Yönümüzü ters köşe mecralara çevirebiliriz

Her gün gelişen teknoloji çağında, pazarlama, halkla ilişkiler ve genel iletişim stratejileri de evrilmeye başladı. Geleneksel yöntemler genel çerçevede iletişimin stratejilerinin içinde yer alsa da yeniyi ve geleceği 

yakalayan, günbegün değişen, çeşitlenen iletişim araçları devreye girmek zorunda. İletişim danışmanlığı şirketleri ve markalar da yönlerini sadece kendi alanlarında değil, ters köşe mecra ve iletişim yöntemleriyle hedef kitlelerini genişletebilir ve güçlendirebilirler.

Oyun sektörü de tam bu noktada, sektörleri ne olursa olsun tüm kurum ve markaların görmezden gelmemeleri; dijital projelerle, pazarlama iletişimi faaliyetleriyle ve özellikle içerik geliştirmede mutlaka oyun kültürünü göz önünde bulundurmalılar.

Espor, oyun kültürünü benimseyenlerin sosyalleşme alanı diyebiliriz. Popülerliği de her geçen gün artıyor, hatta çığır açan bir genişleme gösteriyor. Bunun nedeni, insan psikolojisi ile doğrudan ilintili. Tutkularını, ilgi alanlarını paylaşan bir topluluğa aidiyet hissetme ve bunun yanında hayranlarına en yüksek seviyede oyun performansını izleme ve kendini geliştirme şansı vermesi. Yani oyuncu kitlesi eğleniyor, sosyalleşiyor, geliştiriyor, öğreniyor ve uyguluyor. Birçok güdüsünü tatmin ediyor. Bunu da tüm algıları açık biçimde, odaklanarak ve benimseyerek yapıyor. Markalar da bu durumu örnek almalı ve algılarını açmalı, belki de burada Lovemark olmanın anahtarı yatıyordur.

Video oyun kültürü, birden fazla potansiyel dijital temas noktası içererek belirli bir hedef kitleye ulaşmak için inanılmaz bir fırsat sunuyor. Tüm yaş grupları ve sosyoekonomik seviyedeki hedef kitlelere yayılan bir kültürden bahsediyorum. Türkiye’de her 3 kişiden biri oyun oynuyor. Oyun oynama oranları 2018 Türkiye verilerine göre erkeklerde yüzde 41,3, kadınlarda yüzde 15,9. Oyun başında vakit geçirme oranları; haftada 6 saat, bir oturumda 38,4 dakika. Yani pazarlama ve iletişim faaliyetlerine oyun katın, oyun ve oyuncularla ortak dili yakalayın, oyun ve oyuncu dinamiklerini bilen, markanızla oyun arasında köprü kurabilecek, içerik geliştirebilecek, strateji üretebilecek uzman kişi ve kurumlarla çalışın. 

Önemli olan bir nokta da şu: Oyunda oyuncu gibi olmak. Samimi olun. Oyun kültürüne sahip olun. Sektörün kendisi de ismi gibi oyunlu. Bir doğru tüm yanlışları, tüm yanlışlar bir doğruyu götürebiliyor.

Özen Gedik Elgin,
The Campaign Idea / İletişim & Marka Danışmanı

 

 

 

 

 

Bu yazı ilk kez Campaign Türkiye’nin 89. sayısında yayımlandı.

 

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.