Türk Telekom dünden yarına koşuyor

Türk Telekom’un 175. yılı için hazırlanan reklam kampanyası yıldönümü için düzenlenen büyük resepsiyonun ardından yayına girdi. Posta Nezareti’nin kurulduğu 1840 yılından başlayıp hiç durmadan koşarak zaman içinde yolculuk eden bir çocuğun hikayesinin anlatıldığı kampanya “Türkiye’nin en uzun ve en hızlı koşusu” sloganını taşıyor. Reklam filminde, her dönemin iletişim teknolojilerini hayata taşıyan Türk Telekom’u temsil eden çocuğun, teknolojinin hızlanmasıyla birlikte daha da hızlandığını ve finalde geleceğe doğru yol aldığını görüyoruz. Böylece Türk Telekom’un en gelişmiş teknolojiyi en hızlı şekilde halka sunmak için yatırımlara sürekli devam ettiği, hiç durmadan koştuğu mesajı veriliyor.

Dehşan Ertürk ve Hakkı Mısırlıoğlu

Kampanya TV, basın ve açıkhava mecralarında yer alıyor. Basında peş peşe 6 yarım sayfalık ilanlar, açıkhavada ise giantboard’lar, 4’lü billboard’lar gibi özel kullanımlara da yer veriliyor.

UltraRPM tarafından hazırlanan, prodüksiyonunu Kala Film’in üstlendiği reklam filmi, senaryodan yayına kadar 15 gün gibi oldukça kısa bir zamanda, özverili bir çalışmayla hayata geçti. Yaklaşık 300 kişinin görev aldığı çekimler İstanbul ve İzmit’te, toplam 3 günde gerçekleştirildi. Kampanya filminin post prodüksiyonu Sinefekt’e, müziği ise Rahman Altın’a ait. Kampanya fotoğrafları ise PPR’dan Bahadır Tanrıöver imzalı.

Kampanyanın tüm detaylarını Türk Telekom Bireysel Pazarlama Genel Müdür Yardımcısı Dehşan Ertürk ve UltraRPM Kreatif Direktörü Hakkı Mısırlıoğlu ile konuştuk.

Burçin Tarhan 175. yıl kampanyasından söz edeceğiz ama Dehşan Bey’i bulmuşken Türk Telekom’daki yeniden yapılanma sürecini de konuşalım. Aradan 5 ay gibi bir süre geçti. Yapılan açıklamada müşterilerinin ihtiyaç ve beklentilerine cevap verirken müşteri memnuniyetini en üst seviyeye çıkaran tek noktada hizmet yaklaşımı sunulacağı belirtilmişti. Bu hedef doğrultusunda neler yapıldı, yeniden yapılanma sonucunda istediğiniz sinerjiyi yakalayabildiniz mi?

Dehşan Ertürk Öncelikle Türk Telekom, Avea, TTNET ve Tivibu’nun bu entegrasyon süreci yaklaşık 1.5 yıldır devam ediyor. Tabii siz pazarlama ekiplerinin birleşme durumu nedeniyle en son aşamayı takip ediyorsunuz ama ondan öncesinde satın alma, teknoloji ve insan kaynaklarıyla başlayan, ardından satış ve müşteri hizmetleriyle devam eden, en sonunda da pazarlama ekiplerinin bir araya gelmeleriyle ortaya konan bir süreci tamamlamak üzereyiz.

Buradaki temel yapı şuydu: Türk Telekom Grubu içerisindeki temel hizmet alanları (ev telefonu, evden internet ve mobil hizmetler) daha önce ürün bazlı bakış açılarıyla yönetiliyordu. Bunların müşterilere göre reorganize edilmesiyse bu son 1.5 yıllık süreçte oldu. Bu nasıl oldu? Artık şirketimizde bireysel ve kurumsal bir odaklanma var. Bu şu demek: Bireysel ve kurumsal iş birimleri, mevcut bulunan ticari ve tüzel kişilikleri koruyarak kendi müşteri grupları için daha uygun, daha sinerjik teklifleri sunmak için çaba gösteriyorlar.

