Yetenekler hepimizin sorumluluğunda

 

McCann Worldgroup Global Baş Strateji Sorumlusu Harjot Singh:Yeteneği yönetmek ve beslemek sadece İK departmanının değil, hepimizin sorumluluğudur.” diyor.

Aşikar olanı belirtme riskini göze alarak kabul edelim; yetenek sorunumuz var. Sektörümüzdeki en iyi insanlardan bazıları ayrılıyor. Bize katılabilecek genç insanlar, diğer sektörlere ilgi duyuyor veya sadece kendileri için çalışmaktan daha çok tatmin duyacaklarını düşünüyorlar.

Sonuç olarak yetenek kaybı, elde tutma ve koruma hakkında çok fazla şey konuşuldu ancak bu sorunun özünde yatan şeyden bahsetmiyoruz gibi hissediyorum (bu da insanların en iyi işi yapabileceklerine inandıkları yere gitmeleri). İyi performans gösterebileceklerini bildikleri yerlere yöneliyorlar. Bu nedenle, performansı neyin yönlendirdiği ve sınırladığı konusunda daha fazla düşünmeliyiz. Bu, en temelde insanlara nasıl davrandığımızla ilgili. İşletmeleri elbette insanlar oluşturur. İşte yaşanan bir sorun aslında sadece kılık değiştirmiş bir insan sorunudur. Bu özellikle bizim işimiz için doğrudur.

Fabrikamız veya mağazamız yok. Karmaşık tedarik zincirlerimiz yok. Bizimki; insanın hayal gücünü, ilhamını kullanmaya ve onları cezbetmeye diğer tüm işlerden daha fazla dayanır. Bu, son zamanlarda çalışma hayatının tüm öğeleri (ofisler, toplantı odaları, kantinler) ortadan kaldırıldığı zaman açıkça ortaya çıktı. Ajans, mümkün olan her yerden çalışan insanlara, bireylere indi. Hiç bu kadar savunmasız veya daha değerli hissetmemişlerdi.

İşimizde çalışan insanların en üst düzeyde performans gösterebilmeleri için ilgili ve ilham verici bir ruh halinde olmaları gerekiyor. Dolayısıyla bunun için ortam sağlamamız gerekiyor. Bir insanın yaratıcı olmasını sağlayan insan unsuruna saygı duymalı ve onu beslemeliyiz. Bunu yaptığımızda, yaratıcılığı, motivasyonu ve iş birliğini yükseltiriz. Doğal olarak daha güçlü bir kültür ve nihayetinde daha iyi sonuçlara ulaşırız.

Bence sektörümüzde, yeteneğe doğru yaklaşımın ne olduğunu kavrama konusunda bir eksiklik var ve ekiplerin hangi koşullarda birlikte iyi çalıştığı hakkında da bir analiz eksikliği mevcut. Bu gri alan, ekiplerin ve liderlerin karşılaştığı neredeyse tüm zorlukların gizli nedenidir. Yenilik, performans ve büyümenin önündeki en büyük engeldir.

Dolayısıyla, iş sorunumuz beşeri bir sorunsa, herkesin içinde yatan yaratıcı zekayı, mahareti ve esnekliği nasıl açığa çıkarabileceğimiz konusunda daha derinlemesine konuşmalıyız. Bunu doğru yapabilirsek, ekip sinerjisinde dikkate değer bir gelişme, fikir ve yenilik akışı, yeteneklerin geliştiği ve şirkette devam etmek istedikleri olumlu bir ortam göreceğiz.

Gerçek şu ki; herkesin kalbinde yatan yaratıcılığın kilidini açacaksak, herkes bunun bir parçası olmalı. Bunu şirketteki iki ya da üç kişiye bırakamayız. Yine de çoğumuz yetenek yönetimini İK departmanının özel alanı olarak görüyoruz. Uyum, kültürü oluşturmaz.

İK’nın net hedefleri vardır: Yetenekleri nasıl çekeceğimizi, işe alacağımızı, geliştireceğimizi ve elde tutacağımızı belirleme, denetleme ve kontrol etme konusunda bilgilendirici olmak. Bunu çok iyi yapıyorlar ancak tüm yeteneği besleme ve koruma sürecini bir departmana yüklemek çok sınırlı bir yaklaşım. Küçük bir ekibin omuzlarına büyük bir sorumluluk yüklüyor. İK’nın ödeme sorunları, devamsızlık, iş yeri güvenliği vb. ile ilgilenmesini ve ayrıca ekiplerimizde yaratıcılığın kilidini açmasını bekleyemeyiz.

Yetenek konusunda nasıl katkıda bulunabileceğimizi kendimize sorular sormanın zamanı geldi; elimizden gelenin en iyisini yaptığımızda ne olur? Bu durumda olmak için neye ihtiyacımız var? Elimizden en iyi geleni yapamadığımızda yolumuza ne çıkar? Her bireye bu bakış açısı ile yaklaşmalıyız.

İletişim, sürecin hayati bir parçasıdır bu yüzden işi yalnızca İK’ya bırakamayız. Yeteneğe bireysel bir bakış açısı getirmeliyiz. Konuşun, paylaşın, yorumlayın, anlayın… Sadece iş arkadaşı olarak değil, insan olarak.

Bu işin geleceğini güvence altına almanın tek yolu, en büyük varlığımız olan insanlarımızı beslemek ve desteklemektir. Daha fazla ulaşılabilir olmakla, daha fazla katılımcı olmakla başlayabiliriz. Hepimizin yaratıcı bir şekilde sunacak bir şeyleri olduğu gibi, yetenek yönetimi ve geliştirme perspektifinden de hepimizin sunacak bir şeyleri olduğuna inanıyorum.

Herkes şu anda yetenek değerlendirmeleri yapıyor ve yardımcı olamam ama diyalogları başlatma şeklimizi değiştirme zamanımızın geldiğini düşünüyorum. Hedeflerle değil, insanlarla başlamalıyız.

Sektördeki iki farklı konuyu; “daha yaratıcı olmamız gerekiyor” ve “yetenekli insanları kaybediyoruz” tek bir başlıkta birleştirmenin zamanı geldi: “İnsanlara nasıl davranmalıyız ki ellerinden gelenin en iyisini sadece bizimle yapsınlar?”

Harjot Singh 

McCann Worldgroup UK & EMEA Baş Strateji Sorumlusu

Bu yazı ilk kez Campaign Türkiye’nin 126. sayısında yayımlanmıştır.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.