Yaratıcılık kasları geliştirilmeli

Campaign Yardımcı Editörü Kate Magee, Dave Trott’un son kitabından alıntılar yaparak mevcut reklamcılık sektörü ile ilgili görüşlerini yansıtıyor.

Eski Yaratıcı Yönetmen Dave Trott son kitabını yayımlarken reklam sektöründekileri uyurgezerlikten vazgeçmeye, korsan ruhlu oluşlarını kabullenmeye ve yaratıcı kaslarını aktif tutmaya davet ediyor.

Reklam dünyasında yaratıcılığın mevcut durumu konusundaki fikri sorulduğunda Dave Trott hüsran doluydu. Şöyle cevap verdi: “Artık yaratıcılığın etkin olduğunu düşünmüyorum. Düşünme yeteneğine sahip tüm insanlar öldü.”

Trott, ‘teknolojinin yarattığı hipnoz etkisi’nin sadece bir şeylerden geri kalmak istemeyen bir sektöre yol açtığını da ifade ediyor. “Teknoloji işleri daha hızlı ve ucuz hale getiriyor olabilir fakat bu yaratıcılık değil.” diyor. Teknolojiye ayak uydurmaya çalışmaya son verdiğimizde sektör tekrar yaratıcı olmaya başlayacak. “Makineler bizim yöneticimiz değil, bizim yaratıcı olmamızı sağlamak için oradalar.”   

Yaratıcılığın hayatımızda attığımız her adımda bulunabileceğini fark etmek Trott’un ‘Creative Blindness (and How to Cure It)’ isimli dördüncü kitabı Harriman House’da geçen ay basıldı. Bu kitap, daha sıra dışı çevrelerdeki (banka soygunundan suçluları tutuklamaya kadar uzanan) merak uyandıran olayları ve yaratıcılığın seçme hikayelerini barındırıyor.

Kitabın insanlara yaşamları boyunca ‘uyurgezerliğe’ bir son vermeleri için ilham vereceğini umuyor. Steve Jobs bir zamanlar şu sözleri söylediğinde: “Etrafınızda hayata dair olarak adlandırdığınız her şey, sizden daha zeki olmayan insanlar tarafından oluşturulmuş ve siz bunu değiştirebilirsiniz.”

Trott şöyle diyor: “Yaratıcılığı yakalamak için yaratıcı bir kas geliştirmelisiniz. İnsanlar yaratıcılığın çok kullanıldığında kuruyacak olan bir çeşme olduğu düşüncesindeydi. Fakat bu daha çok bir kas, kullandıkça gelişiyor. Eğer yaratıcılık sadece noktaları birleştirmekse, her birleştirdiğiniz nokta ile daha yaratıcı hale geleceksiniz.”

İnsanlara farklı yerlerde yaratıcılığı aramayı ve yeni fikirler bulmayı öğretmek yaratıcı bir kültür geliştirmek ve bunu özellikle reklamcılığa uygulamak için hayati öneme sahip. Diğer bir Jobs sözünden alıntı yapıyor: “Bir korsan olabilecekken neden donanmaya katılasınız?”

“Reklamcılık şu an donanmada olmak isteyen insanlarla dolu. Fakat reklamcılık korsanlarla dolu olmalı çünkü diğer insanlardan pay almakla ilgili. Bunun her zaman eğlenceli olduğunu düşündüm, bu bir oyun ve sonunda kimse ölmüyor. Harika reklamlar yaptığınız sürece ajansların kapıştığını görmek harika. Bu ilginç ve herkesin zirvede oynamasını sağlıyor. Fakat şimdi herkes insanları üzmekten çok korkuyor.” diyor Trott.

İnsanların işlerini veya müşterilerini kaybetme korkusu; riskten kaçınan, tek tip bir işin çıkmasına neden oluyor. Reklamcılık, ölçüsüz ve kışkırtıcı olmakla övünürdü. Hakkında konuşulan olmak için çekişme yaratılmalıydı; bu da doğası gereği başka insanların sizin yaptığınızı sevmeyeceği anlamına geliyordu. Trott, şu an herhangi birinin bir şeyden hoşlanmadığı dakikada bir reklamın geri çekildiği ve özür dilendiği gerçeğinden yakınıyor.

“Böyle bir atmosferde muhteşem bir şey gerçekleşmesini nasıl bekleyebilirsiniz? Bir şeyleri değiştirmeden değişim yaratamazsınız ve eğer onları değiştirirseniz birileri özellikle de sosyal medyada söylenecektir. Bu neden bir problem oluşturuyor?” diye soruyor.

“İnternette hepimiz kandırılıyoruz. Yapılacak en iyi şey onları görmezden gelmek ve yolumuza bakmak. Bunun sizi farklı olmaktan, yaptığınız şeyden veya gideceğiniz yerden caydırmasına izin vermeyin. Negatif insanların sizi geri çekmesine izin vermeyin, onlar gibi olmak istemezsiniz.” diyor.

Tüm sanat akımlarıyla birlikte mevcut “verimsiz ve çökmekte olan” düzeni yıkmak için bir karşı devrim gerçekleşeceğine inanıyor. Fakat bu küçük değişimlerle başlayacak ve hepimizin üzerinde söz sahibi olabileceği bir şey olacak.

“Herkes ne kadar yaratıcılık kazanırsa o kadar iyi olur. Oto-pilottan çıkıp hayatı daha heyecanlı bir şekilde yaşayacağız. Her şey gelişiyor. Oturup emeklilik vaktimiz gelene kadar beklemek yerine hayatımızı değiştirebiliriz, bu bizim elimizde. Küçük şeyleri değiştirerek başlayın, bu da büyük şeylerin değişmesinin yolunu açacak. ‘Bir şeyi nasıl daha farklı yapabilirim?’ diye kendinize sorun. Bu şekilde düşünmeye başladığınızda yaratıcılık işin içine dahil olacak ve değişim yaratacak.” diyor.

Campaign Yardımcı Editörü

Kate Magee

 

 

 

Bu yazı ilk kez Campaign Türkiye’nin 88. sayısında yayımlandı.
Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.