Yakup Barouh’un ardından…

Nisan ayında reklamcılık dünyasının duayen isimlerinden Yakup Barouh’u kaybettik. Barouh ardında birbirinden başarılı işler bırakırken endüstriye de son derece önemli katkıları oldu.

1961 yılında Saint Joseph Lisesi’nden mezun olduktan sonra İstanbul Robert Kolej Yüksek Okulu’nda “Pazarlama ve İş İdaresi” üzerine eğitimi aldı. 1968 yılında ise ‘Reklamcılık’ üstüne yine İstanbul Robert Kolej Yüksek Okulu’nda yüksek lisans yaparak, Türkiye’de bir ilki gerçekleştirdi ve reklamcılık üzerine ilk tezi yazdı. 1967’de arkadaşlarıyla McCann Ericson olarak bilinen Büro Pars’ı kurdu.

Barouh, aynı zamanda Hürriyet Okuyucu Araştırmalarını ve “Hürriyet Reklam Seminerleri”ni gerçekleştirdi. 1971 yılında, meslek yaşamının dönüm noktası olan, araştırma ve pazarlama’dan “kreatif reklamcılık” alanına geçiş yaparak, Türkiye’nin 1909 yılında kurulmuş olan ilk reklam ajansının ortağı oldu. IAA International Advertising Association’ın ilk üyelerinden olan Barouh (1990); 1984 yılında Türkiye Reklamcılar Derneği’ne de üye olarak; 1997 – 2004 yılları arasında yönetim kurulu üyeliğinde bulundu.

Reklam Özdenetim Kurulu’nun kuruluşu ile birlikte, 1999 yılında başlayan Özdenetim Kuruluğu üyeliğini sürdürdü. Boğaziçi Üniversitesi’nde Mustafa Dilber Hoca ile birlikte “Reklamcılık” eğitimi verme yanı sıra Sabah Business Dergisi’nde 4 yılı aşkın bir süre reklam üzerine makaleler yazdı.

Tüm dünya olarak pandemiyle mücadele ettiğimiz bu günlerde ne yazık ki Yakup Barouh, koronavirüs nedeniyle hayatını kaybetti. Burada kendisinin başarılarını, endüstriye katkılarını yazmaya son veriyoruz. Çünkü şimdi söz, O’nunla beraber çalışma şansı yakalamış birbirinden değerli isimlerde…

 

Büyüyünce ben de reklamcı olacağım…

Çocuk yaşlarımda Cağaloğlu’na yaptığım ofis ziyaretleri ile başladı işteki Yakup Barouh’u tanımam. Daha sonraları ajans olarak tanımlayabileceğim ofisine gitmek benim için çok özel ve büyülü anlar oldu. Ofisine gide gele karar verdim sanırım ben. Dedem ve babam gibi reklamcı olacaktım ben de.

Bazen gazetede yayınlanan bir ilanı gösterip “bak bu ilanı biz hazırladık” demesi, TV’deki reklam kuşaklarında yayınlanan bir reklamı gösterip “bu reklam filmini biz çektik” demesi hep ‘ne kadar farklı ve eğlenceli bir iş yapıyor babam’ diye düşündürttü beni.

Gençlik yıllarımda ise, yazları artık ajansa gidip belli günlerde çalışmaya başladım. O zaman babamın yaptığı işin aslında ne kadar zor olduğunu, ne kadar disiplinli ve yenilikçi olması gerektiğini anladım. Yaratıcı bir iş yapmaktan ve çok çalışmaktan ne kadar keyif aldığını o zamanlarda görmeye başladım.

Ve artık üniversiteye gittiğim yıllarda, ajansta tam zamanlı çalışmaya başladığımda ise ilk konuşmamız bugün halen hafızamda taptaze. “İlker, biz baba oğuluz. İşte aynı fikirde olmayabiliriz, tartışabiliriz. Bunlar gayet normal. Ama ne olursa olsun akşam olup işten çıktığımızda yine baba-oğuluz. Bunu hiçbir zaman unutma. Bu sözlerin aynısını babam da bana söylemişti.” Bu çok doğru bir öğüttü ve buna da hep uydu.

