, fiziksel bağlantılar sayesinde ortak bir kimlik duygusu paylaşabiliyor. Geleneksel aile yapılarımız olmayabilir veya evde dışlanıyor olabiliriz. Bu da bir yandan fiziksel bağlantı ihtiyacımızı açıklarken bir yandan da biyolojik aileleriyle birlikte yaşayan genç kitleler için bir perspektif yaratabileceğimizi gösteriyor.

Onlara içerikler yoluyla ulaşabiliriz. Birbirlerine sadece bir süre dayanmak yerine bu duruma sonsuza dek alışmaları gerektiğini söylememiz gerekiyor. Önümüzdeki haftalarda Onur Haftası kutlamaları ertelendiğinde ya da iptal edildiğinde ortak kimlik duygumuzun kaybı daha da çok hissedilecek. Bunlar LGBT + insanlar için son derece kritik anlar.

Covid-19 ile tutarlılık kavramını daha çok düşünmeye ve anlamaya başladım.

İçimizdeki “sakin ol ve devam et” sesi, hepimizin hissettiği gerçek deneyimi görmezden gelip yok sayma çabasından başka bir şey değil. Daha da önemlisi, müşterilerimizin ve hedef kitlemizin yaşadığı deneyim… Bu yüzden insanların tutarlılıkla ilgili içgüdüsel isteklerine katılırken; meslektaşlarımıza, müşterilerimize ve izleyicilerimize başka bir biçimde tutarlılık sağlamalıyız.

Seyahat edemiyoruz, evlerimizi kendi özgür irademizle terk edemiyoruz, sosyal hayatlarımız beklemede… Birdenbire, hazırladığımız kampanyalar bile gündem dışı görünmeye başladı.

Aslında insanlar her şeyin normal olmadığını bilmek istiyor. Biliyorum bu, size pek doğru gelmiyor. Ama ekipleriniz ve müşterilerinizle “yeni normal”i sürdürüyorsanız, bu sadece işinizle gerçek dünya arasındaki boşluğu genişletir.

İyi hissetmek için yeni bir normallik yaratmamız gerekmiyor. Tüm bu süre boyunca, personelimizin fiziksel ve zihinsel refahını desteklemek her şeyden önemli. Önümüzdeki yıllarda bu yaşadıklarımızı çoğumuzun unutacağını sanmıyorum. Herhangi bir yara izi gibi kalacak, zamanla bu inanılmaz derecede üzücü ve yıkıcı deneyimden çıkan bir şeyleri kabul etmeyi, takdir etmeyi ve hatta kutlamayı öğreneceğiz.

Ama unutmayın ki; bu, yeni normal değil. Sona erecek geçici bir süreç. Evet, yıllarca kalıcı bir etki bırakacak, ancak birçoğumuz olabildiğince çabuk “normale dönmek” için elimizden gelenin en iyisini yapacağız.

Tabii ki de yaşadığımız bu deneyimi önemsizleştirmeyelim ya da kınamayalım ama ama bizi şekillendirmesine ve değiştirmesine izin verelim.

Tag Warner
Genel Müdür, Gay Times

 

Bu yazı ilk olarak Campaign Türkiye 98. sayısında yayımlanmıştır.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.