Boş kağıttan korkmayan bir “Tuzlu Kadın”: Beril Ateş

KAFA çizimhane’nin yaratıcısı Beril Ateş, bize ilham kaynaklarını, illüstrasyonlarıyla oynadığı oyunları, tasarımlarına gizlenmiş ruh hallerini anlattı.

Beril Ateş, özgün stili ve “tuzlu” illüstrasyonlarıyla öne çıkan bir sanatçı. Tanıdığınız herkese hediye etmek isteyebileceğiniz ürünleri ve deniz kokan bir Instagram hesabı var. Kendisiyle çok keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik, çalışmalarının ve planlarının yanı sıra hayata bakış açısını da öğrendik.

Campaign Türkiye Beril Ateş kimdir, biraz kendinizden bahseder misiniz?

Beril Ateş Ankara doğumluyum. Bilkent Üniversitesi Grafik Tasarım Bölümü’nü birincilikle bitirdikten sonra New York / Parsons School of Design’da Monoprinting üzerine eğitim aldım. 4 senedir İstanbul’daki stüdyomda sanatsal aktivitelerime, eğitimlere ve sektörel iş birliklerime devam etmekteyim.

Campaign Türkiye Tasarım/illüstrasyon yolculuğunuz ne zaman ve nasıl başladı?

Beril Ateş Bu aslında erken yaşta başlayan bir yolculuk benim için. İlk resmimi 1 buçuk yaşımdayken yapmışım. O günden beri aynı hız ve tutkuyla çizmeye devam ediyorum. Tabii 2010 sendesinde Istituto Europeo di Design’da (Barcelona) aldığım illüstrasyon eğitimi bu tutkuyu iyice pekiştirdi ve döndüğümde, hâlâ üniversitede okurken, ilk sergimi açma fırsatını yakaladım. Geçtiğimiz sene 8. kişisel sergimi gerçekleştirdim. Bu sanatsal süreç işimin diğer yüzü olan firma iş birliklerine çok güzel yansıdı. Tasarım ve sanatı gündelik hayata adapte edebiliyor olmak çok keyif verici.

Campaign Türkiye İlhamı nerede arar, nasıl bulursunuz?

Beril Ateş İlham için belli metotlarım yok. Genel olarak hayattan keyif almaya bakıyorum. O zaten bir sofrada, deniz kenarında veya esnafın bir cümlesinde beni buluveriyor. Sonra karşılıklı oyun oynuyoruz…

Campaign Türkiye KAFA çizimhane’den biraz bahseder misiniz?

Beril Ateş KAFA çizimhane 2011 senesinde bitirme projem olarak yarattığım, çizimlerimi ürünlere çevirdiğim tasarım markam. Kartpostal kitapları, rozetler, bardak altlıkları, sticker gibi birçok ürüne sahip. KAFA’nın en büyük özelliği ise ürünlerin %90’ını atölyemde kendim üretiyor olmam. Mezun olduktan sonra çeşitli müze mağazaları ve tasarım dükkanlarında satılmaya başlandı. Şu an bütün ürünlerim Beril Ateş Online Shop çatısı altında. Ekim ayı itibarıyla hem eserlerimin orijinal / print versiyonlarına hem de tasarım ürünlerime shop.berilates.com adresinden ulaşabilirsiniz.

Campaign Türkiye Şu anda neler yapıyorsunuz? En yeni çalışmanız olan şişenin tasarlama sürecini merak ediyoruz…

Beril Ateş Şu an tam anlamıyla aylardır üzerinde çalıştığım “Yeniden Yaz” 2018 Koleksiyonu’nu rakı sofralarında görmenin büyük keyfini yaşıyorum diyebilirim. Emek verilen işlerin insanları gülümsettiğini görmek ve karşılığını keyifle almak benim mesleğim için epey tatmin edici bir durum. Çünkü bizim insanımızın gerçek bir sofra muhabbeti var. Bu anlara tasarımımla eşlik edebiliyor olmak müthiş bir mutluluk.

Yeniden Yaz 2017 Koleksiyonu’nu tasarlarken her şey bir anda oluverdi. Rakı içmeyi seven bir kadın sanatçı olarak sanki yıllardır yaptığım çizimlerle, yazdığım yazılarla bu ana hazırlanıyormuşum gibiydi. Çok sevdiğim bir meyhanenin balkonuna oturdum, rakımı koydum ve çizmeye başladım. Bu kadar akıcı bir süreç olmasının sebebi sanırım benim yıllardır rakının adabına, insana kattıklarına, sofrasına olan hayranlığım sebebiyle her resmimde onu bir yere iliştirmem ve yıllardır bir rakı şişesi tasarlamayı hayal etmem olabilir. Sofra esnasında tuttuğum rakı defterlerinin de katkısı oldu tabi. Oldukça heyecan verici bir başlangıçtı doğrusu. 2018 Koleksiyonu’nun aynı heyecanla devam etmiş olması beni yaptığım işe daha çok bağlıyor. 2017’nin ilhamı; ılık bir akşamüstü deniz kenarında dostlarımla oturduğum bir rakı sofrasına dayanıyor. 2018 ise bu sofranın bizi şişede balığa nasıl dönüştürdüğünü anlatıyor.