Yakup Barouh benim için işte; ilk başta bir bir rol model, sonraları bir öğretmen, bir mentor ve bir ortak oldu. Ondan reklamcılık konusunda, işini severek yapma ve çalışkan olmakla ilgili çok şey öğrendim. Sadece ben değil; ajansta beraber çalıştığı iş arkadaşları, beraber mesai harcadığı marka yöneticileri, sektörde farklı kuruluşlarda beraber çalıştığı meslektaşları ve üniversitede ders verdiği öğrencileri; hepsine Yakup Barouh’un önemli değerler kattığına inanıyorum.

Aile bireyleriyle aynı işte çalışmak zordur, denir. Kesinlikle kolay değil ama babamla beraber çalışabilmek, onunla beraber bu kadar çok zaman geçirebilmek benim hayatımda büyük bir şans ve keyif oldu.

Kafamda sesi, kalbimde sevgisi. Onunla anları paylaşmaya, ona fikir danışmaya, ışığında yürümeye devam edeceğim.

İlker Barouh
İlancılık Reklam Ajansı

– – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – –

Babadan reklamcı; Yakup Barouh
Türkiye’nin ilk reklam ajansı.
Hizmet sektöründe 111 yıl…
Bu süreçte ekip olarak üstümüze düşen misyon ve sorumluluk ağır.
Yılların birikimi tam tersine bizi daha yaratıcı ve daha genç kalmaya itiyor.
Yeni normal ile sosyo-ekonomi reklam sektöründe bir değişim ve dönüşüm süreci başlattı. Bunlara adapte olmak ve sürdürülebilmeyi korumak lazım. Çünkü reklam sektörü günü yaşayan canlı bir organizma gibi…

İlancılık üç kuşak reklamcı. Türkiye’de “ilk” reklam tezini 1968’de yazan Yakup Barouh.

Şaka değil iki Dünya Savaşı, İstiklal Harbi, Cumhuriyet, Harf Devrimi, gerçek iki askeri darbe ve COVID-19… Daha ne diyeyim dostlar… Kısaca Cumhuriyet’in öncesini, sonrasını görmüş bu aile.

Yakup’un bir lafı var;

Ben hep geleceği ve yeniyi merak ettim. Babadan bir sektörel hafıza oluştu.”

Yolu reklamdan geçen herkesi ilgilendiren bu birikimi sizlerle paylaşmaktan büyük mutluluk duyuyorum. Reklamla büyümüş olan tarihçi dostlarımın anlattıkları, henüz ortaokuldayken haftada bir kez uğradığım İlancılık Reklam Ajansı’nın bana kattıkları, daha dün gibi yaşadığım tüm anılarım, umarım ‘Türkiye’de reklamcılık’ konusunda bilgi sahibi olmak isteyen herkesi aydınlatır.”

Sıkı bir reklam arşivcisiydi Yakup, oğlu İlker 3. kuşak… Tabii ki dijital tarafa meyilli, normal… Benim oğlum Tankut ile Dijital Panzehir’in neferleri… 7/24 çalışıyorlar, içimden Allah onlara kolaylık versin diyorum.

Sektöre gönül vermişlerle yolumuz aynı. Ustanın yolundan şartlara uygun şekilde severek usta çırak önemini yitirmeden reklam yapmaya devam… Işıkların ve toprağın bol olsun. Güle güle Yakup Barouh seni unutmayacak bu sektör.

Ender Merter
İlancılık Reklam Ajansı Eş Başkanı

– – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – –

Dile kolay… Tam 44 yıl

Genç yaşta felsefe öğretmenliğinden ayrılıp reklamcı olmayı yeğlediğimde yıl 1976 idi. İlancılık’ın Cağaloğlu’ndaki ofisinin kapısından girdim. Giriş, o giriş… Sektördeki yolculuğuma metin yazarı olarak başladım. Yakup ile karşılıklıydı odalarımız. O, hem ajans yönetiminde görev alıyor hem de müşteri ilişkilerimizi yönetiyordu. Tüm araştırma süreçlerimizi de yine kendisi yönetir ve raporlardı.