Bizim için Ocak başından Nisan sonuna kadarki son 4 ayı değerlendirdiğimizde, aslında henüz “Şunları yaptık, müşterilerimiz de bundan çok iyi faydalandılar” demek için çok erken. Bunun bir örneği var, o da aileler için yaptığımız kampanya. Evinde Türk Telekom ve TTNET ürünleri olan müşterilerimize Avea ürünlerinde avantajlar sağladık. Bu kampanyayı Şubat ayında yaptık. Ama müşterilerin kendileri için daha uygun ürünlere daha rahat ulaşabilmeleri için neler yapılabileceği konusunda epey mesafe kat ettiğimizi söyleyebilirim.

Burçin Tarhan Bu yeniden yapılanma sonucunda daha konsolide bir yapıya geçildi. Bunun ajans yapısına yansıması nasıl oldu?

Dehşan Ertürk Hayatımızda dört marka var; Türk Telekom, Avea, TTNET ve Tivibu. Bu markalar için yaklaşık 10 tane ajansla çalışıyoruz. Ama en yoğun çalıştığımız iki ana ajans var: Biri UltraRPM, diğeri de TBWA\İstanbul. Onun dışında BTL, etkinlik ajanslarımız da var. Ama bu iki ajansın markalarımız üzerindeki konsantrasyonlarına büyük önem veriyoruz. Daha çok repütasyon, algı yönetimi gibi işlerde UltraRPM’le; taktiksel kısa ve uzun dönemli kampanyalarda, hızlıca sonuç alabileceğimiz işlerdeyse TBWA\İstanbul’la çalışıyoruz. Ama dört markaya da ayrı ayrı odaklanmaya devam ediyoruz. Yani ileriki günlerde bu dört markanın da iletişim çalışmalarını görmeye devam edeceksiniz mecralarda.

Burçin Tarhan Böyle bir entegrasyon sürecinin ardından 175. yıl kampanyası geldi. Nasıl bir brifle başladı iş?

Dehşan Ertürk  Bu entegrasyonun 175. yıla denk gelmesi çok güzel bir tesadüf oldu aslında. Biz uzunca bir süredir 175. yılla ilgili çalışmalar  yapmayı planlıyorduk. Diğer yandan son yıllarda Türk Telekom’un grup olarak ve tek başına müşterileri için ne değer ve anlam ifade ettiğini çok iyi anlattığını söyleyemeyiz. Oysa Türk Telekom, Türkiye’nin altyapı sağlayıcısı bir kurum. Bugün yapabildiğimiz pek çok şeyi, Türk Telekom o altyapıyı sağladığı için yapabiliyoruz. Türkiye’de bir noktayı diğer bir noktaya bağladığınızda bunu Türk Telekom’suz yapabilme olasılığınız düşük. Bu biraz geri gittiğimizde telefon için, biraz daha geri gittiğimizde telgraf için, daha da geri gittiğimizdeyse mektup için geçerli. 175 yıllık bir yolculuk bu. Dolayısıyla 175. yılı kutlarken, Türk Telekom’un Türkiye toplumuna neleri sağladığını da anlatalım ve bunu bir fırsat  olarak kullanalım istedik; Hakkı Bey’e de brief’i bu şekilde verdik.

Biz çok ciddi bir gelenekten geliyoruz. Bu gelenek hep Türkiye’ye ve topluma bir şeyler kazandırmak için çabalamış bir gelenek. 175 yıldır zamanın da giderek hızlanmasıyla her geçen dönemde yeni bir teknolojiyi Türkiye’ye getirmiş ve insanların kullanımına sunmuş bir kültür var. Baktığınızda Türk Telekom’un marka olarak insanlarla kurduğu ilişki diğer markaların kurduklarından biraz daha farklı. Türk Telekom biraz daha aileden, baba gibi biri olarak algılanıyor. Bu biraz devlet kurumlarında da olan bir durum ve Türk Telekom o gelenekten geldiği için de olabilir. Türk Telekom’dan beklentilerimiz daha fazla. Onu çok güçlü olarak algılıyoruz, yapamadığı zaman da kızıyoruz. Tüm bunları anlatalım istedik.

Burçin Tarhan Brief’i aldıktan sonra ajans tarafında nasıl bir stratejiyle yola çıkıldı?

Hakkı Mısırlıoğlu Önümüzde çok az bir süre vardı. Bu durumlarda mesleki tecrübe diyebileceğimiz refleksler çok işe yarıyor.

Dehşan Ertürk Reklam filmi sadece iki haftada yapıldı.