Campaign Türkiye Bu süreçte, Orhan Veli’nin “…Bir de rakı şişesinde balık olsam” sözünden yola çıkma hikayenize de değinir misiniz?

Beril Ateş Yaz mevsiminin bana verdiği ilhamı tarif edemesem de yazın eşlik ettiği rakı sofralarını ayrı bir seviyorum. Bu yüzden bu seneki şişemin ilhamı tam olarak buradan, yani Orhan Veli’nin “…Bir de rakı şişesinde balık olsam” sözünden geliyor.

Oturup düşündüm, bizler acaba hangi aşamada dönüşmeye başlıyoruz? Meze, müzik, muhabbet, derin mevzular derken kuyruğumun çıkmaya başladığını hisseden bir tek ben miyim? Demem o ki, rakı sofraları benim için bir “iyileşme / dönüşüm / evrilme” alanı. Bir kez bu sofraya oturduktan sonra eskisi gibi olunmuyor, iyileşmiş / dönüşmüş ve biraz da özüne dönmüş şekilde kalkıyoruz sofradan. Yeniden kendimiz oluyoruz. Bu yüzden rakı sofraları bir “portal” benim için. Rakı içmeye başladıktan sonra başlayan bu eşsiz dönüşümün bizi bu portallardan daha keyifli ve saf yerlere çıkardığına inanıyorum. Bu yüzden koleksiyonun alt metninde “Peki bu portal nereye çıkar?” sorusunu soruyorum insanlara.

Bunlardan yukarıdaki “insanı” yani bizlerin rakı sofralarında hissettiği cümbüşü ve duyularımıza hitap eden her türlü güzelliği temsil ediyor. Alt kısımda ise bu cümbüşle dönüşüm sürecini gösteriyorum. Öyle güzel duygularla dönüşüp yeniden biz oluyoruz.

Campaign Türkiye Şişe tasarımında kullandığınız balık ve gövdesindeki boşluğun anlamı nedir?

Beril Ateş Ben resimlerimde genellikle, içimizde gizlediklerimizi şeffaflaştıran bir alan kullanıyorum. Bu bir sevgi, nefret, özlem gibi herhangi bir ruh halini temsil edebilir. Şişe üzerinde kullandığım balığın gövdesinde yer alan boşluk ise, “Kalbimdeki Deniz”i temsil ediyor. Çünkü hepimizin gönlünde içten içe dalgalanan, zaman zaman kokusuna özlem duyduğumuz bir deniz yatar. Göremesek de var olduğunu bildiğimiz, bizi şişede balık olmaya iten o tarif edilemez dürtü gibi.

Campaign Türkiye Instagram’da “Tuzlu Kadın” adında bir hesabınız var. Neden “Tuzlu Kadın”?

Beril Ateş Denize, tuza, balığa olan sevgimden dolayı yazın tuttuğum sanat günlükleri daha bir renkleniyor. Senelerdir tuzlu su ve suluboyayla çizdiğim günlüklerimden birine bir gün “Tuzlu Kadın makbuldür” yazdım. Kadının tuzlu haliyle daha doğal ve güzel göründüğüne inandığım için belki de… O günden beri bana Tuzlu Kadın diyorlar. Yani Tuzlu Kadın benim bir nevi alter-egom. Kışın hasretlenip, yazları kavuşuyoruz kendisiyle.

Campaign Türkiye Önümüzdeki dönemde yeni projeleriniz var mı?

Beril Ateş 2019 senesi için balıklardan oluşan büyük bir sergi hazırlığındayım. Bir yandan uzun süredir üzerinde çalıştığım kitap projelerimi hayata geçirmeyi hedefliyorum. Bunların dışında yine heyecanlı sürpriz projeler yolda…

Campaign Türkiye Son olarak, illüstrasyon alanında kariyer hedefleyen birine neler söylemek istersiniz?

Beril Ateş Başlangıcın sırrı; “boş kağıttan” korkmamak bence. Önünüze koyduğunuz kağıda karşı cesur olun. Çünkü ne zaman isterseniz o kağıdı çöpe atabilir veya yenisinden devam edebilirsiniz. Boş kağıtların sanatınıza mani olmasına izin vermeyin ve bir  an önce başlayın.

Dikkatimi çeken bir diğer konu ise sanatın sosyal medyada bir beğenilme aracı olarak kullanılması. Bunu yapmak yerine kendiniz olun ve kendi tarzınızı yaratın. Acele yapılmış özensiz işler size hiçbir şey katmayacaktır. Size siz olduğunuz için iş teklif eden müşterilere ihtiyacınız olacak.

Sanatınızı firma iş birliklerine çevirmeye başladığınızda disiplinli ve sabırlı olmanız önemli. Bu noktada kendi tarzınızdan ödün vermeden firmanın kurumsal çizgilerine kendinizi en doğru şekilde adapte etmeye çalışın. Müşteri-sanatçı arasındaki iletişim önemli.

Ve tabii ki bütün bunları yaparken tutku ve samimiyetinizi asla bırakmayın. Eğer bunlar kaybolmaya başladıysa bir sıkıntı var demektir.

Bu yazı ilk olarak Campaign Türkiye’nin 81. sayısında yayımlandı.

 

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.