Video içerik yazılı içeriği öldürecek mi?

Dijitalleşen dünyada önemini gittikçe artıran videonun, yazılı içeriğin geleceğini nasıl etkilediğini ve reklam sektörüne yansımalarını işin uzmanlarına sorduk. Kamer Yılmaz

İçeriğin krallığı uzun bir süredir konuşulurken, her panelin her eğitimin sonu “Content is the King” denilerek bitirilirken hayatımıza bir de video içerik girdi.

Artık yeni söylem “video içerik ön planda, kitle izlemeyi daha çok seviyor” yönünde. Peki gerçekten de internet kullanıcıları izlemeyi okumaya tercih mi ediyor? Bu yeni içerik tipi reklam dünyasını nasıl etkiledi?

Video izleme oranları yükselirken, 2017 için tüketici içeriğinin çoğunluğunun video içerikten oluşacağı öngörülüyor. Özellikle de video ile viral yayılan başarı öyküleri markalar dünyasında dikkat çekiyor. Hedef kitlenin daha çok ilgisini çekip etkileşimin gerçekleştiği içeriklerden biri haline gelen viral videolar, içerik pazarlamasında markanın bilinirliğini artırırken bir taraftan da takipçi sayısını artırarak trafiği olumlu etkiliyor. Artık metin okumayı sevmeyen azımsanamayacak bir kitlenin, çok daha kolay anlaşılan bir video içerikle dikkati çekilebiliyor.

Bütün bu değişim yanında ise ısrarla okumaya devam eden, video gördüğü zaman sayfayı çekinmeden aşağıya kaydıran içerik takipçileri/tüketicileri var.

Konuyla ilgili Yemek.com Ürün Müdürü Batuhan ApayadınVideo yazılı içeriğin yerine geçecek değil, fakat onu tamamlayacak bir içerik tipi” derken; Batesmotelpro kurucularından Volkan Öge de bu geçişin aslından gelenekselden dijitale olduğuna değiniyor. Reklam ve İçerik Ajansı Fevreka’nın kurucusu Tansel Akdan ise içeriğin sadece formatının değiştiğini anlatıyor. Video içerik türünde yarattığı girişimle kısa zamanda dikkatleri çeken bikafalar.com’un ve Tezgahçılar’ın kurucu ortaklarından Bora Öğünç ise daha etkileyici ve güzel videolar yapmanın video izleme oranlarına etkisine değiniyor.

 

Video gümbür gümbür geliyor

Batuhan Apaydın / Yemek.com Ürün Müdürü

Genel olarak videonun gümbür gümbür geldiğini görmek artık zor değil. Ancak kaliteli ve özgün yazılı içeriğin her zaman okuyucu bulmaya devam edeceğini düşünüyorum. Video yazılı içeriğin yerine geçecek değil, fakat onu tamamlayacak bir içerik tipi.  Eskiye göre daha kolay ve hızlı üretilebilir, izlenebilir ve yayılabilir olması videoyu belirgin şekilde öne çıkardı. Bu süreçte Youtube hesabıyla ciddi gelir elde eden YouTuber’lar, Facebook’un videoyu daha çok izletmesi, live stream teknolojisinin gelişmesi, markaların daha fazla insana daha kreatif yollarla ulaşmak istemesi ve videonun da bunun için uygun format olması bizi video ile iyice haşır neşir hale getirdi. Yemek.com olarak video içeriğin hayatımızın gündemine düşeceğinin en başından beri farkındaydık ve bu nedenle Türkiye’de videoya yatırım yapan, ekip kuran, stüdyo oluşturan ilk mecralardan biri olduk. Bugün yemek tarifleri başta olmak üzere birçok farklı konuda eğlenceli ve iştah açan videolar üretiyoruz. Videolarımız özellikle Facebook’ta çok izleniyor ve burada görüntülenmesi 600 bine yaklaşan videolarımız bulunuyor. Araştırmalara baktığınızda da, tüm dünyada Facebook’ta en çok izlenenlerin yemek videoları olduğu görülüyor. Video içerik markaların tüketiciye ulaşma biçimini de temelden değiştiriyor. Ancak burada önemli olan markanın pozisyonuna ve hedef kitlesine uygun mecrada, doğru içerikle video üretebiliyor oluşu. Eğer hedef kitle gençse Snapchat ile Periscope gibi mecralar, markanın ürünleri moda ve kozmetikse Youtube öne çıkıyor. Marka canlı yayın yapabiliyorsa Periscope ve Facebook’ta içerik üretmek mümkün. Öte yandan Facebook son aylarda öne çıkardığı live stream özelliği ile Youtube’un önüne geçecek gibi.

