Urfa’da Oxford vardı da biz mi gitmedik?

“Etkinlik Yönetimi” sektörü, yirmi yıla yakın bir süredir, giderek artan bir ivmeyle Türkiye’de 1.4 milyar dolarlık bir büyüklüğe ulaşmış durumda ve gerek ulusal gerekse uluslararası ölçekte başarılı işlere imza atmaya devam ediyor. Bugün geldiğimiz noktada sektör çalışanlarının çoğu, reklamcılığın ilk yıllarında olduğu gibi alaylılardan oluşmakta. Sektöre uzun yıllarını vermiş olan bu işin ustaları, yıllar içerisinde deneyim kazanarak bilgi birikimi ve tecrübeleriyle sektörü taşıyorlar ve yanlarında bu sektöre yeni girerek çalışmaya başlayan gençlere deneyimlerini aktarıyorlar. Bugün Türkiye’de “Etkinlik Yönetimi” üzerine ciddi eğitim veren bir üniversite maalesef hala yok. Son yıllarda bazı üniversitelerin “Halkla İlişkiler”, “Reklamcılık” gibi bölümlerinin içerisinde “destek unsuru” olarak birkaç ders konulmuş olsa da yurt dışında bu işin eğitiminin 4 yıl olduğunu, “kalabalık yönetimi” başlığının iki dönemlik bir ders olduğunu düşündüğümüzde ne kadar yetersiz olduğunu görmek olası. Hal böyle olunca bu konuda yabancı kaynakların Türkçe’ye çevrilmemesinin yanı sıra akademik olarak da “Etkinlik Yönetimi” konusunda bir üretim süreci gerçekleşemiyor. İnternette konuyla ilgili Türkçe ne kadar az/yetersiz ve birbirinin aynı içerik olduğu da bunun kanıtı.

İbrahim Tatlıses’in yıllar önce söylediği “Urfa’da Oxford vardı da ben mi gitmedim?” sözünün kuşatılmışlığından kurtulmak adına DPİD bu yıl iki proje başlattı. Bunlardan ilki Bilgi Üniversitesi iş birliği ile gerçekleştirdiği ve birincisi biten “Etkinlik Yönetimi Sertifika” programı. Gerek reklamveren gerekse ajans tarafından sektör çalışanlarının katıldığı programda sektörün önde gelen isimleri eğitimci olarak bilgilerini aktardılar.

Bir diğer proje ise DPİD’in sektöre uzun yıllarını vermiş ustalarıyla mesleğe yeni başlamış gençleri bir araya getirmeyi planladığı ve ilkini 5 Mayıs tarihinde başlatarak her ay devam ettireceği “Deneyim Dükkanı”. Bu projeye, hiçbir kitapta karşılığı olmayan, uzun yılların tecrübesiyle birikmiş deneyimlerin kuşaktan kuşağa aktarılması, bir nevi mesleki sözlü tarih çalışması da demek mümkün.

Geç de olsa bir yerden başlamak gerekiyordu ve devamı gelecek…

 

Yaşar Şeki
DPİD Yönetim Kurulu Üyesi

Bu yazı ilk olarak Campaign Türkiye Mayıs 2016 sayısında yayınlanmıştır.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.