“Yaratıcılık, sadece 9-5 arasında olmaz”

Timewise Power 50 listesinde yer aldıktan sonra dikkatleri daha da üstüne çeken Marc Nohr, haftada neden sadece dört gün çalıştığını ve bunun yaratıcılığını nasıl etkilediğini anlatıyor.

Hepimiz reklam dünyasının birbirinden değerli yetenekleriyiz, ancak çoğu zaman bununla pek de ilgilenmiyoruz. Bunun en büyük nedenlerinden biri de baskı altında çalıştığımız bitmek bilmeyen mesailer… İlk ajansım Kitcatt Nohr’u kurduğumda bazen sabah saat 7’de masamda olurdum ve gece yarısına kadar üstelik birkaç gün üst üste çalışırdım. Sanki bu kadar mesai yapınca onur madalyası alınıyor…

Ancak artık bu durumu değiştirmenin vakti geldi; sadece zihinsel ve fiziksel sağlık açısından sürdürülmez olduğu için değil, aynı zamanda yaratıcılık için de olumsuz etkileri olduğu için.

İki yıl önce haftanın dört günü çalışmaya başladım. Daha sağlıklı, mutlu ve tatmin olmuş biri miyim? Genel olarak, evet. Ama aynı zamanda çok daha üretken oldum ve o dönemde kariyerimle ilgili bazı önemli olaylar yaşadım.

Esnek çalışan üst düzey yöneticileri kutlayan Timewise Power 50’ye dahil olduğumu duydum ve açıkçası bundan onur duydum. İş hayatındaki tüm listelerden, sınıflandırmalardan çok daha fazla ilgiyi hak ediyor bu liste. Çünkü eğer hayatta kalmaktan ziyade gelişmeyi önemsiyorsak, kendimize daha iyi davranmayı öğrenmeliyiz. İki yıl önce aldığım bu kararla beraber daha fazla liderin esnek çalışmayı benimsemesini, şirketlerin her düzeyinde hoş karşılanmasını, insanların bu sistemi benimsemesini sağlamak için elimden geleni yapmaya çalışıyorum.

Neden farklı bir çalışma sistemi benimsedim?
Biraz kafamı boşaltmaya ve daha farklı günlere ihtiyacım vardı. Benim için önemli olan birkaç şey belirledim ve seçim lüksüne sahip olduğumu fark edince de çalışma sistemimi değiştirerek haftanın dört günü çalışmaya başladım.

Bu süreçteki en büyük engeller; zamanı organize edebilmek, ekibiniz için ne anlama geldiğinizi iyi bir şekilde belirlemek ve iletişim. Bunlardan biri eksik olduğunda, yanlış olur. Bu konuda tek yönlü bir sokak yaratamazsınız; herkesin katılımı gerekiyor. Sınırlarınızı belirlemelisiniz, ama insanların da bu sınırlara saygı duyması gerekiyor.
Benim için bu süreci iyileştiren en önemli şeylerden biri güvendiğim harika bir ekibe sahip olmamdı. Şimdiye kadar yaşadığım en büyük zorluk ise ilk zamanlar, beşinci günümü başkaları gibi davranmaya mecbur hissederek ya da suçlu hissederek geçirmemdi. Rutini değiştirmem gerekiyordu.

Ofis, endüstri ya da herhangi bir sınır olmaksızın düşünme, öğrenme ve tartışma son derece faydalı oldu. Daha üretken, daha yaratıcı oldum. Kendimi daha zinde, daha dengeli ve daha ilham verici hissetmeye başladım.

Peki bu süreçte farklı olarak neler yaptım?
IPA Ticari Grubu’na başkanlık ederek sektöre yeni bir ticari model geliştirmek için çalışmak; JW3 ile beş yıllık bir stratejik plan oluşturmaya yardımcı olmanın yanı sıra yeni nesil girişimcilere danışmanlık yapmak… Bunlar gurur duyduğum ve esneklik olmadan asla gerçekleştiremeyeceğim şeyler.

İlham verenler
Oldukça üst düzeylerde çalışan insanları gözlemledim ve onlarla görüştüm. En eski arkadaşlarımdan biri müzik endüstrisinde son derece önemli bir pozisyonda çalışıyor ve günde sadece bir saat ofiste kalıyor. Bir diğeri; her sabah evden çalışıyor ve öğleden sonra da insanlarla görüşüyor. Bu insanlar tanıdığım en üretken insanlardan bazıları. Yaratıcılık dokuz ile beş arasında gerçekleşmiyor.

Hepimizin modern çalışma ortamı hakkında daha fazla düşünmesi lazım. Teknolojinin bizi özgürleştireceğini düşündük, ama tek yaptığı iş günlerimizi uzatmak oldu. Teknolojinin gücü, tüm dünyanın parmaklarımızın ucunda olmasıyla pekişirken; ceplerimizdeki bu cihazlar yüzünden üretkenliğimiz tükenmeye başladı. Bununla mücadele etmek için çok basit kararlar alabilirsiniz. Telefonunuzu ne zaman açacağınıza siz karar verin; dizüstü bilgisayarınızı ne zaman kapatacağınıza siz karar verin. Kendinize sorun: Yarına kadar bu e-postayı yanıtlamazsam dünyanın sonu gelir mi?

Hepimizin modern çalışma ortamı hakkında daha fazla düşünmesi lazım. Teknolojinin bizi özgürleştireceğini düşündük, ama tek yaptığı iş günlerimizi uzatmak oldu.”

Bilinmesi gerekenler:

  • Multitasking bir efsane. Bu sözcüğün asıl anlamı; dikkatinizin sığlaşması; anlamlı ve derin bir çalışma yerine talepler arasında bölünmekten başka bir şey değil.
  • Esnek bir şekilde çalışmak; uygun, derin, düşünülmüş işler için zaman ve alan sağlar. Toplantıdan toplantıya koşarken, notlarınızı bile gözden geçirmek için zamanınız yoksa; başarılı olmaz, sadece hayatta kalırsınız.
  • Esnek çalışmayı düşünen herkese tavsiyem; yapabileceğinizi düşünüyorsanız, yapabilirsiniz ve yapamayacağınızı düşünüyorsanız muhtemelen haklısınız. Öyleyse cesur olun, iyi planlayın ve gerçekleşmesini sağlayın. Buna değer mi? Bir milyon kez evet.
  • Kendi üretkenliğinizin öğrencisi olun. Bedeninizi ve zihninizi anlamak sürekli devam eden bir projedir. Hangi ritüellerin, rutinlerin ve araçların oraya ulaşmanıza yardımcı olacağını düşünün.
  • Patronunuz, ekibiniz ve müşterilerinizle net bir şekilde iletişim kurun.
  • Teknoloji kullanımınızı sınırlayın, özellikle de tatil günlerinizde.

Marc Nohr
CEO, Miroma Agencies

Bu yazı ilk olarak Campaign Türkiye 97. sayısında yayımlanmıştır.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.