Yaratıcı sihir geri gelebilecek mi?

Campaign Editör Yardımcısı Gemma Charles, yaratıcıların pandemi döneminde kısıtlanmış yaratıcılıklarının tekrar eski etkisi ile geri dönüp dönemeyeceğini sorguluyor.

Mayıs ayında sadece bir gün içerisinde yaşanan iki olay beni çok farklı etkiledi. Sabah, Kiyan Prince’ın yürek burkan hikâyesini öğrendim. Queens Park Rangers Akademisi’nde gelecek vadeden bir futbolcu olan Prince, bir kavgayı ayırmaya çalışırken 15 yaşında bıçaklanarak hayatını kaybetti. Yaşasaydı bu yıl 30 yaşına girecekti. Prince, Deepfake teknolojisi ile EA Sports’un hit video oyunu FIFA 21’e eklenerek, oynanabilir bir karakter haline getirildi. Engine Creative tarafından ücretsiz olarak yaratılan dokunaklı kampanya; trajik bir şekilde yarıda kalmış bir hayatın hassas bir şekilde anılması, aynı zamanda ulaşılması zor bir kitleyi, şiddet karşıtı mesajlarla etkilemenin faydalı bir yolu oldu.

Aynı günün ilerleyen saatlerinde Twitter’da uzman sürdürülebilirlik mağazası Studio Birthplace’in Greenpeace için çalıştığı plastik atıkların imhasıyla ilgili yasaları değiştirmeyi amaçlayan stop-motion filmi “Wasteminster” konuşuluyordu. Siyasi danışmana dönüşen komedyen Matt Forde tarafından harika bir şekilde seslendirilen Boris Johnson’ın, gıda paketlerinin ve şişelerin denize sürüklenmesinin keyfini çıkarmasına ve İngiltere’nin günde ortalama 1.8 milyon kg plastik ihraç etmesine öfkelendim. Bu atıklar Malezya ve Türkiye gibi ülkelere atılıp yakılıyormuş.

Droga5 London’ın Diet Coke reklamı, kolayı tatmadan bile jingle’ıyla keyif veriyor. Abbott Mead Vickers BBDO ise, barlarda kapalı mekânlarda içki içmeye geri dönüşü ekranlara getiren büyüleyici bir filmle kayalık bir arazide bile Guinness için ürünler üretilebileceğini gösterdi.

Above&Beyond Yaratıcı Yönetmeni Dom Goldman: “Kısıtlamaların kaldırılmasıyla, beklediğimiz olağan yetenek ve sihre dönüşü görüyoruz.” diyor. 

Nick Kamen’in geçen ayki üzücü ölümüyle birlikte kamuoyu, Bartle Bogle Hegarty’nin 1985’te Levi’s için çektiği “Laundrette” filmindeki başrolüne odaklandı. Bugünün öne çıkan yıldızlarından herhangi biri halk üzerinde benzer bir iz bırakabilir mi? Kişisel fikrim; muhtemelen hayır.

İçeriklerle dolu, fazlasıyla bölünmüş medya ortamımız; bir Casio saatin dijital gösterime geçeceği zamanlardan ve İngilizler’in hâlâ dört televizyon kanalı arasında seçim yapabilmesinin şaşkınlığı içerisinde olduğu 1980’lerin ortalarından ışık yılı kadar uzakta.

Reklam bütçeleri epey daraldı ve yaratıcıların ilham almak için internette dolandığı süre azalıyor. Bu nedenle ünlü reklamı dediğimiz şey artık nadir bir kavram olsa da yukarıda bahsettiğim farklı tekniklerin kullanılmaya başlandığı reklam dünyasında, deneme sürüşlerinden sonra bu bastırılmış yaratıcılık tomurcuklarının çiçek açmaya başladığını izlemek için birkaç dakikanızı ayırın.

Gemma Charles

Campaign Editör Yardımcısı

 

 

 

Bu yazı ilk kez Campaign Türkiye’nin 113. sayısında yayımlanmıştır.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.