Baş kriterlerimiz samimiyet ve dürüstlük

Greenwashing; New Yorklu çevreci Jay Westerveld’in otel endüstrisinin yatak odalarına “çevreyi kurtarmak” için havluların yeniden kullanımını teşvik eden bildirimler yerleştirme uygulaması hakkında yazdığı 1986 tarihli bir makalesinde ortaya çıktı. Bu uygulama, elbette su ve deterjan tasarrufuyla  birlikte daha çevreci bir tutum gibi görünüyordu ancak oteller enerji israfını azaltmak için bunun dışında çok az çaba gösteriyor veya hiç göstermiyordu. Westerveld; böylece otellerin çamaşır masrafından tasarruf etmelerinin asıl amacının kârı artırmak olduğu sonucuna vardı. Bunu ve diğer kârlı ancak etkisiz “çevreye duyarlı” eylemleri yeşil aklama olarak nitelendirdi.

En son söyleyeceğimi baştan söyleyeyim. Greenwashing bir şirketin iki yüzlü olması demektir. Küresel ısınma artık kimsenin tek başına sorunu değil, bunun bedellerini ödüyoruz ve giderek daha acı biçimde ödemeye devam edeceğiz. Yukarıdaki otel örneği de bunun ilk, basit ve sembol örneğidir yani olduğu gibi görünmeyip, tüketicilerin ve karar vericilerin o şirketi görmek istedikleri gibi görünmeye çalışmasıdır. Bu şirket ve kurumların “çevreye duyarlı” algısı yaratmak için reklam, PR, lobi, ambalaj vb. her türlü enstrümanı kullanarak ortaya çıkarmaya çalıştığı algılama faaliyetlerinin tümüne greenwashing diyoruz.  

GoodWorks’ü kurduğumuz günden itibaren silah, sigara ve nükleer enerji şirketleriyle çalışmıyoruz (insanlar Çernobil’i unuttularsa, Fukuşima’nın üstünden daha 10 yıl geçti). Buna yine hiç çalışmadığımız fosil yakıt şirketlerini de dahil edebiliriz. Bunlar genel olarak hepimizin üzerinde uzlaşabileceği sektörler ama bugün en önemli sorunumuz olan küresel ısınmaya neden olan şirketler bunlarla sınırlı değil ki… Otel örneğinin masum kalacağı durumlar yaşıyoruz. 

ClientEarth fosil yakıt şirketlerinin reklamlarına tütün benzeri sağlık uyarıları istiyor mesela. Verilen bütün sözlere rağmen küresel ısınmanın ana aktörlerinden ve greenwashing’in kitabını yazan şirketlerden BP’nin yeni devasa kuyular açacağı haberleri ortada dolaşıyor. Mesela et üretim ve tüketimi de en az fosil yakıtlar kadar küresel ısınmaya neden oluyor. Büyük fast food zincirleri ise çevreciyiz diye ortaya çıkıyor.  Kahve zincirlerinin kullan at bardaklarının yarattığı devasa atıklar, küresel ısınmada ve çevre kirliliğinde okkalı bir yere sahip. Bu liste o kadar çok uzar ki bu yazıya sığmaz. 

Bu konuda yıllardır konuşuyor, yazıyorum. “-Mış gibi” yapan firmaların işi giderek zorlaşıyor. Yeni kuşaklar çevreye çok daha duyarlı ve uyanık. Elbette çalıştığımız şirketleri sorguluyoruz ve onlara neler yapılması gerektiği konusunda danışmanlık veriyoruz. Hiçbir şirket bir günde üretim biçimini kökten değiştiremez ama ‘ben çevreciyim’ diye kendini pazarlaması da doğru olmaz. Çalışacağımız şirketin samimiyeti ve dürüstlüğü bizim için en önemli kriter. Eğer bir firma yüksek karbon salınımına sebep olan bir üretim yapıyorsa, bu konuda dürüst olmalı ve gerekçelerini ortaya koymalıdır. Olanaklara bağlı olarak en hızlı şekilde üretimini daha çevreci hale getirmeli, bir plan ve yol haritası ortaya koymalı o güne kadar da halihazırdaki sorumluluklarını yerine getirmelidir. Eğer bütün arıtma tesisleri iyi çalışıyorsa Marmara Denizi niye müsilaj denizi oldu ki?

Ergun Gümrah

GoodWorks Başkanı

 

 

 

Bu yazı ilk kez Campaign Türkiye’nin 121. sayısında yayımlanmıştır.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.