Yeni bir çağ için hazır mısınız?

Gelişen teknoloji, bildiğimiz çalışma şekillerinin dışında iş hayatına yeni bir bakış getiren kitleyi de ortaya çıkardı. Trendwatching, markaların bu yeni iş gücüne hazır olmanın önemini vurguluyor.

John Maynard Keynes, 1930’larda 21. yüzyılda yeni teknolojiler sayesinde çok verimli hale geleceğimizi ve haftanın sadece 2 günü işe gitmenin yeterli olacağını savunmuştu. Belki de artık bu savunmaya ek olarak; yapay zeka, 3D print ve otomasyon ile karakterize edilen 4. Endüstri Devrimi pek çoğumuz için çalışma hayatının sonunun habercisi olabilir. Sosyal ve teknolojik değişimin bir noktada birleşmesi çalışanları değiştiriyor ve iş kavramını, nasıl, kime ve nerede sattığımızla ilgili konular nedeniyle yeniden şekillendiriyor. Kısaca; iş ve hayat arasındaki geleneksel sınırlar bulanıklaşıyor. Peki bunun markalar için avantajları neler? Bu yeni yapı, yeni hayat şekillerine izin veriyor; yeni çalışma saatleriyle hizmet veren freelancer ordusunun ve bağımsız yaratıcıların oluşturduğu yeni bir işgücünün ortaya çıkışına neden oluyor.

Esneklik, yaratıcılık, bağımsızlık
Bu ‘yeni iş gücü’nü harekete geçiren ne oldu? Küreselleşen çalışma ortamı ve on yıllardır devam eden değişimler orta sınıf işlerin sonunu getirdi. Aynı zamanda yayılan start-up kültürü dünya çapında iş anlamında beklentileri değiştirdi. Şimdi çoğu kişi en yükseğe gelebilmek için kurumsal hayatın merdivenlerini tırmanmanın tek yol olmadığını biliyor. Pek çok kişi (sadece freelancerlar ve istekli girişimciler değil) iş yerinde esneklik, yaratıcılık ve bağımsızlık istiyor. Ve bu konuda kendilerini destekleyecek araçlar, hizmetler ve süreçler arıyorlar.
Mesela UpWork’e bakalım… Freelancerlar için iş olanakları sağlayan ve ücretsiz sohbet ve işbirliği araçları ile onları destekleyen bir platform. Ya da Stride… Amerika merkezli, serbest çalışan insanların sağlık sigortalarını yönetebilecekleri bir uygulama. Londra’da ise Soho House’un bir grup özel çalışanı SohoWorks isimli ortak çalışma alanı açtı.

İş ve özel hayat iç içe
WeLive… WeWork’un yarattığı yeni ortak yaşam alanları, şu anda test sürecini geride bıraktı. Amerika merkezli ortak çalışma alanı sağlayan WeWork işin değişmesi konusunda büyük fark yaratıyor ve geleceğe dair bir yön çiziyor. Marka artık WeLive ile ortak yaşamı planlıyor ve kreatif sektöre; yaşam ve çalışma alanlarını paylaştıkları mikro daireler sunuyor.

Markaların düşünmesi gereken soru
Belki de WeWork’un WeLive alanları, çalışma hayatının uzun dönemli geleceğini 4. Endüstri Devrimi kahinlerinin hepsinden daha iyi ortaya koyuyor. Otomasyon ve yapay zeka sayesinde mevcut işleri yapma gereksiniminden kurtulmuş birçok insan, yataktan kalkmak için yeni bir neden arayacak. Kısacası beraber çalışmayacaklar ama yeni tip bir çalışma şekli yaratacaklar. Markaların yeni işgücü etrafında gelişen yeni beklentilere karşı müşterilerine ve çalışanlarına nasıl bir hizmet sunabileceklerini yeniden düşünmeleri gerekiyor.

Bu yazı, Campaign Türkiye 93. sayısında yayınlanmıştır.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.