Burada dikkat edilmesi gereken bir nokta daha var: Videonun kullanıcılar tarafından çok kolay üretilebiliyor ve yayılabiliyor olması, markaların kolaya kaçabileceği anlamına gelmiyor. Aksine amatör kullanıcılar her gün kreatif ve eğlenceli videolar ürettikçe, profesyonel olması beklenen markalardan da video içeriği konusunda beklenti artıyor. Bu yüzden markaların bu işe önem vermesi, video formatından ve izleyecek kitlenin beklentilerinden anlayan mecra ve yayıncılarla çalışması lazım.

 

Gelenekselden dijitale geçiş

Volkan Öge / Batesmotelpro Kurucu Ortak

Geleneksel tarafın kuralları, dijital dünyanın ise dinamikleri var. Muhtemelen dijitalde hiçbir zaman denklemdeki değişkenler sabitlenmeyecek, trendler kurallara dönüşmeyecek. Uzun süredir içeriklerdeki küçülmeyi izliyorduk. İçerikteki küçülme durdu, artık form değiştiriyor. Video üretilmesi kolaylaştıkça ve zevklileştikçe, giderek ortamlardaki varlığını artırdı. Uzun bir süre daha da artıracağına şüphem yok diyebilirim. Youtube kanalları artacak ve büyük bir ekosisteme dönüşecek. Belki de yanına yeni özel platformlar eklenecek. Yazınsal içerik kolay kolay ölmeyecektir ama Snapchat’in video üretimine getirdiği gibi bir farklı bakış açısı ile text içerik üretimi üzerine yeni uygulamalar çıkmadığı taktirde kan kaybetmeye devam edecektir.

Bu durum markaları ve internet tüketicisini nasıl etkileyecek?

Ülkemizde markalar, içerik iletişimi konusunda bence henüz başlangıç aşamasındalar. Content ve hero content birlikteliği, istikrarın önemi, yayıncılık anlayışı gibi disiplinler hala birçoğuna yabancı geliyor. Videonun ne kadar güçlü olduğunu herkes anlamış olabilir ama hala dijitali geleneksel taraf ile kıyaslayarak anlamaya çalışıyorlar. Reklam videosu yapmak ile video içerik iletişimi arasındaki farkı net görebilmek gerek. Bu dinamikler anlaşıldıktan sonra markalar video içerik iletişiminden büyük faydalar sağlayacaklar. Markalar için bu geçiş, video-text arası değil, geleneksel-dijital arasında olacaktır diye düşünüyorum.

Tüketicilerde her zaman bir tembellik eğilimi var. Yazılar kolay okunsun diye küçültüldü. Videolar kolay izlensin diye kısaltıldı. Şimdi yazınsal içerik, okunması da zahmetli olduğundan video formuna dönüşüyorsa, dijitaldeki trendler tüketicinin üşengeçliğine göre şekilleniyor demektir. Bir noktada üretmesi kolay şeylerin fazla avamlaştığı için gözden düşeceğine, uzun vadede içerik kalitesi konusunda sıkıntıya girileceğini düşünüyorum. Tüketici her ihtimalde en az etkilenen taraf olacaktır.

 

İçerik hala kral, sadece form değiştiriyor 

Tansel Akdan / Fevreka Reklam ve İçerik Ajansı Kurucusu

İçerik, pazarlamada markaların kullanıcılarıyla internet ve sosyal medya üzerinden etkileşime geçtiği bir araç. Markalar ürettikleri içeriklerle kullanıcılarının hayatlarını kolaylaştırarak onları markaları için birer savunucu ve müşteriye dönüştürüyorlar. Bu sebeple, son dönemde videonun yükselişiyle akıllarda soru işaretleri oluşsa da içerik vazgeçilmez bir araç.

