Boşverin cari açığı merak edilen Özge…

Kağıt gazetelerin TV’lerdeki reyting veya internetteki tık derdi yok. Eğer bu rakamlara birazcık baksalar sayfalarına cari açık haberleri doldurmak yerine Özge Özpirinçci haberi koyarlardı… Fena mı olurdu? Hayır!

Özge Özpirinçci…

Televizyonların her sabah reyting karnesinin yayınlanması çokça eleştirilir. Evet reyting kaygısı nedeniyle ‘ortalama vatandaşın hoşlanacağı’ yapımlar üretilip duruyor, kaliteli yapımlar izleyemiyoruz. Benzer durum daha da sert bir rekabetle internette yaşanıyor. Ortalama zekanın -hatta daha altının- anlayabileceği popüler haberlerle donanmış markalar Türkiye’nin en çok tıklanan siteleri halinde.

Peki biraz da tersini düşünelim.

Ölçüm yapılmasa ne olacak?

TV’ler ve internet için böylesine bir ölçümleme yapılmasa, herkes istediği ‘kaliteli içeriği üretsin’ denilse karşımıza nasıl TV kanalları ve internet siteleri çıkacak?

Çok kaliteli diziler, muhteşem yorumlarla süslü internet siteleri mi bekliyorsunuz?

Bence heveslenmeyin.

Kağıt gazeteler için bugün hiçbir ölçümleme yapılmıyor. Türkiye’de 2-3 gazete dışında seviyenin ne olduğu ortada. Gazete tirajları -ki bu bir ölçümleme metodu sayılmaz- patronların bile umurunda değil. Bütün gazeteler bedava dağıtımla marka erişimlerini artırma peşinde. BİAK’ın yaptığı ölçümlemeler ise sektör içinde danışıklı dövüşten başka bir şey değil.

Rihanna… Artık kimse onun soyunmasını merak etmiyor. Ama gazeteciler bunun farkında mı?

Mesela TV’de her an, her dakika anlık reytingler ölçümlenebiliyor. İzleyicinin hangi dakika ne tepki verdiği, ekranda kimi gördüğünde kanal değiştirdiği pekala bilinebiliyor.

İnternette durum daha korkutucu… Kim hangi başlığa tıklıyor, hangi haberde kaç dakika geçiriyor, sitedeki mouse hareketleri, galerilerde ilerlediği fotoğraf sayısına kadar anlık ölçümleme yapılabiliyor.

Durum böyleyken TV ve internette çıkan ürün, bir anlamda okur tarafından yönlendirilmiş oluyor. Ne olur kimse “Siz kaliteli bir şey yaptınız da biz izlemedik mi?” demesin.

Okunmayan bir haberin internette manşette kalması, izlenmeyen bir dizinin ekranda durması bu çağın ekonomik koşullarında mümkün değil.

Peki bundan kağıt gazetelerin çıkarması gereken dersler yok mu?

Bence var…

Sakın kağıt gazeteler “Biz kaliteli işler yapıyoruz, internet gibi değiliz” hayalciliğine kapılmasın. Ölçülmüş verilerin gerçekliklerine baksınlar.

Aslında her gazetecinin, muhabirinden editörüne, yazarından yayın yönetmenine günlük ve anlık internet tıklamalarını görmesi lazım.

Ölçümlemelerden çıkardığım dersler

Naçizane bir dijital gazetecilik çalışanı olarak buradan kağıt gazetede çalışan arkadaşlarıma ve meslek büyüklerime ölçümlemelerden çıkardığım derslerden kısa bir özet sunmak isterim…

• EKONOMİCİLERE: Asla cari açık haberlerine ekonomi sayfalarınızda yarım sayfa filan yer vermeyin. Kimse okumuyor. İnternette en süslü başlıklarla filan bile yüz kişi tıklamıyor. Kağıt gazetenizin üstünde bir kamera olsa da keşke kaç kişinin okuduğunu saysa. İddiaya girerim grafiklerle süslü yarım sayfa çok iyi işlenmiş bir cari açık haberini 50 kişi bile okumuyor. (“Biz onu karar verenler için yazıyoruz,  sen ne anlarsın, o haberi Mustafa Koç okusa yeter” diyorsanız patronunuzu kandırırsınız ama ben yemem… Herhalde koskaca holding patronu şirket planlamasını gazete haberine göre yapmıyordur.)

• MAGAZİNCİLERE: Rihanna, Madonna, Hülya Avşar, Sibel Can eskide kaldı… Kimse artık onları merak etmiyor. Rihanna’nın soyunması ya da Sibel Can’ın bininci kez zayıflaması artık haber değil. Fakat gazeteler sittin sene bu haberlerle işin yürüyeceğini sanıyor.

Selahattin Demirtaş… Her lafı ayrı başlık.

Yeni kahramanlar türedi uyanık olun, sosyal medyayı takip edin. Bu isimler internet ölçümlemelerinde hemen kendini belli ediyor. Editör ve muhabirlerin bu isimleri fark etmesi lazım.

Kimler mi? Hadi iki tanesini söyleyeyim…

Özge Özpirinçci: Aşkta kaybeden, mağdur… Yıkılmadı ayakta kaldı, bu yüzden özellikle kadınlara sempatik geliyor. Yüzü güzel, Türk tipi bir kadın olduğu için de merak ediliyor. (Zaten hem Coca-Cola gibi bir marka keşfetmiş ki reklamında oynatıyor, hem de FOX TV’deki dizisi reytinglerde 1 numara.)

Selahattin Demirtaş: Cumhurbaşkanlığı seçimleri sonrası büyük sükse yaptı. Her lafı ayrı bir başlık. Sözü evirip çevirmeden net konuşuyor. Davutoğlu haberlerinden çok daha fazla ilgi çekiyor. Nefret eden bile acaba ne demiş diye bakıyor.

Levent Ertem

Campaign Türkiye Yayın Danışmanı

@ertembey

 

 Bu yazı Şubat 2015 tarihli Campaign Türkiye’de yayınlanmıştır. 

 

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.