Ben de fenomen olmak istiyorum

“Bir gün herkes 15 dakikalığına ünlü olacak.”

Bugün Andy Warhol’un bu sözü ile ne demek istediğini anlıyoruz sanki… İlk söylediği tarih olan 1960’larda kimsenin tam olarak anladığını sanmıyorum ve hayranı olduğum bu olağanüstü adamın, üstün bir zekanın, geleceği yorumladığını söylemek hoşuma gidiyor. 

Andy Warhol kendi döneminin en önemli fenomeni ve bu “fenomenler” konusu da üzerine kafa yorduğum bir konu. Markamızın iletişimini planlarken fenomen iletişimini çok önemli bir araç olarak görüyoruz. Bunun nedeni sadece etkinliği artan sosyal medya kanalları; değişen iletişim şekilleri, dönüşen ve yenilenen iletişim kanalları değil. Fenomen iletişiminde beni cezbeden en önemli başlık, paylaşılan “deneyim”. Bu deneyim de birey olarak yapılan paylaşımlarla anlam kazanıyor. Kim ne yemiş, nerede yemiş, nerede gezmiş, ne sürmüş, ne içmiş… Bunlar ikincil kazanımlar ancak kaydedilen, her bir bireyin kendi gözünden şekillenen ve yorumlanan “deneyim”, ilgimi daha çok çekiyor. Özellikle otomotiv gibi kolayca bir yere sığmayan bir ürün iletişimi yapıyorsanız, deneyim ayrı bir önem kazanıyor. Reklam çalışmaları elbette kullanıcılara, biz üreticilerin hayal ettiği bir dünya sunuyor. Seçilen karakterler, gidilen yollar ve yüzlerden okunan duygular, o ürüne ait hissedilmesi gereken şeyler hakkında müşterileri yönlendiriyor. Reklamın gücüne ve önemine inanıyorum, markayı ve algısını desteklemek için geçerli ve gerekli olduğunu düşünüyorum ama dijital dünya müşterilere daha farklı bir şey sunuyor: Gerçek deneyim. Deneyim her şey demek… Marka iletişim yöneticileri olarak bu gerçekliği istiyoruz ve bu gerçeklik büyük ölçüde fenomenler sayesinde mümkün olabiliyor. Bu süreçte dikkat ettiğimiz en önemli başlık “gerçeklik”. Her ne olursa olsun kullandığımız fenomenlerin mutlaka hayatlarına dair, içten ve sıcak paylaşımlarda bulunmasını önemsiyoruz. Markamız adına konuşması için bu kişileri çok dikkatli seçiyoruz ve karşılıklı bir alışveriş yerine ortak bir çalışma yaratmaya değer veriyoruz. Yazımı başladığım gibi yine sevgili Andy Warhol’un bir cümlesi ile bitirmek istiyorum. “Sevdiğim şey, her zaman farklı olan şeyler.” Dünya eski dünya ama şekil değiştiriyor ve ben de bu eski dünya içinde farklı olan her şeyi seviyorum. 

Gonca Sofuoğlu

KİD üyesi ve Ford Otosan Kurumsal İletişim Müdürü

Bu yazı ilk kez Campaign Türkiye’nin 88. sayısında yayımlandı.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.