Bilge Onur: “Kendimizi Y Kuşağına hazırlıyoruz”

Turkcell İşveren Markası ve İç İletişim Ekibi Lideri Bilge Onur ile gelişen işveren markası doğrultusunda İK stratejilerini ve Y Kuşağının iş dünyasına etkilerini konuştuk.

Employer Brand Summit (İşveren Markası Zirvesi) etkinliği, kurumların uygun bir işveren marka stratejisi edinmesine ve işe başlayıp sürdürülmesine yardımcı olacak stratejistleri ve uygulayıcıları bir araya getirdi. Bu yılın teması “İşveren Marka Yönetimi İletişiminin Geleceği: Dijital Çözümler” oldu. Zirvede yer alan 18 konuşmacıdan biri olan Turkcell İşveren Markası ve İç İletişim Ekibi Lideri Bilge Onur ile konuştuk.

Ceren Caner Zirveyi nasıl buldunuz? Sektöre nasıl katkılar sağlayacağını düşünüyorsunuz?

Bilge Onur Biliyorsunuz İK sektöründe Employer Branding konusu hem Türkiye’de hem de dünyada yeni bir kavram. Employer Brand Summit’te de yavaş yavaş konuşulmaya başlandı. Bu etkinlik, Türkiye’de yapılan en büyük Employer Branding event’i. Yeni başlamış bir organizasyon ama son derece başarılı ve İK çalışanlarının buna gerçekten ihtiyacı olduğunu düşünüyorum. Dünyada da bu tarz etkinliklere gitmek istediğimiz zaman çok alternatif bulamıyoruz. Avrupa’daki diğer örneklerle karşılaştırdığımda dünyada yapılan organizasyonların üzerinde, gayet güzel bir etkinlik oldu. İyi ki Turkcell olarak da desteklemişiz diyorum, doğru bir seçim yapmışız.

Ceren Caner İnsan Kaynakları stratejisinde sürdürülebilirlik için kurumların ne gibi adımlar atması gerekiyor?

Bilge Onur Sunumumda da biraz bahsettiğim gibi Employer Branding, İK tarafında bence gayet güzel bir açılım. Çünkü artık Y Kuşağı aramızda, 2018’de çalışma gücünün %25’ini onlar oluşturuyor ve 2025’de bu oran %75’e çıkacak. Açıkçası X jenerasyonunundan çok farklı beklentileri var. Yeni bir iş seçimi, bir şirket seçimi yaparken ya da o şirkette çalışmaya devam etmek konusunda yönetilmesi zor profiller bunlar. Çünkü çok fazla şey bekliyorlar ve klasik ödüllendirme ya da çalışanı elde tutma yöntemleriyle bu insanları elde tutmak mümkün değil artık. Hayattan beklentileri ve hayata bakış açıları farklı. İyi bir maaşla artık Y Kuşağını şirkette tutamazsınız. Onların beklentisi hem başarılarının anında görülmesi hem ödüllendirilme hem de iyi bir çalışma ortamı. Bence sürdürülebilir İK stratejilerinin en büyük destekçisi, bunları sağlayabilmek olacaktır. Yeni çalışma şekilleri lazım. Artık 9’dan 5’e çalışmak ya da ofiste yani masabaşı çalışmak diye bir şey kalmadı. Mesela biz de Turkcell olarak, mobil çalışma yöntemini devreye aldık. Ayda 4 kez çalışanlarımız istediği yerden çalışabiliyor.

Yöneticisiyle el sıkışıyor ve gidip evinden ya da istediği yerden bağımsız çalışıyor. Bunun yanı sıra devreye aldığımız esnek çalışma saatleri de var. Turkcell’de normalde 7.30’da başlıyor mesaimiz, 16.30’da bitiyor fakat herkesin vücut saatinin aynı olamayacağını düşündük ya da insanların başka sorumlulukları var, çocuğunu servise bindirmek gibi. Bunlara da saygı duyduğumuz için sonuçta şirketin içindeki çalışması gereken mesaiyi tamamladığı sürece, insanların istedikleri saatte gelip istedikleri saatte çıkmalarına izin veriyoruz.

Yani 7.30-16.30, 8.00-17.00, 8.30-17.30 nasıl istiyorlarsa öyle girip çıkabiliyorlar ofiste çalışacaklarsa. Ofiste çalışmak istemiyorlarsa dediğim gibi mobil çalışabiliyorlar. Bunlar bizim Y Kuşağı için devreye aldığımız, birçok yeni avantajlı çalışma şekli. Kendimizi Y Kuşağına hazırlıyoruz.

Ceren Caner Employer Branding ile ilgili öngörüleriniz nedir?

Bilge Onur Employer Branding benim için bir altın madeni açıkçası. 15 yıl pazarlama iletişimi konusunda çalıştım ve gerçekten belli bir noktaya geldim artık. Turkcell’deki reklamları yapıyordum fakat bir yerde pazarlama dünyasında keşfedilecek kıtalar keşfedilmişti. Ben de bakir yerlere gözümü diktim, Employer Branding’le karşılaştım. Şu an İK ve pazarlama dünyası için Employer Branding yükselen değer aslında. Çünkü her şey değişiyor, nesiller değişiyor ve Y Kuşağı aramıza katılıyor.

Şimdiye kadar İK departmanı tek başına yeterliydi ama artık mutlaka İK’nin içinde ya da pazarlamanın altında, organizasyona göre değişebilir nereye bağlı olacağı, fakat bir şekilde Employer Branding departmanı kurulmak durumunda. Çünkü biz çalışanlarımızla tek yönlü iletişim kurmuyoruz. Bundan sonra çift yönlü, interaktif iletişim kurmaya başlamamız gerekiyor.

Özellikle Y Kuşağı özelinde. Bu iletişimi kuracak yetkin bir ekibin bulunması gerekiyor. Şimdiye kadar büyük organizasyonlarda Employer Branding yapmak belki lükstü. Bundan sonra, bu bir zorunluluk haline gelecek. Neredeyse büyük ve orta ölçekli şirketlerin tümünde bir Employer Branding departmanı olacak gibi öngörüyorum.

Bu röportaj ilk olarak Campaign Türkiye’nin 77. sayısında yayımlandı.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.