Teknolojinin ilerlemesi ile data fiyatlarının ve kapladıkları alanların düşmesi önce kaliteli görsel içerik üretiminin artmasını şimdi de video içeriklerin artmasını sağlamakta. Yazılı içerik blogların daha popüler olduğu 2000’li yılların ortalarından sonlarına doğru yerini görsel içeriğe bırakmıştı. Online pazarlamada yazı yalnız başına kullanılmamaya başlanmış, hatta yazılar çıkartılarak görsellerin kapladığı alanlara ve görsel kaliteleri ön plana çıkarılmaya başlanmıştı. İnfografikler, illüstrasyonlar, fotoğraflar metinlerin yerini almıştı artık. 2014 yılı itibarıyla video içerikler sosyal medyada daha dikkat çeker daha fazla etkileşim alır hale gelmişti ve 2015 yılında içerik dünyasına önemli ölçüde ağırlığını koydu. HighQ’nun yayınladığı istatistiklere göre insanların %55’i her gün video izliyor ve internet trafiğinin %57’sini video içerik kapsıyor. Bu yüzdenin önümüzdeki yıllarda %70’lere kadar çıkması bekleniyor.

Tüketicilerin ortaya koyduğu tüketim istatistiklerin karşısında artık pazarlamacıların %93’ü video içeriği iletişim, satış ve pazarlama için kullanıyor. Çünkü yapılan araştırmada tüketicilerin videolara tıklama oranı banner tıklamalarında 27 kat daha fazla. Ayrıca üretilen videoların içerik kaliteleri yükseldikçe oranlar hayli yükseliyor.

Tüm bu gelişmeler ve veriler göz önünde bulunduğunda sorulan şu sorunun cevabını vermiş oluyoruz: “İçerik artık ‘kral’ değil mi?” Evet içerik hala “kral” sadece form değiştiriyor. Metinden görsele şimdi de videoya dönüşüyor.

 

Videonun dinamiklerini yeni yeni çözüyoruz

Bora Öğünç / bikafalar.com ve Tezgahçılar Kurucu Ortağı

İnternette sürekli farklı içerik formatları görüyoruz. Yarın öbür gün şu an hiçbirimizin tahmin edemediği bir yazı formatı çıkar ve videodan daha fazla tüketilir. Zor tabii ama bunu bilemeyiz…

Video izlemek, okumaktan daha az zahmet gerektiren bir iş. Tıpkı film izlemenin kitap okumaktan daha az zahmetli olması gibi. Video izlenme oranlarının bu denli artması da bizim daha güzel  ve etkileyici videolar yapmayı öğrenmemizle alakalı; insanların  birdenbire daha fazla video izlemeye başlaması ile alakalı değil. Yani biz zaten daha kolay, en kolay tüketilen içeriği almaya insan beyninin tembelliğinden dolayı hazırız. Ama internete güzel video yapmanın dinamiklerini yeni yeni çözüyoruz. O yüzden oranlar artıyor… Nasıl ki güzel, izleyiciye dokunan film çekmeyi öğrendiysek bunun internet halini de öğrendikçe oran değişecek. Yazı ile alakalı düşünmemiz gereken şu; biz neden hala kitap okumaya devam ediyoruz? Kitap, bir filmin bize aktaramadığı neleri aktarıyor? Bu metafordan yola çıkarak; acaba bize videonun anlatamayacağı, yazının verdiği tadı vermeyeceği içerik tipleri neler? Biz neleri okuyarak öğrenmek istiyoruz? İçerik üreticisi, neyi bize yazı yolu ile aktardığı zaman daha çok hoşumuza gider?

Bence asıl soru bu… Yoksa “insanlar artık okumuyor, video izliyor” çok sığ bir yorum olur. Çok şükür artık şartlar çok demokratik, programlar çok kolay. Biraz çalışırsak hepimiz video yapmayı, caps gibi şeyler üretmeyi, etkileyici fotoğraf çekmeyi rahatlıkla yapabiliriz. Markaların da içerik üreticilerinin de alması gereken tavır; acaba neyi, hangi ifade etme yöntemi ile anlatmalıyım?

Bence bunun üzerine düşünmeliyiz…

 

Bu yazı Campaign Türkiye Mayıs 2016 sayısında yer almaktadır.

 

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.