Ticaretin 3. nesli “h-ticaret”

Trendlerin sonsuza kadar sürmeyeceğini biliyoruz. Trendler gelir ve gider… Fakat bazı trendler o kadar çığır açıcıdır ki gitmez; evrim geçirir. Şu anda da tam da evrim geçiren, nesil değiştiren bir trend içerisindeyiz: h-ticaret.

Birinci nesil ticaret, bir süper mağazaya haftalık veya aylık ziyaret olarak açıklanabilir. Bu, özellikle (pandemi sebebiyle) hızlı bir şekilde, teslimatın birkaç gün sürdüğü ikinci nesil e-ticarete dönüştü. Son olarak, üçüncü nesil diyebileceğimiz h-ticaret, on beş dakika ila bir saat içinde daha küçük bir alışveriş sepetinde ve genellikle şehirleşmiş bir bölgede hız ve rahatlık arayan bir tüketici için teslim edilen bakkaliye olarak hayatımıza girdi. Bugün, ister Y kuşağı, ister Z kuşağı, ister Alfa kuşağından herkes, kahveden dondurmaya hatta belki bir şişe deterjana kadar istediği anda gerçekleşen şeyleri takdir ediyor.

Aslında en basit açıklamasıyla h-ticaret yani hızlı ticaret; sipariş verme ve siparişi teslim alma arasındaki sürenin e-ticaretten çok daha az olduğu benzersiz ve gelişmekte olan bir iş modelidir.

Pandemi sırasında e-ticaret hacminin nasıl büyüdüğünü gördük fakat mal ve hizmetlerin nakliyesi, artan talepleri karşılayamadığında, o sıralarda çok yeni bir iş modeli olan ve çok daha basit bir lojistik operasyona ihtiyaç duyan h-ticaret kendini hızla geliştirdi. H-ticaret çoğunlukla çeşitli yiyecekleri, mutfak/banyo eşyalarını ve günlük temel ihtiyaç maddelerini daha küçük miktarlarda hızlı bir şekilde teslim etmeyi hedefler hatta o kadar hızlıdır ki verdiğiniz bir dondurma siparişi, erimeden elinize geçer.

H-ticaret ve e-ticaret arasında majör farklar bulunuyor. Temel fark, teslimat süresi. E-ticaretin sipariş ve teslim arasındaki süresi birkaç gün sürerken, h-ticarette siparişin yerine getirilmesi ve teslimatı bir saati geçmiyor. Bir diğer fark ise kullanılan depo tipi. E-ticaret, malları stoklamak için merkezi ve dev depolardan yararlanırken, h-ticaret şehir merkezlerinde küçük bir dükkan büyüklüğünde depolama alanlarını kullanıyor. Son majör fark ise bu platformlardaki fiyat listeleri. E-ticarette ülkenin her yerinde geçerli tek bir fiyat listesi bulunuyor; oysa h-ticarette fiyat listeleri farklı satış noktalarına göre değişiklik gösterebiliyor.

Bu nesil değişikliği, biz reklamcıların da gerek stratejik önerilerimizden gerek performans yönetimimize daha dinamik ve hızlı kararlar aldığımız süreç yönetimlerini benimsediğimiz bir dönemi demek oluyor. Biz markalarımıza pazarlama aktiviteleriyle ilgili değişikliklere gittiklerinde yatırımlarını bu gelişen iş modeli özelinde önceliklendirmeleri ve örmeleri için önerilerde bulunuyoruz. En önemli desteklerimizden biri hangi ürünler için, hangi kanala göre öncelik verileceğini ve doğru zamanda nasıl yatırım yapılacağını bilerek kategori ve kanal yönetimi yapmak oluyor. Bunun da etrafını sadece online değil, online ve offline 360 derece mecralarda duyuracak şekilde destekliyoruz. Burada çok kısa bir tüketici yolculuğundan bahsediyoruz; bu yolculukta bazen yoğun sipariş gün ve saatlerine göre kısa dönemli televizyon reklamlarıyla başlayıp tüketiciyi dijitale yönlendirerek akabinde ilgili platformların içinde geliştirilebilecek/gelişmiş reklam alanlarını bir satışa dönebilecek şekilde kurgular çalışıyoruz. 

Belki de bizim de gözümüzü en açık tutmamız gereken alan tam da bu platform içi fırsatlar. H-ticaret için uygulama/platform içi reklam fırsatlarının büyüyeceğini ve gelişeceğini ön görüyoruz. Tüm e-ticaret ve h-ticaret iş modellerinde faaliyet gösteren partnerlerimizle de, markalarımıza en hızlı dönüşüm getirecek fırsatlar üzerine çalışıyor, yeni modeller geliştiriyor hatta ekiplerimiz içinde sadece bu fırsatları araştırıp geliştirecek yeni roller yerleştiriyoruz. Böylece bu ivmeye ayak uydurabilecek yapılarda her türlü evrime, nesil değişikliğine daha hızlı adapte oluyoruz. 

Ece Özcan

PHD Turkey Head of Digital

 

 

 

Bu yazı ilk kez Campaign Türkiye’nin 124. sayısında yayımlanmıştır.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.