Ayşe Şeker: “İlbak Holding, MT programı ile fark yaratıyor”

İlbak Holding İnsan Kaynaklarından Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi Ayşe Şeker, medya sektörüne yeni yöneticiler yetiştirmek amacıyla başlatılan MT programını anlattı.

Altı farklı sektörde kırk üç şirketle faaliyet gösteren İlbak Holding, hem kendi şirketine yatırım yapmak hem de farklı sektörlere yönelik bir sosyal sorumluluk çalışması gerçekleştirmek üzere, İstanbul Bilgi Üniversitesi ile iş birliği içinde bir MT programı başlattı. Sektörde fark yaratacak bu uygulamanın detaylarını ve sağlamaya çalıştığı değişimi, İlbak Holding İnsan Kaynaklarından Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi Ayşe Şeker’den dinledik.

İnci Vardar Medya sektörü için başlattığınız yeni MT programınızdan bahseder misiniz?

Ayşe Şeker Bildiğiniz gibi İlbak Holding, sadece medya sektöründe değil, altı farklı sektörde, 43 şirketle, çalıştığı her alanda, sektörünün en iyileri arasında değer üreten bir gruptur.

Grubun insan kaynakları olarak, bağlı ve mutlu çalışanlarıyla ortak bir kültür oluşturan, yenilikçi ve sürdürülebilir insan kaynakları uygulamaları ile en çok tercih edilen işveren markası olmayı amaçlıyoruz. Ekibimizin çalışma prensibi, iş performansını en üst düzeye çıkaracak ve bunu sürdürülebilir kılacak, şirketin ve çalışanların ihtiyaçlarına yönelik insan kaynakları uygulamaları geliştirerek, kişisel ve organizasyonel gelişimi en üst seviyeye taşımaya yönelik çalışmalar yürütmek. Bu anlayıştan hareketle, yıllardır lideri olduğumuz sektörlerde edindiğimiz bilgi ve deneyimi, çalışma hayatına yeni başlamış ve bizimle kariyer yolculuğuna devam etmek isteyen genç arkadaşlarımıza aktararak, başta medya sektöründe olmak üzere farklı sektörlerimizi de kapsayan özel bir “Yönetici Yetiştirme Programı”nı hayata geçirmek istedik.

Yönetim Kurulu Başkan Vekilimiz Sn. Murat İlbak’ın sponsorluğunda ve büyük destekleriyle çalışmalarımıza başladık. Kendisi programa bizzat katılarak da deneyimlerini genç ekip arkadaşlarımızla paylaştı. Program zengin bir içeriğe sahip ve 2 seneye yayılan bir süreci  içeriyor. Bu süreci oluştururken farklı paydaşlarla çalıştık. Programın yapılandırılmasında ve tüm süreç yönetimi boyunca Yönetim Danışmanımız Sn. Murat Serim, oryantasyon eğitimi boyunca gönüllü olarak görev alan şirketlerimizin genel müdürleri ve üst düzey yöneticileri, program içeriğini birlikte yönettiğimiz İstanbul Bilgi Üniversitesi Yönetici Geliştirme Merkezi’nde görevli akademisyenler ve tabii ki insan kaynakları ekibimiz yoğun mesai harcadılar.

İnci Vardar Programa katılım nasıl oldu, beklediğiniz ilgiyi gördü mü? Ayrıca programın aşamalarından da bahseder misiniz? Şu anda hangi aşamaya geldiniz?

Ayşe Şeker Amacı çok net, içeriği dolu bir program ve dolayısıyla beklentimiz bu kapsamda yüksekti. Katılımla ilgili sonuçlar da bizi oldukça mutlu etti. Hızlı ve yoğun geri dönüş aldık.

Hedefimiz 20 yönetici adayını işe almaktı. Buna karşılık 5000’e yakın bir başvuru aldık. Başvuruların hepsini özenle, tek tek değerlendirdik ve seçilen 130 adayı mülakat için davet ettik. Bizim için gerçekten yoğun bir çalışma süreci oldu.

