2021 umutları beslesin

2020 hepimiz için “Bakalım bu bölümde kahramanlarımızın başına neler gelecek?” tadında geçti. Geçtiği ve bittiği için mutluyuz.

Aklımızın almadığı şeyleri yaşarken, önce “yakında biter, normale döneriz” dedik, ardından “bu durum uzayacak, alışmaya bakalım” dedik ve en sonunda “birçok şey kalıcı olacak, kabullenelim” dedik. Ben şöyle özetledim; her an her şey değişebilir ve bu değişikliğe çabuk uyum sağlayanlar, geçmişle hızla vedalaşabilenler çok avantajlı bir duruma geçiyor. Bu yüzden bu özelliği kazanmalıyız. Bazı çıkarımlarımı bir vatandaş, baba ve beyaz yakalı olarak en temel başlıklarda paylaşmak isterim:

Sosyal devlet

Bu dönemde kıymeti en çok anlaşılan kavramlardan bir oldu sanırım. Vatandaşının cebine gerekirse para koyan, borçlarını üstlenen, sağlık ihtiyaçlarını karşılayan, sırtımızı yaslayabileceğimiz bir devletin önemini anladık. Yeni dünyada bu rolünü devam ettirebilmesi için devletin daha da güçlenmesi ve büyümesi gerekecek. Bu da beraberinde değişen vergi yapılandırmalarını, teşvik uygulamalarını ve organizasyon modellerini getirecek.

Teknoloji

Verimliliği artıracak her noktada kullanılması gereken ama korkarım yine her noktada denetlenmesi de gereken bir alan. Datanın kıymeti, robotların hayatımızdaki yeri, öğrenen makineler, sürekli üzerinde çalışmamız gereken konular. Haberleşme, tarım, finans vb daha birçok konuyu çözmek için çok etkin olarak kullanmamız gerekiyor. Ama asıl cevaplanması gereken sorular belki de; “Bu güç kimin elinde olmalı?” “Ekonomik faydasını, sosyal zararını veya tam tersini optimize etme görevi kimde olmalı?”

Kurumsal yapılar

Artık kural/kanun koymanın, geçmişe bakarak yapılamayacağı bir döneme girdik. Yeni kurallar, yeni ödüller, yeni cezalar ve işleyişlere ihtiyaç duyacağız. Denetlemenin daha anlık yapılabildiği akıllı sistemleri konuşuyoruz. Rekabet çok farklılaşıyor, yerel pazarların kısa vadede avantajlı hale gelmesi, yurt dışında ticaret anlaşmaları ön plana çıkıyor.

Eğitim

Herhalde kafalarımızda en çok soru yaratan konulardan biri oldu. Eski modele, her sabah okula gidilen dünyaya dönecek miyiz? Yurt dışında üniversiteye gitmeye hala gerek olacak mı? Ben burada oyumu, “evet” yönünde kullanıyorum. Okula gitmenin, kampüs hayatını tatmanın eğitim sürecinin çok önemli bir parçası olduğunu düşünüyorum. Kaldı ki uzaktan eğitim sisteminin, öğretmenlerimizi çok yorduğunu ve verimi düşürdüğünü gözlemliyorum. Ama olumlu yanları da yanımıza kâr kalmalı. Yeni alışkanlıklar yurt dışı dahil birçok kıymetli kaynaklardan eğitimcilerin eğitim sistemlerine dahil edilmesini mümkün kılabilir.

Para

Bir başka çok sorgulanır konuydu. O kadar bollaşmasına rağmen, faizinin eksi olmasına rağmen, bir türlü eşit dağılamadı. Bazı ülkelerde harcamaya, bazılarında ise yatırıma gitti. Dijital para için gittikçe daha uygun bir ortam olmaya başladı, herkes kolları sıvadı. Fiziksel para yavaş yavaş aramızdan ayrılacak. Bu da paranın takibini, vergi sistemlerini, yatırım modellerini değiştirecek. İlk etapta saklama modellerinin dijitalleşmesi, arkasından ödeme sistemlerinin etkilenmesi beklenebilir.

Pazarlama

Dijitalde geçirilen vaktin artması, “kişiye özel” dünyaya geçişi hızlandırdı. İçerikler kişiye özel, mesajlar kişiye özel, takip kişiye özel hale geldi. Makine öğrenmesi ile her müşteriyi her geçen an daha iyi tanıyoruz. Ama veri güvenliği konusu burada da karşımıza çıkıyor. 2021’de gündemimizde “Veri nasıl saklanacak? Müşteri sadece güvendiği kurumlarla mı iş yapmaya başlayacak? Güvenilir kurum olmak için neler yapmak lazım? Siber güvenlik konusunda neler önerilebilir?” gibi birçok soru olmaya devam edecek.

Gençler

Bambaşka bir nesil geliyor, diyorduk. Onların bile aklının almadığı bir dönemde, uyum kabiliyetlerinin yüksek olması ile daha da başkalaşacaklar. Bu “uzaktan” ortam onlar için de sürprizlerle doluydu. Dijital etkileşimi tercih ediyorlardı ama “zorunlu dijital” çok hoşlarına gitmedi. Uzaktan okulu sevmediler ama uzaktan iş modelini sevdiler. Belki maaşlı değil ama saatlik ücretli çalışabilecekleri iş modelleri ilgilerini çekebilir.

İş hayatı

Bir başka merak konusu da iş hayatımızın yeni normalinin ne olduğu. Büyük soru: “Uzaktan çalışmaya devam edilecek mi?” Ben çalışanların bir arada olmasının, müşteriyle göz göze olmanın faydasına inanıyorum. Belki bulunduğum sektördeki deneyimim sebebiyle de görüşüm bu yönde. Yaratıcılıkla beslenen, müşteriye dokunulan, bir arada çalışmayı gerektiren bölümler eski hayatına dönmeli diye düşünüyorum. Tabii bu dönemde kazandığımız becerileri de ceplerimizde bulundurmanın avantajlarını iş modellerimize yansıtmayı öğrenmeliyiz.

Bu başlıklara daha birçokları eklenebilir. Hiçbirinin net bir cevabı yok.

Bütün suçu 2020 yılına attık, şimdi 2021 biraz umutları beslesin. Bir nefes alalım istiyoruz. Tamam, en eskiye dönmeyelim ama sağlık korkuları azalsın, sevdiklerimize daha çok sarılalım; konsere, sinemaya, maça gidelim. O arada yeni düzeni de herkes kendi sorumluluk alanında düşünmeye başlasın, kırılganlıkların daha az olduğu, daha dayanıklı ve daha sürdürülebilir bir dünya için neler yapmalıyız?

 

Burak Ali Göçer

Genel Müdür, Garanti Emeklilik

 

Bu yazı ilk kez Campaign Türkiye’nin 108. sayısında yayımlandı.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.