“Ben de portfolyo hazırladım”

Bu yazı Haluk Mesci’nin okur sorularını yanıtladığı blogunda yayınlanmıştır.

Merhaba, ben dramatik yazarlık bölümü öğrencisiyim. Alanım tiyatro fakat reklam yazmaya, yaratmaya yönelik merakım ve hevesim var. İlerde yapmak istediğim iş için koşulları ne olursa olsun reklamcılıktır derim.

Çevremde bu sektörde çalışan insanlara sorduğumda öncelikli yapmam gereken şeyin bir portfolyo hazırlamak olduğu söylendi.  Bende öykülerimden, yazdığım oyunların sahnelerinden ve kendi uydurduğum markalara yazdığım reklam örneklerinden, internet uygulaması örneklerinden oluşan bir portolyo hazırladım. İçerik açısından kötü bir dosya olduğunu düşünmüyorum.

Portfolyo hazırladıktan sonra yaptığım iş çeşitli sektörel sitelere girip oradaki reklam yazarı, metin yazarı vb. ilanlara portfolyomu mail atmak oluyor. Size sormak istediğim şu; ben portfolyomu kurumlara mail atmanın dışında ne yapabilirim? Reklam yazarı olmak için başka ne gibi yöntemlere başvurabilirim?

Teşekkürler, iyi çalışmalar…

Rumuz: Mukavva

– – – – – – –

Hmmm. Bir hevesli meraklı daha.

Drama yazma üzerine öğrenim görüyorsanız, daha dikkatli olmalısınız:

‘Bende öykülerimden, yazdığım oyunların…’ diye değil, ‘Ben de, öykülerimden…’ diye yazmak gerekiyor.

Umarım tiyatro oyunlarınızda da bu hatalardan yoktur, umarım hocalarınız bunlara göz yummuyordur.

🙁

Gelelim Allah’ın belası portfolyo konusuna…

Deneyimsiz birinin gerçek anlamda portfolyosu olmaz, olmamalıdır.

Bu aynen 3. veya 4. sınıf öğrencisinin CV’sini yazması gibi bir şey.

Aldığın derslerden, katıldığın bir iki eğitimden, laf ola kabilinden yapılmış stajlardan başka neyin olabilir ki CV yazacaksın? Referans olarak, zoraki alınmış olurla bağlı hoca isimleri vs. kimseyi kandırmıyor. Ara başlıklar Microsoft Word programından klişe, başlık altları sığ mı sığ…

Portfolyo portfolyo diye diye başımıza sarılan göstermelik işler dosyasına itibar eden bir ajans yöneticisi, kreatif direktör veya İK’cı varsa, her iki tarafa da hayırlı başarılar dilerim.

Gerçek yaratıcı çalışmanın, reklam düşünmenin doğru dürüst bir brife dayalı olmadan yapılamayacağını bilmiyorlarsa; bilip görmezden geliyorlarsa, yazıklar olsun.

Hadi brifin varlığını yokluğunu geçtik diyelim. İlan veya benzeri bir iş örneğinden (!) söz ediyorsak, grafik tasarım ne olacak? Onu kim yapmış oluyor? Portfolyoyu çırpıştıran mı? Olmaz öyle.

Hadi önemli olan fikir diyelim. Neye göre bakacak fikre? Brife geri döndürüyor bu bizi. Fikirlerin, yaklaşımların değerlendirileceği ilk düzey denetimi, briftir. Aklı başında, deneyimli bir reklamveren, önüne getirilen reklam önerilerinde ilk önce buna bakar: Brife, üzerinde mutabık kalınan stratejiye uygun mu?

Değilse, onay vermez. Bu kadar.

Geriye kalıyor, öyküler, tiyatro oyunlarından örnekler… Eyvallah. Bunlar, nasıl düşündüğünüzü, düşüncelerinizi nasıl ifade ettiğinizi, nasıl yazıya döktüğünüzü gösterebilir belki. Ama bir yazar konumuna başvuruyorsanız…

O zaman da, yukarıda işaret ettiğim, ayrı yazılması gereken de’lerin, da’ların, ki’lerin doğru olması gerekiyor.

Kimselerin kulağına girmedi ama bir önerimi tekrar edeyim:

Bir iş görüşmesi koparmanın yolu, nasıl biri olduğunuzu, neler okuyup düşünüp yazıp çizerek gösterecek; size dair fikir verecek bir ‘şey’ veya ‘materyal’ göndermek olmalı. Bu şeyin veya materyalin özgün olması esas.

Herkesin her zaman yaptığı ‘bir dosya içinde örnek yapay göstermelikler’ değil.

Görüşmeyi kopardıysanız, öneriniz şu olmalı: “Bana 2 saat zaman ve bir konu, bir basit -belki kurmaca- brif verin. Bu sürenin sonunda size fikirler sunayım…”

İşte böyle…

Bir ajansta çalışan, deneyimli birinin bile portfolyo oluşturmasında, göstermesinde profesyonel ve teknik sakıncalar var. Bunu da çeşitli kereler anlattım, burada tekrar etmeyeyim ama özetle şu:

Daha önce çalıştığın veya halen çalıştığın ajansta yaptığın ve yayınlanmış, yayınlanmamış işler gösteriyorsan bilinmezler, tartışmalı birtakım karanlık noktalar çıkıyor ortaya. Yayınlanmamışsa, neden yayınlanmadı? Brif neydi? İyi işler diye gösterdiğin şeylerde kreatif direktörün hatta müşterinin katkısı yok muydu? İyi diye gösterdiğin ama esasen kötü olan işlerin senin hakkında kötü fikir vereceğini -veya senin aslında kötü olduğunu göstereceğini- unutmamalısın. Her halükarda, bir başka zamandan, bir  başka ajans kültüründen örnekler gösterip senin nasıl düşündüğünü vekaleten anlatmaya çalışıyorsun demektir. Önemli olansa, senin kafanın ve kültürünün yapısıdır. Zekandır. İş görüşmesinde asıl bakılması ve gösterilmesi gereken budur.

İnternet uygulaması örnekleri demişsiniz bir de. Nedir bunlar? Web siteleri mi? Bloglar mı? Uygulamanın nesini yaptınız? Yazısını mı yazdınız? Her nesini yaptıysanız, yukarıda ortaya koymaya çalıştıklarım onlar için de geçerli.

Size önerilerim, satır aralarından çıkmıştır umarım: Kendinizi ortaya koyacak, kafa yapınızı ve kültürünüzü-zekanızı gösterecek bir ‘şeyi’ illa portfolyo kalıbında yapmanız gerekmiyor. Hatta yanlış bile olur.

—————————————————————————————

Haluk Mesci / derdimvar.blogspot.com

(Reklam sektörüyle ilgili sorularınızı, sorunlarınızı mesci2[a]gmail.com adresine yazın, seçtiğiniz rumuzla cevaplamaya çalışayım.)

 

 

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.