Hakkı Mısırlıoğlu Evet, dolayısıyla broşür gibi bir film yapma tehlikesi vardı. Ama bu tehlike her şeyden önce Dehşan Bey sayesinde bertaraf ediliyor her seferinde. Sonuçta sinematografik açıdan da çok etkili olan bir koşu metaforu bulundu. Bu metafor da Posta nezaretiyle başlayan, PTT ile devam eden, sonra da 90’larda Türk Telekom’a dönüşen Türkiye’nin en eski kurumunun yolculuğunu çok iyi tamamladı.

Burada bizim için kurumun misyonu çok önemliydi. Ona yaraşır bir çalışma olmalıydı ama aynı zamanda bu kurumun bugüne kadarki devletli, ağırbaşlı, mesafeli duruşunu yumuşatacak da bir şey yapmalıydık. İçinde belli oranda duygu taşıyan -ama duyguya da fazla boğmadan-, bir çocuğun hiç yaşlanmadan 175 yıl öncesinden bugüne kadarki koşusunu konu alan bir film tasarladık.

İki şey önemli burada; koşma metaforu ve sözler: “Türkiye’nin en uzun ve en hızlı koşusu.” Bu söz önemli bir duygu kazandırıyor.

Diğer yandan 35 yıldır bu işi yapan bir insan olarak bir sinopsisi reklamverene anlatmanın zorluğunu bilirim. Karşında gerçekten hayal gücü olan,  reklam ve sinema filmi seyretme pratiği olan birisinin olması büyük avantaj. Dehşan Bey’e 3 film anlattım, birini anında aldı. Bunlar senaryo değil sinopsisti. Ardından çok çabuk bir prosedürle çekime yöneldik,        3 gün çekim ve 5 gün post-prodüksiyonla film hazırlandı. Özellikle Hakan Yonat’ın muazzam tutkulu çalışmasıyla film gerçekleşti. Çünkü gördüğünüz gibi içinde tuhaf sayılabilecek bir prodüksiyon ve post prodüksiyon var. Kınalı civarında, İzmit’te ve İstanbul içinde çekimler yapıldı. Kısa zamanda iyi bir iş çıktı.

Dehşan Ertürk

Dehşan Ertürk Üç prodüksiyon ekibi çalıştı. Tek prodüksiyon ekibiyle yetişecek bir iş değildi. Sanki üç film çekiliyormuş gibi çalışıldı.

Hakkı Mısırlıoğlu 300 kişilik bir set düşünün. Filmin sürecinde hangi kilometre taşlarının olduğu önemliydi. 70’li yıllara kadar telekomünikasyonda yavaş gelişen bir dönem var. Dünyada da büyük ataklar yok. Filmin yapısı da o dönemlerde daha yavaş ilerliyor. Bir mektubun gitmesi günler sürüyor.

Bu filmi hazırlarken metaforu kuvvetlendirecek bir şey olarak insanların zihnindeki hız kavramının aslında onları mobil haline getiren şeylerle çok ilişkili olduğunu da düşündük. Örneğin 1840’larda hız, herhalde bir at arabasının hızıydı. Ardından buharlı trenlerin ya da Ford marka otomobillerin hızına dönüştü. Şimdiyse hız denince insanlar zihinlerinde uçak hızını canlandırıyorlar. İşin ilginciyse Türk Telekom’un ya da dünyada teknolojinin geldiği yerde ulaşılan hız, bunun da ötesinde akıl almayacak bir hız. Filmde de bu hızı bir uçak göndermesiyle simgeliyoruz ki insanlar hızın arttığını anlayabilsinler.

Dehşan Ertürk İşte bütün bunları film 90 saniyede anlatıyor. Benim çok inandığım insan biriktirme metaforu vardır. Bunu hem dostluk anlamında hem de bir işin daha sağlıklı olması için doğru insana yatırım yapmak olarak anlayabiliriz. Ben Hakkı Bey’i 11 yıldır tanıyorum, hep aklımın bir yerinde “ihtiyaç duyulduğu anda işin üstadı olarak yanına gidilecek reklamcı” olarak durur. Birlikte ilk olarak Avea için yaptığımız “Dokun değişsin” sloganlı kampanyada çalışmıştık. O kampanyada çok ciddi bir algı değişimi sağlamıştık. Bu başarıyı şimdi inşallah Türk Telekom markası için de göstereceğiz diye düşünüyorum. Çünkü bir markanın farklı kitlelerde daha doğru özellikleriyle hatırlanabilmesi ve algılanabilmesi için böyle bir ustalığa ihtiyaç var.

