Tuhaf bir balık olmak ne güzel

“Endüstrimizde akıntıya kaşı yüzenlere inanın” diyen CHI & Partners ECD’si Yan Elliott, sıradışı fikirlere sahip olmanın aslında ne kadar önemli olduğunu anlatıyor.

Çok uzun bir zaman önce değildi; muhteşem Glastonbury’nin tadını çıkarıyorduk. Ve bence garip bir şey oldu; bu defa artık klasiklerden biri haline gelen Radiohead’in Creep’ini duyduğu

mda değil Weird Fishes’i duyduğumda düşüncelere daldım. Aslında şarkı bana tuhaf balıklara sahip olmanın sadece toplumumuz için değil, özellikle endüstrimiz için de ne kadar önemli olduğunu düşünmemi sağladı.

Açık olmak gerekirse burada sadece kreatiflerle ilgili konuşmuyorum. Ben kendini yabancı gibi hisseden herkesten, henüz hikayenin tamamının anlatılmadığını ya da bunu yapmanın daha iyi bir yolu olduğunu düşünen herkesten bahsediyorum.

Sebepler son derece açık ama yine de neden bu garip balıklara ihtiyaç duyduğumuzu hatırlamak için biraz zaman ayırmak iyi olacak:

Fark yaratan garip balıklar var. O küçük havuzun durgunlaşmasını engelleyen tuhaf birileri var. Bunlar bir “işi” olmayan kişiler; dünyaya iyi, ilginç, komik, düşündürücü fikirler koymak için bir tutkusu olan kişiler. Hemen hemen her gün dünyanın muhteşem, şaşırtıcı, büyüleyici bir yer olabileceğine inanıyorlar ve aslında böyle olmaması ihtimaliyle de mücadele ediyorlar. Sadece günü atlatmaya bakmıyorlar. Aynı zamanda düşüncelerdeki engelleri yıkarak, yenilikler yaparak günü yaşamaya da çalışıyorlar. Bu nedenle, eve dönerken bile aslında hala kafaları ofistedir. Hala bir şeyler çizip yazıp bir fikir tasarlamaya devam ediyorlardır; çünkü bütün bunların bir şeylere dönüşeceğine inanırlar.

Bir odadaki masada duran kağıda fikirlerini bıraktıklarında kendilerinden de bir parça bırakırlar. Kalpten gelen bir fikri… Birçok içsel incelemeden sonra ise bunun başkalarıyla paylaşmaya değer olup olmadığını düşünürler. Birinin “sevdim bunu” ya da “bayıldım” demesini umut ederler. Bu da garip balıkların neden aniden parlak bir ruh hali içine girebildiklerini açıklıyor sanırım. Çünkü bir gelişme kaydettiler; bir kırılma yaşadılar, solungaçlarıyla ortalıkta gezerken bütün bir gün ne yapılması gerektiğini düşünüp durdular. Sonunda da o patlama sonrası gururu yaşadılar. Artık hayatlarındaki diğer şeyleri yapmaya geçebilirler; faturaları ödemek gibi…

İçinde bulunduğunuz yaratıcı endüstrinin içeriği ne olursa olsun, onları terk etmek yerine takdir etmeyi unutmamak gerekiyor. Müşterinin onları sevmeyebileceği ihtimali üzerine düşünmeyin. Ve hatta bir saniye bile müşterinin onlarla tanışmak istemeyeceğini düşünmeyin. Çünkü eğer bunu yaparsanız, tuhaf balık göldeki en karanlık bölgeye gider ve hantal kahverengi bir yaprağın altına gizlenir. Yalnızca güvenli olduğunu düşündüğünde tekrar çıkar ki bazıları ne yazık ki asla geri dönmez.

Ve siz tuhaf balıklar, bir saniye için bile olsa tuhaf olduğunuzu düşünmeyi bırakın. Aslında ihtiyacınız olan tek şey seviliyor olduğunuzu bilmek. Bilin ki hepiniz çok önemlisiniz. Şahsen ben bugüne kadar, odadaki parlak, farklı bir bakış açısını sevmeyen bir müşteriyle hiç tanışmadım. Sizler göleti sadece yapmak için orada değilsiniz, şimdiye kadarki en iyi göleti yapmak için oradasınız. Ve yalnız olsanız da bunu yapabilme kabiliyetine sahipsiniz.

Ve günümüzün en modern çağdaş filozoflarından birinin söylediğine bakalım. Paris Hilton demiş ki: “Sabaha karşı olan partileri sevmiyorum. Çünkü gelenlerin hepsi tuhaf ya da ezik.”

Eminim bu ilginç gelse Paris bunu da savunurdu.

Yan Elliott
CHI & Partners Yönetici Kreatif Direktörü

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.