Yakın gelecek öngörüleri: Sosyal medya

Brave Bison CSO’su Simon Pont, geçen yılın sosyal medyada, ‘gerçek nasıl saptırılır ve aşırılık için nasıl teşvik edilir’i canlı bir şekilde ispat ettiğini anlatırken 2017’nin de bizi sosyal medyanın karmaşık gerçekliğinden uyandıracağını belirtiyor.

2016 ile ilgili yaşadığımız en iyi şey; muhtemelen bu yılın sonunda bitmiş olması. Paketi henüz açılan yeni bir yılın görüntüleme galerisinden, geriye baktığınızda hala Grimm’in esintileri görünüyor. Jeopolitik açıdan 2016 adeta bir korku şovu şeklinde geçti. Özellikle de demokratik anlamda yaşanılan bir korku hakimdi. Daha önce yaşansa şaşırtıcı olabilecek, hatta saçma gelen ve sonuçları kimsenin tahmin edemediği bir dizi seçim şakası ile geçti. Ancak tüm bu karmaşada büyük bir “ama” vardı. Yukarıdaki cümlelerin öfkesi, karanlık günlerdeki bir insanın bakış açısıdır. Eğer 2016 bana bir şey öğrettiyse o da şu oldu: Sosyal medya hesaplarım bana hiçbir dengeli yorumu yansıtmadı.

2016’da benim sosyal medya tahminim çaresizce liberal görüşün kazanacağı şeklindeydi. Brexit sonuçlarının açıklandığı sabah, Twitter ana sayfası can sıkıntısı, inançsızlık ve üzüntü ile patlıyordu. Çünkü o benim Twitter ana sayfamdı, memleketin gerçek hislerini yansıtan bir takipçi değil. Donald Trump başkan seçildiğinde insanlarda sürprizden çok, şok etkisi hala hakimdi. Amerika, bizim Brexit’ten baskın çıktı. Sosyal yayınlarım, oyun sonunda “Nostradamus” tarafından yazılmış, geri dönüşü olmayan bir “gün sonları”na girdi ve biz sadece sınıra yakın dev bir sıçrayışı düşünmeye karar vermiştik. Başparmağımı dikey haber akışında gezdirirken düşünmeye başladım. Çok farklı türde insanın ağlamasını okuyan 62.8 milyon Amerikalı yine de bu adamı o koltuğa oturttu.

2016’nın sesli ve açık dersi “sosyal medya yayınlarımız, popüler duygu ölçerler değil” oldu. Onlar da politik anketler gibi tahmini ve gerçekliğin kırılmış bir hali. Sosyal medyayı ne kadar çok kullanırsak ve “bilinçaltı önyargısı”na ne kadar çok katkı yaparsak haksız yere yapılan haberleri, toplumsal ve kültürel yorumları da o kadar çarpıtmış oluruz. Sonuç olarak olayların başka türlü gelişmesine kendimizi o kadar hazırlar hale geliyoruz ki, kendimizi kötü sürprizlerle yüzleşmeye o kadar hazırlıyoruz?

2016 bana çoğunluğun görüşüyle temas halinde olmam gerektiğini söyledi. Brexit, bana diğer yurttaşlarım kadar haklarımı kaybetmiş olmadığımı söyledi. Bu yüzden kendimi üzgün ve genel olarak “anti” olarak hissetmiyorum. Sosyal medya gönderilerindeki ortak fikir yorumlarını iştahla tükettim, benzer görüşteki kişilerin fikirlerini onaylamış gibi başımı salladım. Sonunda da içgörüler elde etmek ve bu içgörüleri daha net bir şekilde değerlendirmek için çay yapraklarına danışmanın daha iyi olacağına karar verdim.

2017’de sosyal medya için tahminlerim (ve umudum) var. At gözlüklerimizin çıkması gerekiyor. Şimdiye kadar değerini iyice artırdığımız at gözlüklerimiz kadar sosyal medyayla olan ilişkimizi de yeniden adapte etmeliyiz. Sosyal medya, bir Reuters değil ama kişisel seçimler ve tercihler ile kendini gerçekleştiren editoryal bir platform olması sebebiyle sosyal medyanın değerini artırmalıyız. Kendi sosyal medya hesaplarımızda kendini tanıyan insanlara dönüşmeliyiz. Uyguladığımız filtreleri anladığımızda “istenmeyen” öğelerin nasıl düzenlediklerini anlayarak dengesizliği düzeltmek için hoşnutsuzlukları izlemeye başlayabiliriz. Diğer yandan yeni uygulama ve platformlardaki artış, büyük avantajları da beraberinde getirerek bize editoryal denge diyetinin önemini kanıtlıyor.

Sosyal medya tüketimimiz ve görüşlerimiz daha da “kötüleşip” aşırı hale gelebilir ve sanırım bu, yakın zamanda gerçekleşebilir. Aynı görüşten insanlar tanımlandığı gibi birbirleriyle aynı şeyi yaparlar. Benzer düşünürler ve sosyal medyada da karşı görüşlü düşüncelerin dengesini sağlamanın aksine, aynı düşünce görüşlerini güçlendiriyor. Bu da oldukça tehlikeli; çünkü bu yanlış düşünceye sevkeden bir nevi gruplaşma. Sonunda da bu topluluklar aşırılığa, mübalağaya ve çok abartılı görüşlere sebep oluyor.

Sesli bir şekilde konuşmaya cesaret edemeyenler bunun aksine çok hevesli tweet’ler atıyor. Sosyal medyada aşırı, nezaketsiz ve asılsız şeyleri ifade etmek daha kolay oluyor. Sosyal medya bizler için kötüyü daha çabuk belli ediyor. Ve tartışma her zaman kendi kendini düzenlese de sağduyu hakim olsa da; uçlarda, kenarlarda “ılımlı orta”ya doğru hareketi çok fazla görmüyoruz. Klasik zil şeklinde kıvrımları olan dağımtıcıyı ele alalım: Twitter. Figür, topluluk kümesini ifade ederek tam ortada yer alıyor. Bu figür politik ve ideolojik her cevabı modere ediyor. Tony Blair’in Yeni İşçi Partisi’ni kırmızıdan maviye ve tekrar tekrar yeni muhafazakar bakışlara karşı düşmüş olarak düşünün; hangisinin hangisi olduğunu söylemek imkansız olurdu. Bununla birlikte eğer bizim yeni normallerimizden biri anti-globalleşme olacaksa o zaman biz de grupçuluğun artmasını ve kutuplaşmayı göreceğiz demektir. Yani zil figürü tepe taklak olacak. Ilımanlık diğer aşırılığı dengelemek adına daha aşırı olacak.

“Eski medya” için söylediğimiz bölünmeyi sosyal medya içinde de görecek miyiz? Uygulamalarda buluşmadaki dalganın genişleyen azınlığa ve aşırı gruplara ihtiyacı var mı? Sosyal medya tepkileri küçültüp bunları mikro gruplara mı çevirecek? Hayal etmek kolay. Ben birbirine ters düşen iki tahminimden de 2017’de inşa edilecek şeyden de şüpheleniyorum. Bunların meydana gelmesi paradoks değil, sevilen trendi karşı çıkılan trende tercih etmek. Odak gruplarına hizmet edecek olan daha fazla sosyal medya platformunun ortaya çıktığını göreceğiz. Ama aynı zamanda umutla sosyal medyadaki yarı gerçeklikten açık görüşlülük ve denge ile kurtulacağız ve gözlerimiz açılacak.

Simon Pont

Brave Bison CSO’su

Bu yazı ilk olarak Campaign Türkiye Şubat 2017 sayısında yayınlanmıştır.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.