Hakkı Mısırlıoğlu Bana, “Sizin diğer ajanslardan farkınız ne?” diye sorsalar, aslında fiziksel farklılıklar dışında büyük farklılıklarımız yok. Fiziksel farklılıklardan ise kastım şu: Kimi ajanslar çok büyüktür, çok fazla sayıda insan çalıştırıyordur; kimisi ise daha butik çalışıyordur. Ben ise her şeyden önce marka itibarına önem veriyorum. Bir markanın ister taktiksel satışa, isterse stratejiye ihtiyacı olsun, itibar olmadan bunları yapamayız. Her marka itibarlı olmak zorunda. Ben de itibarlı markalarla çalışmak isterim, itibar katmak isterim markaya. Yani yapmaya çalıştığım şey bu aslında. Fakat bu tabii ki günlük hayatta bazen çok sofistike kalabiliyor. Bazı markalar bunu kabul etmekte zorlanabiliyorlar. Kendi açılarından baktıklarında da haklılar.

Ben meslek hayatımda 6 tane ekonomik kriz gördüm ve bütün bu krizlerde reklamcılık birkaç adım geriye gitti. Çünkü taktiksel olarak bir an evvel satışı gerçekleştirme ve ayakta kalma mücadelesini beraberinde getirdi. Ama burada da her zaman söylediğim bir şey var; bu taktiksellikle iş yaşamı bir yere kadar sürdürülebilir. Sonra biri çok daha itibarlı bir marka olarak gelir ve hiç taktiğe falan da ihtiyaç duymadan sizin önünüze geçiverir. Dolayısıyla ben bu anlayışımızın karşılığını Avea’da da Türk Telekom’daki bu ilk işimizde de gördüğümü söyleyebilirim.

Onur Özgen Senaryo yazım aşamasından filmin tamamlanmasına kadar 15 gün gibi kısa bir süre geçmiş. Bu çok kısa bir süre. Nasıl bir süreçti? Anlatabilir misiniz?

Hakkı Mısırlıoğlu Gece gündüz çalışıldı. Epey meşakkatliydi ama çok iyi bir set ortamı vardı. Aslında figürasyonun sürünmesi beni hep rahatsız eder, bundan çok tedirgin olurum. Çünkü beklerler, hava şartlarına göre bazen üşüyebilirler. Bu meslekte zaman zaman zorlandığım şeylerden biri budur. Bu yüzden “Sen yönetmen olamazsın” diye hep benle dalga geçerler. Ama bu kadar insan olmasına rağmen çok iyi bir organizasyon vardı. Aynı anda 3 prodüksiyon ekibi çalıştık. Dolayısıyla bir tür tutku ve kafaya takma işi bu. Her halükarda bu iş iyi çıkmalı diye düşünüyorsunuz. Kısa sürede bu işi kotarabilmemizin başlıca sebebi bu inanç ve inat.

Dehşan Ertürk Ekibin nasıl inançla çalıştığına bir örnek vereyim. Ankara’daki resepsiyon akşamında, davetlilerin otele girdiği an bizim ekiplerimiz şehirdeki bütün outdoor’ları kampanyanın görselleriyle donatmaya başladılar. İnsanlar dışarı çıktıklarında tüm yollarda o görsellerle karşılaştılar.

Hakkı Mısırlıoğlu Filmle ilgili de ilginç bir anekdot paylaşabiliriz. Filmde tek bir çocuk değil, ikiz kardeşleri oynattık. Çünkü dediğim gibi zor bir çekim olacaktı, sabahın köründe başlayacaktık ve çocuk devamlı koşacaktı. Zorlanır diye ayrıca bir de dublör de tuttuk. Fakat ikisi de canavar çıktı. Muazzam bir uyumla, gıkları çıkmadan 3 gün boyunca 16 saat bizle beraber çalıştılar, koştular. Çok da eğlendiler aslında.

Dehşan Ertürk Benim en çok hoşuma giden şey, çocukların hafif telaşlı, mutlu ve bir yere yetişme ümidiyle koşmalarıydı. Usain Bolt gibi koşmuyorlardı yani. O duyguyu, Hakkı Bey’in sinopsisi ilk bana anlatırken altını çizdiği duyguyu çok iyi verdiler.

