Yöneticilerin zaman harcamadığı şeyler

Yeni bir kariyer adımı atan Nadine Young, “Yeni işime ilk başladığımda 86 kişiyi nasıl yöneteceğime dair hiçbir fikrim yoktu. Fakat geçen iki yılda öğrendiğim bazı şeyler oldu” diyor.

“Eğlenmeyeceksiniz.” “Yönetim pozisyonunda güçlü taraflarınızı öne çıkaramazsınız.” “Başarısız olacaksınız.”

Medya ajansı stratejisti olarak geçirdiğim yaklaşık 20 yıldan sonra, sektördeki en büyük ajans ekiplerini yönetme fırsatını değerlendirirken aynı pozisyonda çalışan arkadaşlarımın söyledikleri genellikle bunlardı.

Kariyerim boyunca yöneticilik pozisyonundaki insanları bilinçaltımda fark etmeden benden daha iyi olduklarını düşündüm. Stratejist olarak oturduğum yerden müşteri yöneticisi olmayı ve büyük bir ekibi yönetmeyi, sonunda küçük bir ödül kazanılan sonsuz bir sorun kaynağı gibi olarak gördüm.

Yöneticilik pozisyonlarının savunma mekanizmasıyla ilgili olduğunu düşünüyordum. Bitmeyen şikayetler, işten çıkarmalar ve ekibin maaşla ilgili bitmek bilmeyen zam ve terfi gibi istekleri… Kesinlikle bana göre olmadığını düşündüm. Kariyerimde sadece bir defa karşılaşacağım bir fırsat olarak gördüğüm teklif bana sunulduğunda, bu şüpheci yaklaşımımdan vazgeçtim. Bir gün kendimi Procter & Gamble İngiltere müşteri yöneticisi ve genel müdür olarak buldum. Öğrenmem gereken 86 isim vardı; bu ekibi yönetmekle alakalı planladığım bazı fikirlerime dair ikna etmem gereken 86 kişi…

Erken başlayan kuşkularıma rağmen iki yıl sonra bunun en ödüllendirici, aydınlatıcı ve ilham verici pozisyon olduğunu düşündüm. Bunun bir nedeni, yaratıcılık ve stratejiye olan sevgimi, operasyonel görevlerin çoğuna uygulamayı öğrenmiş olmam olabilir. Belki de kimseyi yönetmeye ilgimin olmamasıdır. Ekipleri ve müşterileri yönetmek, iniş çıkışları ve beklentileri yönetmek… Kulağa (bana göre) sıradanlığa bir çözümmüş gibi geliyor. Fakat böyle şeyler yapmak istemiyorsam, nasıl bir yönetici olmak istiyorum diye kendi kendime düşündüm.

Benim için açık olan şey: Yönetici pozisyonlarındaki bana en çok ilham veren insanların “yönetmek” ile çok zaman harcamayan insanlar olduğudur. Bunun yerine yaratırlar, savaşırlar, liderlik ederler, kariyerleri şekillendirirler, mentorluk ederler ve tüm bunları korkusuzca yaparlar.

Bunu göz önünde bulundurarak size yönetim için yol haritamı sunuyorum; yönetirken kesinlikle zamanımı harcamak istemediğim üç şey:

1. Büyük yöneticiler müşteriyi yönetmez

Hiçbir müşteri “Yönetildiğimi hissetmeyi seviyorum” demez.

Müşteriyi yönetmeye çalışırken hayal kırıklığı ve sıradanlığa giden yolda emin adımlarla ilerlersiniz.

Eğer hedefiniz müşterilerinizi etkili bir şekilde yönetmekse, her zaman bir satıcı olarak algılanacaksınız, asla ortak olarak değil. Çünkü her şey daima en tarafsız, rasyonel ve mantıksal ortak paydaya dönüşecektir.   

Sadece mantıklı olmakla meşgulseniz, tutku veya vizyon oluşturmanız fiziksel olarak hiçbir şekilde mümkün değildir.

