Alışveriş çevrimiçi dünyaya taşındı

Pandemi, yalnızca e-ticarette büyümeyi hızlandırmakla kalmadı aynı zamanda tedarik zinciri inovasyon ajandalarının da ivme kazanmasına yol açtı.

Lojistik uzmanları olarak bizler için, müşterilerimize en iyi şekilde tavsiyelerde bulunabilmemiz adına ileride karşılaşılabilecek zorlukları tahmin etmek ve olası çözümleri öngörmek önem arz ediyor. Gündemimizde yer almaya devam edecek mega trendler bulunuyor. Bunların başında yeni teknolojiler, büyüyen e-ticaret ve sürdürülebilirlik geliyor. Ancak bazı alanlar diğerlerinden daha hızlı geliştiği için bu ana başlıkların altında yer alan eğilimleri ve bunların lojistik sektörü üzerindeki etkilerini anlamaya ihtiyacımız var. Elbette COVID-19’un küresel ticaret ve tüm iş gücü üzerindeki etkisi de hepimiz için bu ihtiyacı artıran önemli bir faktör oldu.

Giderek yükselen küreselleşme ve dijitalleşme seviyesi, küresel çapta ticaret yapan kişilerin sayısını çoğaltırken aynı zamanda da müşterilerin dünyanın dört bir yanında satışa sunulan ürünler arasında dilediklerini seçebilmelerini sağlayan alışveriş aplikasyonları gibi çevrimiçi pazar yerlerinin önemli ölçüde artmasını sağladı. Bunun sonucu olarak, ülkeler arası ticaret son yıllarda sürekli olarak büyümeye devam etti. Bu yıl pandemiyle birlikte gelen hâkim belirsizlik hali de eklenince, tüketicilerin alışveriş etkinlikleri, eşi görülmemiş biçimde çevrimiçi dünyaya taşındı. Bu durum, özellikle, yaklaşan “Kara Cuma” ve “Siber Pazartesi” gibi son derece popüler alışveriş günleri ve elbette yılbaşı alışverişi sezonunun tamamı için geçerli olacak.

E-ticaret hâlâ hızla büyümeye devam ediyor ama yine de küresel tüketici perakende harcamalarının yalnızca bir bölümünü temsil ediyor. Firmadan firmaya (B2B) e-ticaretin de aynı yolda ilerlemesi ve tüketici pazar büyüklüğünü üçe katlaması bekleniyor. Pandemi, yalnızca e-ticarette büyümeyi hızlandırmakla kalmadı aynı zamanda tedarik zinciri inovasyon ajandalarının da ivme kazanmasına yol açtı. Akıllı fiziksel otomasyon, IoT temelli görünürlük araçları ve yapay zekanın öngörü kapasitesi gibi yeni teknolojilerin kullanışlılığını ölçmek ve bu teknolojileri adapte etmek için atılacak kilit önemdeki adımlar bulunuyor. Bunların artan müşteri taleplerini yerine getirme ve gelecekte endüstri liderliği pozisyonlarını güvence altına alma kapasitesini de belirleyeceğini öngörüyoruz.

Biz de COVID-19’un ikinci dalgası öncesinde, hazırlıklı olmak adına dünya çapında 10 binin üzerinde yeni personel alımı gerçekleştirdik. Her yıl altyapıyı güçlendirmek adına hub’lara ve gateway’lere, uçaklara, araçlara ve son teknolojiye yaptığımız yatırımlar sayesinde, operasyonlarımızın kapasitesini katlayarak büyütmeyi başardık ve böylelikle gönderi hacminde beklenen artışı yönetmeye hazır hale geldik. E-ticaret gönderileri ve aynı zamanda son derece önemli koruyucu ve tıbbi malzemeler alanlarındaki büyük talepleri yönetebilmek için ciddi miktarda ek kargo uçuşu gereksinimi de söz konusu; aynı zamanda yolcu uçaklarının çoğu da hâlâ uçuş yapamıyor. DHL Express olarak bu sorunun üstesinden gelebilmek için günlük uçuş sayısında kayda değer bir artışa gittik. Bu yıl yalnızca DHL Express’te dört yeni B777 F tipi geniş gövdeli uçağı faaliyete geçirdik ve iki tanesinin de önümüzdeki ay faaliyete geçmesi bekleniyor. Bu altı yeni uçak, şirketimizin yılda 3 bin kıtalararası ek uçuş gerçekleştirmesini sağlayacak.

Claus Lassen
CEO, DHL Express Türkiye

 

Bu yazı ilk kez Campaign Türkiye’nin 106. sayısında yayımlandı.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.