Burçin Tarhan 90 saniyelik bir reklam filmi çekildi değil mi?

Hakkı Mısırlıoğlu 120 saniyelik, 90 saniyelik ve 60 saniyelik olmak üzere üç versiyonumuz var.

Dehşan Ertürk Lansman akşamı saat 21.00’de 120 saniyelik film 14-15 kanalda yayınlandı. O 120 saniyeyi en yüksek kitleye gösterdikten sonra bir kaç gün 90 saniyelik film yayınlandı. Aslına bakarsanız 90 saniye çok sağlıklı bir kopya süresi değil ama bu film bunu hak ediyordu. O yüzden  biraz fazlaca yatırım yapıp 90 saniyelik versiyonunu da bir süre gösterdik, şu anda 60 saniyelik versiyon yayında.

Burçin Tarhan Çok yoğun bir medya planlaması yaptınız sanırım.

Dehşan Ertürk Hakkı Bey’in de söylediği gibi Türk Telekom’la ilgili doğru itibar yönetimini yapabilmek için buna uygun şekilde 360 derece bir medya planlaması yaptık. Sadece televizyon ve outdoor olarak değil, sinemalarda da 120 saniyelik kopyayı gösteriyor olacağız. Sinemada izlemesi çok daha keyifli olacaktır. Çünkü müzik de çok güzel.

Bunlar dışında dijital uygulamalarımız da var. Bu uygulamalarımıza mobil cihazlarla girip, bu 175 yıllık hikayeyi daha detaylarıyla inceleyebiliyorsunuz. Demin Hakkı Bey’in de söylediği itibar yönetimini doğru yapabilmek için doğru mecralara epey yüklendiğimizi söyleyebilirim.

Hakkı Mısırlıoğlu

Burçin Tarhan Müzikle ilgili de bilgi verebilir misiniz?

Hakkı Mısırlıoğlu Rahman Altın besteledi. Aslında kendisi reklam filmlerine çok nadir müzik yapan birisi. Daha çok dizi ve film sektörü için çalışıyor. Ben açıkçası yapar mı yapmaz mı acaba diye çekindim. Süre de çok kısaydı, 3 gün süre verdik. Ama büyük bir heyecanla teklifimizi kâbul etti ve neredeyse amatör diyebileceğimiz bir ruhla, hepimizi tatmin eden çok etkili bir müzik besteledi.

Burçin Tarhan Kampanyaya ilk geri dönüşler nasıldı?

Dehşan Ertürk Ben izleyicinin filme ilk tepkisini laboratuvar ortamında test etme şansı buldum. Ankara’daki 175. yıl resepsiyonumuza şirketimizin üst düzey pozisyonlarından arkadaşlarımız da katıldılar ve onların %98’i filmi ilk defa orada gördü. Film bittiğinde arkadan bir anda “Ay çok güzel!” diye sesler geldi ve insanların gözleri doldu.

Bu aslında şunun için de çok önemli. Türk Telekom’un neler yapabileceğini, bir marka olarak müşterilerini ve diğer ilgili paydaşlarını nasıl harekete geçirebileceğini bu film çok iyi gösterdi. Çünkü Türk Telekom’un küçük bir kıpırdanışı bile çok ciddi bir eko getiriyor. Hem müşterilerin beklentileri hemen yükseliyor, daha fazla şey istemeye başlıyorlar, hem de sektörde merak ve heyecan uyandırıyor.

Biz bu kampanyayı aynı zamanda Türk Telekom çalışanlarının da, içinde bulundukları ortamın gücünü görmeleri ve Türk Telekom’un geleceğine daha umut ve heyecanla bağlanabilmeleri için yaptık. Bu filmle bunu da başardığımızı düşünüyorum. Bu, Türk Telekom Grubu yani gruptaki tüm markalar için geçerli.

Burçin Tarhan Peki tüketicilerin zihninde Türk Telekom Grubu algısı oluştu mu?