Genç, eğitimli, donanımlı, yetenekli bir reklamcıydı. Genlerinde vardı reklamcılık adeta. İlk çalışma yıllarımda Yakup ile olan iş birliğimiz, genellikle yaratıcı işlerle ilgili toplantılarımızla sınırlıydı. Ancak yıllar sonra müşteri ilişkileri odaklı çalışmamın ve ajans yönetiminde de sorumluluk almamın ağırlık kazanmasıyla Yakup ile saflarımız daha da sıklaştı. İş arkadaşlığımız dostluğa, ortaklığa dönüştü.

Yenilikçiydi Yakup, öncülüğü severdi. Reklam ajanslarının yenilikçi yapılanmalarının ilk temellerini atanlardan biriydi. Çok değerli yönetmen, rahmetli Bilge Olgaç’ın yönetiminde bir TV reklamı yapım ekibini ajansımıza kazandırmıştı. Birçok ajans bünyesinde olmayan fotoğraf stüdyomuzu o hayata geçirdi. Reklamcılığın globaldeki gelişimini geniş vizyonuyla takip ederdi. Dünyadaki pek çok ajansın üye olduğu TAAN Network’a ajans olarak katılımımıza öncülük etti. Son yıllarda bilgi ve birikimini gençlere aktarma tutkusu ile üniversitelerde ‘branding’ dersleri vermeye başladı.

Yakup’un sektörümüze de çok emeği geçti. Reklamcılar Derneği ve Reklam Özdenetim Kurulu’nda uzun yıllar hizmet verdi. Birçok reklamcının yetişmesine öncülük etti. Sektörel yazılara imza attı, anılarından oluşan bir kitap yazdı. Yıllarını hem İlancılık hem de sektör için yoğun çalışmalarla geçirdi. Tabii, duayen olmak kolay değildi. O, bu sıfatı fazlasıyla hak etti.

Çok yoğun çalıştık yıllarca… Oldukça geniş bir müşteri portföyümüz vardı. Gecemiz gündüzümüz yoktu. Konkur ve sunumlarla geçen yıllarımızı birçok başarılı işle süsledik. Birlikte ne kampanyalar hazırladık, sunduk… Gün geldi çocuklar gibi sevindik, gün geldi birlikte ağladık. En önemli ortak noktamız; işimizi çok sevmek, ona gönül vermek, yılmadan ve yorulmadan çalışmaktı. Hizmet verdiğimiz markalara hep aşkla yaklaştık. Şöyle bir düşünüyorum da; birlikte neler yaptık reklam adına diye… Ören Bayan, Grundig, Meysu, Mitsubishi Klima, İGS, Maraton Otobüs, Sek Süt, Dışbank, Altınbaşak, Telefunken, Türk İş Bank, Teba, Komatsu, Mitsubishi Lancer, L200, Uludağ İçecek, Beypiliç, Erpen… Daha neler neler… Nice yerel ve global markanın pazarlama iletişimi çalışmalarını birlikte yönlendirdik. Hepsi birer birer gözümün önünden geçiyor.

Tüm kampanyalarımızda; onun yaratıcı dokunuşlarını, sunumlardaki mükemmeliyetçi çizgisini unutmak mümkün değil. Beklenmedik bir şekilde bizi bırakıp gitti. Her ayrılış acıdır ama onunki biraz daha fazla can yaktı. 40 yılı aşkın bir birliktelikten söz ediyorum… Kolay değil, biriktirdiğimiz anılar hafızalara sığmaz.

Onsuz çok zor… Ama yine de ona yakışanı yapacağız. Çok çalışacağız, yaratıcı ve etkili reklamlara imza atmaya devam ederek onun manevi şahsını onurlandıracağız.

O, ışıklar içinde uyurken, bizi aydınlatmaya devam edecek.

Atılay Bİngöl
İlancılık Reklam Ajansı Genel Müdürü

 

Bu yazı, ilk olarak Campaign Türkiye 99. sayısında yayımlanmıştır.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.