Kahramanlar: Gizem Yördem

SVStudios’tan Reklam Yazarı Gizem Yördem, kendi kahramınını soruların içinde bulduğunu, çalışma hayatından aldığı kararlara kadar onu nasıl etkilediğini anlatıyor.

Kendi kahramanımı anlattığım bu yazımın başında belirtmek isterim ki ben süper kahramanları hiç sevmem. Özellikle de Hollywood yapımı filmlerini. Çünkü senaryo çoğunlukla şöyledir; aşırı kötü bir karakter, aşırı zor bir durumda kalan insanlar ve aşırı güzel bir kadın vardır. Olayların patladığı noktada, aşırı güçlü süpersonik-man gelir. Binaları yıkar, arabaları fırlatır. Kötü karakter yerin dibine girerken o, sevdiği kadını ve tüm dünyayı kurtarır. Sonrası alkış kıyamet.
Tüm bu hikayelerin bilinçaltımıza yavaşça ve sinsice bıraktığı “yaşadığın her sorunda biri gelip seni kurtarır” mesajını şiddetle reddedip tırnağı olanları başlarını kaşımaya davet ediyorum. Tam bu noktada kendi kahramanımı takdim ediyorum: Süper Soru İşareti. Aslında hepimiz küçük yaşlarda tanışırız onunla: “Anne deniz neden mavi? Baba biz neden kuşlar gibi uçamıyoruz? Siz neden hiç dans etmiyorsunuz?”

Yetişkinlerin düşünmeyi çoktan bıraktığı şeyleri tekrar hatırlatarak hayatımıza girer bu sorular. Büyüdükçe bu soru işaretini hayatından çıkarmayanlar da onun süper güçlerinden faydalanan şanslı kişiler arasında yerini alır. Ama soru işareti hemen şımarmasın. Peter Parker’ı ısıran örümcek gibi, soru işaretini de kahraman yapan, ondan önce getirdiğimiz soru cümleleridir aslında.

Kendinizi 5 yıl sonra nerede görüyorsunuz?

Issız bir adaya düşseniz………?

Anneni mi daha çok seviyorsun babanı mı?

Gibi hayatında en az bir kez sormayan kişilerin şiddetle kınandığı sorular var ki, onları dev bir tarantula da ısırsa hiçbir şey değişmez.

Oysa beyin nöronlarını hareketlendiren, aklınızdan peş peşe düşünceler geçmesini sağlayan sorular, o minik soru işaretini kahraman yapar. İşte benim her an yanımda olmasını istediğim, bir yerlere gittiyse zorla tutup getirdiğim kahramanım, o soru işareti. Çünkü gün boyu birçok sorunu ve onun doğurduğu soruları çözmeye çalışıyoruz. Hatta o soruları biz yaratıyoruz. Biri gelip “Arkadaşlar bu ürünün satışları düşüyor.” dediğinde beynimden “Sizin adınıza gerçekten çok üzüldüm” minvalinde cevaplar geçiyor. Oysa cümleyi “Bu ürünün satışlarını nasıl artırabiliriz, neyi farklı olsa ben bu ürünü alırdım” gibi şekillere çevirdiğimde benim kahraman, cümlenin sonundaki yerini alıyor ve başka başka cevapların gelmesini sağlıyor. Doğru soru işareti, bir anda aklımızdaki tüm ışıkları yakabiliyor.
Hatta süper soru işareti, en çok düzen bozmayı seviyor. Mesela; Altın günlerini erkekler düzenlese nasıl olurdu?Tüm bozuk paralar neden yuvarlak? Dikdörtgen olsa ne değişirdi? gibi bildik durumları farklılaştıran sorulara bayılır, benimle birlikte cevap bulmaya çalışır. Hem sadece mesleki alanda değil, hayatımın her yerinde büyük kahramanlıklar sergiler. “Ben nasıl bir hayat istiyorum?” cümlesindeki soru işareti, aldığım her kararda etkisini gösterir.
Artık siz de süper soru işaretimin gerçekten de süper olduğunu düşünüyorsanız, hayatınızdaki kırılma noktalarını hatırlayın. Hepsinde beyninizi kurcalayan, merak ettiren, düşündüren, sorgulatan, yeni fikirler bulduran süper soru işaretleriniz olduğunu göreceksiniz. Onları kaybetmeyin. Kafanızdaki deli soruları sevin.
Bu yazıyı yazmama sebep olan “Senin kahramanın kim?” sorusunun sonundaki soru işaretine ve sevgili okuyuculara teşekkür ederim.

Gizem Yördem

Bu yazı ilk olarak Campaign Türkiye 94. sayısında yayımlanmıştır.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.