Müşterinizle zor diyaloglar yaşadığınızda, siz de müşteriniz de birlikte yaptığınız plana dönerek odaklanmayı sürdüreceğinizi bilirsiniz. Bu nedenle büyük yöneticiler müşterilerini yönetmezler, müşterileriyle birlikte bir şeyleri oluştururlar. Büyük yöneticiler gerçek mimarlardır – hatta bazen sanatçılardır.

Plan yaparlar, vizyonun açıklığından ilham alırlar, bir plana sadık kalır ve muhteşem bir şey oluşturular. Yollarına çıkabilecek herhangi bir engelin üstesinden gelebilmenin yollarını korkusuzca ararlar.

2. Büyük yöneticiler, ekiplerini yönetmezler

Publicis Groupe’ta dayanışma (elimizden gelenin en iyisini yapmak için birbirimize ihtiyaç duyduğumuz görüşü) hakkında konuşuyoruz.

Bu gerçekten benimle bağdaşan bir konsept. Benim tarafımda muhteşem bir ekip olduğunu bilmek, vizyonumu göstermemin tek yolu.

Çevremdeki yetenekli profesyonellerden her gün ilham alıyorum. Onların hırsı, enerjisi ve işlerinden aldıkları keyif oldukça bariz. Onların bu çalışkan yapıları, benim kötümserliğimi unutturuyor. Bunun yerine bu karmaşık, büyüleyici ve mücadeleci sektörün bir parçası olmaktan keyif aldığımı hatırlatıyor.

Benim işime değer kattıkları için ve vizyonumun onlarsız pek bir değeri olmayacağı için onlar, benim tarafımdan yönetilmekten çok daha fazlasını hak ediyor.

“Önce müşteriler” sektördeki ajansların kullandığı oldukça popüler bir söylemdir. Fakat ben, “önce benim ekibim” söylemi üzerinde ısrar edeceğim.

Benim ekibim, (dile getirmediğim) onların benim için çalıştığı kadar çok benim de onlar için çalışacağım sözünü hak ediyor. Bu nedenle büyük yöneticiler ekiplerini yönetmezler. Yüksek performanslı çalışanlara sahip olmak için çabalarlar ve onların motivasyonunu belirli bir seviyede tutmak için – daha fazla eğitebilmek, kazanılacak her maaş zammı ve terfi için – savaşırlar.

3. Büyük yöneticiler beklentileri yönetmezler

Yönetimden çok liderlikten bahsediyoruz. Bizim ekibimizde “müşteri yönetimi” ekibinin çerçevesini yeniden oluşturduk ve “müşteri liderliği” ismini verdik. Bu, düşünülen düzeltmelerden sadece biriydi. Liderlik, yönetici olmakla bitmiyor; ekipteki her bireyin sorumluluğunu üstlenmeyi gerektiriyor.

Ancak ekibe ve müşterilere ilham vermek lidere bağlıdır. Bunun bilincinde olarak, yeterince odaklandığınızda ve kendinize güvendiğinizde güçlü bir ekip her şeyi yapabilir.

Bugün neyin yapılabileceği veya yapılamayacağı ile ilgili beklentileri yönetmek, kısıtlama getirir hem de dayatmacılıktır. Yarın neye ulaşılabileceği ile ilgili olasılıkları ortaya dökmek ise tamamen başka bir durumdur.     

Bu nedenle büyük yöneticiler beklentileri yönetmezler. Onlar güçlendirir; geleceğin liderlerini ararlar ve onlara liderlik edebileceklerini gösterirler.

İşte yöneticilik hakkında şu ana kadar öğrendiğim her şey bunlardan ibaret. Yönetmekle ilgili daha az kaygılanın ve daha fazla önem arz eden şeylere odaklanın; yaratmaya, savaşmaya ve güçlendirmeye…

 

Nadine Young

Publicis Media’da P&G Yönetim Müdürü ve Müşteri Lideri

 

 

 

Bu yazı ilk kez Campaign Türkiye’nin 84. sayısında yayımlandı.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.