Mülakat sürecimizde adaylarla iş dünyasında sıkça karşılaşabilecekleri olaylara yönelik vaka çalışmaları gerçekleştirdik, birebir deneyimleyebilecekleri durumları vaka çalışmaları ile analiz etmelerini sağladık. Ayrıca adaylarımıza kişilik envanter testleri uygulayarak birlikte çalışacakları yöneticilere geri bildirimlerimizi sunduk. Sonuçları İnsan Kaynakları ve ilgili yöneticiler değerlendirdiler. Sonunda teklifte bulunduğumuz 20 yönetici adayımız çeşitli şirketlerimizde çalışmak üzere işbaşı yaptı.  İlbak Holding’te beyaz yakalı çalışanlarımızın %49’u kadınlardan, yönetim kadromuzun ise %46’sı kadın yöneticilerden oluşuyor. O yüzden MT programımızda da yine eşit oranda kadın ve erkek yönetici adayı seçimine dikkat ettik. Kadınların ve gençlerin iş hayatında ve Türkiye’nin geleceğinde önemli rol oynayacağına inanan bir grubuz.

Böylece projenin ilk adımı tamamlanmış oldu. İşe alım süreci sonrasında grubu tanıtan detaylı bir oryantasyon çalışması yapıldı. Arkasından uzmanlıklarına göre şirketlerimizin yöneticileri tarafından hazırlanan yoğun bir iç eğitim programına katılan adaylarımız; iş süreçleri, şirket yapıları, çalışacakları sektör ve pazar yapısı gibi konularda eğitimler alırken, yöneticilerimizin deneyimlerinden de faydalanma şansını yakaladılar. Bu süreçler sonunda iş tanımlarını alan arkadaşlarımız görevlerinin başına geçti.

Genel olarak değerlendirdiğimizde programın birinci aşaması bitmiş oldu. Ama bence projenin en heyecan verici aşaması bundan sonra başlıyor. Yönetici adaylarımız bir yandan aldıkları görevleri sürdürürken bir yandan da Bilgi Üniversitesi Yönetici Geliştirme Merkezi ile ortak olarak hazırladığımız 4 ana alanı kapsayan 12 ayrı eğitim programına katılarak başarı sertifikalarını alacaklar. Programın tamamı 2 yıllık bir süreçte tamamlanmış olacak.

Türkiye’de genel olarak baktığımızda medya sektörünün usta çırak ilişkisiyle yetişmiş olduğunu görürsünüz. Bu durum değişimi artık karşılayamıyor.

İnci Vardar İstanbul Bilgi Üniversitesi Yönetici Geliştirme Merkezi ile hazırladığınız eğitimin 4 ana alanı kapsadığını söylediniz, bunu biraz açar mısınız? İçeriğinde neler olacak?

Ayşe Şeker Arkadaşlarımızın hepsi zaten Türkiye’nin en iyi okullarının prestijli bölümlerden başarıyla mezun olarak buralara gelmişler. Biz bunu yükseltecek, değer katacak bir şey yapmak istedik. Bu amaçla programı 4 ana alan üzerine kurguladık.

Birinci alan teknik ve kurumsal içerik tarafı. Bu alan, uygulamalı olarak satış yönetimini ve stratejilerini kapsıyor. Diğer alanlar kişisel gelişim, çevresel faktörleri anlama ve yönetme, gelecek stratejileri oluşturabilme ve iş hayatını anlama üzerine kurgulu. Eğitimleri başarıyla tamamlayan arkadaşlarımıza, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yönetici Geliştirme Merkezi tarafından başarı sertifikası verilecek.

İnci Vardar Aralarda değindiniz ama programı başlatmanızdaki temel amaç neydi, neden böyle bir programa ihtiyaç duydunuz? 

