Bilinçaltımızda hâlâ taraf tutuyoruz

Bir İngiliz TV programı olan Have I Got News For You’nun 55. sezonunu kutlamak üzere programın ekip yöneticileri olan Ian Hislop ve Paul Merton, genellikle haber gündemini belirleyen yayınlardan biri olmayan Radio Times’a bir röportaj verdiler.

ITN sunucusu Tom Bradby ile konuşurken ikiliye program konukları arasındaki cinsiyet eşitsizliğine dair bir soru yöneltildi. Hislop, kadınların daha çekingen oldukları için programa daha seyrek davet edildiklerini söyleyerek programda sık sık alaya alınan gazete manşetlerinden birine dönüştü.

Funny Women’ın kurucusu Lynne Parker ise programdaki cinsiyet dengesi konusunda tamamen farklı bir görüşe sahip. Guardian’ın sorularına cevap veren Parker, programa katılacak kişilerin rezervasyonlarını yapan yetkilileri suçluyor. Ona göre rezervasyon yetkilileri, kendilerine canlı komedi programlarıyla bir kariyer inşa etmeye çalışan ve desteğe ihtiyaç duyan kadınlar yerine daha önce de programa katılmış ve iyi sonuçlar getirmiş, çoğunluğu erkeklerden oluşan kişilere yöneliyorlar.

Hepimiz bu işin içindeyiz

Aslında bu durum, biraz da taraflı seçimler yapmamızla ilgili. Bu tip programlarda sadece erkekleri görürsek, biz de sadece erkeklerin bu konuda yetenekli olduğunu veya sadece onların katılmak istediklerini düşünmeye başlıyoruz. Bu nedenle sadece onlar programa davet ediliyorlar.

Elbette bu sadece uzun süredir devam eden panel tarzı programlarla kısıtlı değil. Toplum ve kültürel alışkanlıklar bazında da öne çıkardığımız, kutladığımız ve özendiğimiz kişiler büyük ölçüde erkeklerden oluşuyor. Komediden spora, politikadan sanat ve iş yaşamına, konu ne olursa olsun, “varsayılan” olarak gördüğümüz kişiler genellikle erkekler.

Bilinçli ya da bilinçsiz olarak, reklam ve pazarlama dünyasında da aynı döngüyü yaşıyoruz. Üstelik size bir haberim var: Sadece erkekler değil, kadınlar da bu işin içinde. Yaklaşık 18 ay önce bir sunuma son dokunuşlarımı yapıyordum. Kendimle çok gurur duyuyordum çünkü sunum çarpıcı kültürel referanslarla, harika marka örnekleriyle, müthiş bir hikaye anlatımı ve göz alıcı görsellerle hazırlanmıştı. Bitirdiğim zaman sunumu eşim Annabel’e gösterdim. Beni sadece tüm sunum boyunca tek bir kadına atıf yapmamayı becerdiğim için tebrik etti.

Sadece onun eleştirisi yüzünden değil, kendi taraflı bakış açım nedeniyle de yıkıldım. Böylesine rahatsız edici bir kanıtla karşılaşana kadar taraflı olduğumu kesinlikle reddederdim.

Aslına bakarsanız, sunumlarımızdan konferanslara, stratejilerimizden yaratıcı çalışmalarımıza kadar sektörümüzün her alanında alıntıladığımız kişiler, öne çıkardığımız markalar ve övgülere boğduğumuz kurumlarda bakış açımız genellikle erkekleri yüceltme tarafında.

Bilinçli ya da bilinçsiz olarak, reklam ve pazarlama dünyasında da aynı döngüyü yaşıyoruz. Üstelik size bir haberim var: Sadece erkekler değil, kadınlar da bu işin içinde.

Erkek ya da kadın olmanız fark etmez, üşenmeyin, bakın. Son yaptığınız ya da dinlediğiniz sunumdaki cinsiyet dengesini, pazarlama alanında, kültürel ikonlarda, teknoloji şirketlerinde veya markalarda kimlerin referans verildiğini veya yüceltildiğini gözden geçirin. Bunların çoğunun erkeklerden oluşmadığını, erkekler tarafından kurulmadığını veya erkeler için yapılmadığını iddia edebilir misiniz?

Oysa erkekler tarafından kurulan her Uber’in karşısında, bir işletmeyi halka açan en genç kadın yönetici olan Katrina Lake’in kurduğu Stitch Fix var. Erkekler tarafından kurulan her Spotify’ın karşısında, kendi neslinin Estee Lauder’ı olarak tanınan Emily Weiss’ın kurduğu Glossier var. Ve her Airbnb’nin karşısında Whitney Wolfe Herd tarafından kurulan Bumble var – kendisi buluşmalara daha az yırtıcı bir yaklaşım getirecek projelere atılmadan önce Tinder’ın kurucuları arasında yer alıyordu.

Yeni rol modeller

Bu insanların hepsi, sektörümüzdeki hemen hemen her sunumu dolduran ve her sohbete konu olan klişelerden çok daha ilginç markalar ve işletmeler kurdular. Onları bulmak ise aklınıza gelen ilk fikri reddetmekten biraz daha fazla çaba gerektiriyor.

Bu çok önemli çünkü yaptığımız işte toplumu doğru bir şekilde yansıtmamızın yolu, bir noktada, kendi aramızdaki diyaloglarda da bu doğru yansıtmaktan geçiyor. Çünkü diyaloglar neyi iyi gördüğümüzü, markalarımız ve işimizle takipçisi olmak istediğimiz örnekleri ve rol modelleri tanımlıyor.

Bizim yapmamız gereken, bugünden başlayarak bunu bir harekete dönüştürmek. Referanslarımızda erkekler kadar kadınlara da yer vermek, hikayelerimize erkekler kadar kadın rol modelleri de entegre etmek ve kadınlar tarafından kurulmuş markaları da öne çıkarmak, atmamız gereken ilk adımlar.

 

Richard Huntington
Saatchi & Saatchi
Yönetim Kurulu Başkanı

 

 

Bu yazı ilk kez Campaign Türkiye’nin 77. sayısında yayımlandı.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.