Dehşan Ertürk Oluşmadı. Oluşması için de bir çaba harcamadık. Çünkü an itibarıyla Türk Telekom Grubu’nun müşterilerle herhangi bir rasyonel ilişki düzleminde yapabileceği bir iletişim yok. Ayrı ayrı Türk Telekom’un, Avea’nın, TTNET’in ve Tivibu’nun var. Çünkü bunların her birinin geçmişten gelen bir birikimleri bulunuyor. Ne iş yaptıkları ve müşteriye ne sundukları belli. O yüzden müşterilere bugünden yarına bunların gidip yerine Türk Telekom’un geldiğini söylemek çok gerçekçi bir şey olarak durmuyor. Bu fikre de yatırım yapmak istemiyoruz. Çünkü grup olarak hareket edebiliyor olmak da sonunda bir marka gerektiriyor. Dolayısıyla orta-uzun vadede tüm ürün ve hizmetlerin tek bir markayla birlikte müşteriye sunulması beklentisi içinde olmak yanlış değil; ama kısa vadede en azından yıl sonuna kadar ayrı ayrı marka ve hizmetlerle müşteriye gideceğiz.

Biraz algıya bakacak olursak; Türk Telekom tam da beklediğimiz gibi, müşteriler tarafından gücün ve geleneğin simgesi olarak görülüyor. Avea dinamizmin, yenilikçiliğin ve gençliğin bir simgesi.  TTNET’in ise hem Türk Telekom’la hem de Avea’yla benzeşen yanları var, kendi sektörünün lider markası olmasının getirdiği avantajları da var. Bu yüzden bu 3 markanın üçlü oyunlarla bir araya gelmesi pozitif algılanıyor. Türk Telekom ile Avea’yı yan yana getirdiğimizde, Avea’nın enerjisine Türk Telekom güç katıyor veya TTNET ile Avea’yı yan yana getirdiğimizde, TTNET’in liderliğine Avea dinamizm katıyor. Dolayısıyla bu şansımızı iyi kullanmak istiyoruz.

Burçin Tarhan 175. yıl etkinlikleri kapsamında başka kampanyalar düzenlemeye devam edecek misiniz?

Dehşan Ertürk Bu yıl sonuna kadar tüm iletişimlerimizde 175. yıl konseptini koruyarak, bunun altını sağlıklı bir şekilde doldurmaya devam edeceğiz. Bunun ilk adımı, 175. yıl lansman filmiydi. Fakat bunu sadece bir televizyon reklamı olarak düşünmedik. Çok büyük de bir etkinlik yaptık: 175. yıl resepiyonu. Eş zamanlı olarak tüm Türkiye’de hem TV’de hem açıkhavada kampanya başladı. Bütün gazetelerde iç sayfalarda 6 yarım sayfa, sürmanşette ve arka kapakta bu duyuruyu yaptık.

Bunun yanında 175. yıla daha da anlam katabilmek için evine hiç internet bağlatmamış ailelere özel iki yıl bedava olarak kullanabilecekleri bir internet kampanyası da düzenledik. Bu kampanyanın reklam filmi de bu hafta sonu yayına girecek. Orada da çok duygulu bir reklam filmi çektik.

Yıl sonuna kadar da bu konuda aktiviteler devam edecek.

Burçin Tarhan Bedava internet kampanyasını kullanıcılara nasıl ifade ettiniz?

Dehşan Ertürk Türkiye’de 22 -23 milyon hane var. Türkiye’deki geniş bant bağlantıları ise 8 milyonun biraz üzerinde. 22 milyon hanenin bazılarında mobil bağlantı kullanılıyor ama bazılarında da internete hiç bağlanılmıyor. Türkiye’de baktığınızda bugüne kadar internet bağlantılarında hep daha geleceğe odaklı, daha yüksek kotalı, daha teknolojik gelişmeye odaklı işler yapıldı. Diğer taraftan evine hiç internet almamış bazı haneler de var. Bu haneler için daha uygun fiyatlı bir tarife de düşünülebilirdi. Aslında orijinal plan da oydu. Ama 175. yıla denk gelince, Türk Telekom’a hediye etmek yakışır diye düşündük. Baktığınızda televizyonlara çıkıp “benden Türkiye’ye hediye” diyebilecek çok marka da yok. Her marka bunu söyleyemez, bazıları için komik kaçar. Ama Türk Telekom, bunu televizyona çıkıp söyleyebilecek bir marka. Biraz buna da güvendik.

 

Bu röportaj, Campaign Türkiye’nin Mayıs 2015 sayısında yayımlanmıştır.


Bunları da beğenebilirsin

Yoruma kapalı.