Tuğba Başyiğit Babaoğlu: Takipçi sayısı her şey demek değil

Influencer marketing’in 2017’nin yükselen değeri olduğu ortada. “Türkiye’de markalar influencer’larla çalışma fikrini kavradı mı? Marka iş birliklerinde yaşanan zorluklar neler” gibi soruların cevaplarını PR ajansları, influencer ajansları ve önde gelen influencer’larla görüştük.

Tuğba Başyiğit Babaoğlu

Dinamik İletişim

Influencer marketing son dönemde çok hızlı gelişen bir mecra oldu. Dinamik ve proaktif markalar buradaki fırsatı çok iyi değerlendirebildi, bazı markalar da daha hantal kaldı. Bence daha dijitalize olan markalar bu mecranın öneminin farkında ancak tüm markalar özelinde bakıldığında henüz “influencer marketing” ‘in tam kavranmamış olduğunu düşünüyorum. Bir kez “influencer marketing” yapan ve doğru kişilerle doğru etkileşim yakalayan markalar bu mecrayı medya planlarına olmazsa olmaz bir kalem olarak ekliyorlar.

Influencer paylaşımlarında yeni bir estetik, stil trendi evrildiğini düşünüyorum. Son dönemde fotoğraflara olan özen de arttı. Akıllı telefonlar İle çekilen fotoğrafların yerini profesyonel fotoğraf makinaları aldı. Hatta bazı influencer’lar kendi özel fotoğrafçısı ile çalışıyor ve stok çekim yapıyor. Yazılar doğal olduğunda, görsellerde ise belli bir kompozisyon olduğunda daha çok etkileşim alıyor bence. En çok çocukların da olduğu aile fotoğrafları, DIY fotoğrafları, tatil fotoğrafları, önce-sonra fotoğrafları etkileşim alıyor diye düşünüyorum.

Kimsenin sonsuza kadar zirvedeki yerini koruması mümkün olmayan bir mecra bu. Çünkü her gün yeni isimler çıkıyor. Bence burada biraz hikaye ön planda oluyor. Hikayeniz iyiyse çok hızla yükseliyorsunuz.

Blogger ve ajans bakış açısı olmak üzere  benim 2 şapkam var. Bu nedenle kampanyalara hem influencer hem de marka gözüyle bakabiliyorum. Artık bir çok marka doğal içerikten yana. Zaman zaman bazı markalar görsele ya da metine çok fazla müdahale etmek istiyor. Bu durumda blogger şapkası ile neden bu müdahaleyi yapmamaları gerektiğini anlatıyorum. Diğer yandan influencer’ların da marka ile çalıştığını unutmaması gerektiğini, marka işbirliği yaparken markanın da hedefleri olduğunu unutmaması gerekiyor. Evet doğal içerik önemli ama markanın faydasını&vaadini anlatan bir metin&görsel yoksa ortada bu da doğru değil bence. Ortada bir iş birliği varsa herkes birbirine karşı sorumlu.

Öncelikle sahici işbirlikleri yapmaya özen gösteriyorum. Marka ve influencer ne kadar birbirine uyumlu, gerçekten kullandığı ya da kullanmakta bir beis görmeyeceği ürün/hizmet ise bu zaten reklam gibi durmuyor. Ancak bazen influencer’lar asla yanından geçmeyeceği bir markayı tanıtıyor işte bu “para için her şeyi yapıyorsunuz” algısına dönüyor onları takip eden kişiler tarafından. Bence en tehlikeli nokta bu. Doğallığını ve güveni kaybetmek.

Aynı takipçi sayısındaki kişilerden A takipçi satın alınca B de kendi yerini korumak İçin A aldığı İçin alıyor. Böyle olunca da sektör içinden çıkılmayan bir hal alıyor. Bu bence kısa vadede markayı kandırmak, uzun vadede kendini kandırmak. Sanal ve yalan bir dünya ile hayatının bir bölümünü paylaşmak ne kadar makul?

Influencer’ları mikro, orta ölçek ve makro influencer olarak tanımlıyoruz. Ürüne göre mikro influencer ile yapacağınız bir iş birliği makro influnecer ile yapacağınız bir iş birliğine göre daha iyi sonuçlar verebiliyor. Takipçi sayısı her şey demek değil. Unutmayın sizi her takip eden sizin hayranınız değil! Takipçi sayınızın yüksek olması demek her markanın sizden iyi geri dönüş alacağı anlamına da gelmiyor. Önemli olan takipçilerin sizinle ne kadar konuştuğu, sizin sözünüze ne kadar çok güvendiği, sizin önerdiğiniz hizmeti güvenle alabilecek olmasını bilmesi. Gerçek influencer takipçi sayısından bağımsız, gerçekten insanların hayatına etki eden, ilham olabilen, kendi çizgisini koruyan kişidir diyebilirim.

Zamanla artık influencerlık ve bloggerlık bir meslek olarak kabul görmeye başlandı. Düne göre çok yol aldık. Yeni düzenlemelerin de buna katkı sağlayacağını düşünüyorum. Yurt dışında influencer’ların marka paylaşımları sponsorlu ve bu doğal karşılanıyor. Ülkemizde de bu anlayışın yerleşmeye başlayacağını umut ediyorum. Burada daha önce de ilettiğim gibi marka&influencer&söylem çok önemli. Bir influnecer bir markayı nasıl tanıtacağının ayrımını iyi yapmalı. Seçilen cümleler çok önemli. Kullanmadığı bir ürün/hizmeti kullanıyormuş gibi gösteriyorsa bu çok çabuk negatif tepkiyi doğuruyor.

Bu yazı ilk olarak Campaign Türkiye Eylül 2017 sayısında yayımlandı.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.