Ayşe Şeker Şirketler dönem dönem MT programları düzenlerler, gerek kendileri gerekse sektörleri için bir nevi yatırım yaparlar. Ancak son dönemde bu tür projelerin azaldığını ve içeriklerinin zayıfladığını düşünüyoruz. Bizi harekete geçiren noktalardan biri aslında buydu ve fark yaratacağımıza olan inancımızdı.

Diğer taraftan, özellikle medya tarafımız için konuşmam gerekirse; mecralar içinde açıkhava geleneksel bir mecra olmasına karşılık büyüyen bir hacme sahip. Dijitalleşme ile etkileşimi çok yüksek, gelişmekte olan ülkelere baktığımızda reklam pastasında açıkhavanın payı dijital etkisiyle birlikte anlamlı şekilde artış gösteriyor. Bunun sonucunda zamanla sektörün yenilikçi, dinamik, dijital dönüşüme yatkın insan kaynağı ihtiyacı oluşacaktır. Bizim bu durumu şimdiden yöneterek, planlayarak geleceği şekillendirmemiz gerekiyor. Tabii burada göz ardı edilmemesi gereken noktalardan biri, yüksek sektör deneyimini kaybetmemek, yeni nesillere bunu doğru aktarabilmek. Bunu yaparken çağın gerekleri, şirketlerin ihtiyaçları, gençlerin beklentileri ve ihtiyaçları ile trendler birlikte değerlendirilmeli ve en faydalı şekilde empati kurularak yönetilmeli. Dolayısıyla İlbak Holding MT programının temellerinde yatan düşünce ve temel amaç bu. Üniversite ayağı, programımızın sürdürülebilir ve dinamik bir yapıda olmasını sağlıyor. Ayrıca şunu da özellikle belirtmeliyim; genç arkadaşlarımızdan ve yeni jenerasyondan, bizlerin de farklı bakış açıları, global dünyaya uygun, çağdaş ve yeni değerler öğrenebileceğimize dair inancımız çok yüksek.

İnci Vardar Medya sektörünün nitelikli personel anlamında mevcut durumunu nasıl görüyorsunuz?

Ayşe Şeker Medya sektörü sadece Türkiye’de değil dünyada uzun süredir bir değişim içinde. Dijitalleşmenin getirdiği ciddi bir etki var. Aslına bakarsanız medya şekil değiştiriyor. Sonuç olarak bu, sektördeki insan kaynağını da etkiliyor.

Türkiye’de genel olarak baktığımızda medya sektörünün usta çırak ilişkisiyle yetişmiş olduğunu görürsünüz. Bu durum değişimi artık karşılayamıyor. Yeni nesil çok hızlı geliyor, teknolojiye çok yatkınlar, enerjileri ve duygusal zekaları çok yüksek. Bu da değişimi kaçınılmaz kılıyor.

Sektör deneyimini aktarmak, bu aktarımı yaparken gerekli donanımı beraberinde kazandırmak çok önemli. Medya sektörü Türkiye’de kendi içinde çok tutucu bir yapıya sahip; açılıma, gelişime biraz kapalı. Bunun değişmesi gerekiyor ve İlbak Holding olarak kurulduğumuzdan bu yana bunun bilincinde olarak insan kaynağımızı yönetiyoruz.

Şirketler ve bireyler olarak kendimize ve geleceğimize bir şekilde yatırım yapmamız gerekiyor. Biz bu programla bir çalışan deneyimi tasarladık. Arkadaşlarımızın bu deneyimle yola çıkmaları, kendi geleceklerini şekillendirmelerinde ve öncelikle kendi hayatlarının lideri olduklarını anlamalarında önemli rol oynayacak. Biz bunun bilinciyle ve sorumluluğuyla hareket ettik. Gençlere güveniyoruz ve birlikte deneyimleyebileceğimiz, öğreneceğimiz ve elde edeceğimiz çok şeyin olduğuna inanıyoruz.

 

Bu yazı ilk olarak Campaign Türkiye’nin 80. sayısında yayımlandı.

 

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.