SXSW’te aynı konuya 5 farklı bakış açısı

Geçtiğimiz sene soğuktu Austin, bu yıl sıcak. Her yaştan öğrenci ruh haline sahip binlerce insan oradan oraya koşturduk. Bir şey kaçırmamanın mümkün olmadığı yoğun programın; paylaşım, anlatım, yapma/etme/deneme seansları geleceğe ait bir sel gibi üstümüzden geçti diyebilirim. Çok uzun zamandır böyle iyi, umutlu ve özgür hissetmemiş, mesleğimle ilgili özlediğim duyguları böyle yoğun yaşamamıştım.

SXSW’ten birçok trend listesi çıkarılabilir ve hepsi doğru ve hepsi yanlış olur. Guru diyebileceğimiz adamların keynote’larının özeti paylaşılabilir, ama onlar zaten her yerde var. Ben burada genel festival tecrübemden ve çıkarımlarımdan bahsedeceğim.

Bu yıl SXSW’te ne vardı?

Aşağıda sayacaklarım günümüzde birçok festivalin ana konuları. Austin’in farkıysa aynı konuyu en az 5 farklı bakış açısı ile bugünden uzak geleceğe kadar tartması, tartışması, tartıştırması:

1 – Giyilebilir Teknolojiler: Daha çok sağlık ve spor başlığı ile hayatımıza girmeye başlamış olan bu ürünler artık her konuda yardımcımız olacağa benziyor. Herkesin kişisel hizmetkarı olacak drone’lar birkaç yıla kadar emrimizde.

2 – Nesnelerin İnterneti: Bu konu fena. İnternet her şeyi istiyor. Evet, her şeyi. Yediğimizi, içtiğimizi, evlerimizi, yollarımızı, oyuncaklarımızı, uykumuzu, eğlencemizi, kahkahamızı, kahve makinemizi… Her şey birbirine bağlı olunca hayat ne kadar kolay olacak onu bilmiyorum ama markaların insanın her adımını daha o düşünmeden bileceğini biliyorum.

3 – Ulu Bilgi: Big Data’ya ulu bilgi demek istiyorum. Zira içinden geçtiğimiz her şey birbiriyle konuşurken oluşan ve her gün büyüyen bu bilgi, yaşayan bir bilgi ve daha öncekilerle kıyaslanamayacak bir kesinlikte hayatları tahmin edebilme gücüne sahip. Olay sadece bunu bilmekte değil, bu bilgiyi akıllıca kullanabilmekte elbette…

 

4 – Skip Ad Culture: Bu başlığı İngilizce kullandım, YouTube’dan alışkınız zaten bu söyleme. Paralı TV’lerin “reklamsız” diye reklam yaptığı ortamda bildiğimiz anlamıyla reklam, kaçınılması gereken, hatta bunun için para bile verilebilinen bir zaman kaybı olarak algılanıyor. Bunu bilerek hala sadece hikaye anlatmaya devam eden markaların, hikayeleri ne kadar iyi olursa olsun gözden uzaklaşacaklarına artık eminiz.

5 – Anlamlı İçerik: Ulu Bilgi’nin gösterdiği yerlerde, konuşmak istediğimiz insan anlamlı bir içerik ile karşılaşırsa bundan daha değerli bir fikir oluşumu yaratamazsınız. Zira içerik, bir ihtiyaca yönelik fonksiyonel bir biçim de alabiliyor bu sayede. Mobil akıllı cihazların rolü, diğer tüm aygıtların önüne geçiyor bu durumda…

 

Neden SXSW’e gidilmeli?

1. Austin harika bir yer. Genç, ön yargısız, özgür ve geleceğe bakan sanat ruhlu bir yer.

2. Cannes’dan daha ucuz daha genç daha eğlenceli.

3. Şişik ya da şişirilmiş değil henüz. Etrafta “dünyayı ben yarattım” diyen insan yok. (Bunu demeye hakkı olan çok olsa da)

4. Film ve Müzik Festivali ile iç içe olduğu için karma bir toplulukla kaynaşıyor, çok ilginç bağlantılar kurabiliyorsunuz.

5. Zaman farkı nedeniyle mailleriniz günün ortasında susuyor, odaklanabiliyorsunuz.

6. Canlı müzik. Aynı gün içinde şehirde 200’ün üzerinde farklı grup performansı… Bu akıl almaz bir zenginlik…

7. Waterloo Records

8. La Barbecue 

SXSW’ten diğer kavramlar, filmler, insanlar, aplikasyonlar, vs:

Formichetti, Nick Knight, Glitch, Neuroplasticity, Task Switching, Collapse of Focus, Transactive Memoria, Stereo Thinking, Deutsch, Daniel Pink, Innovation, New Creatives, The Twinsters, The Automatic Hate, GGOOLLDD, More Music, More Fun.

 

Tuğbay Bilbay

Manajans CEO & CCO

@tugbaybilbay

 

Bu yazı Campaign Türkiye Nisan 2015 sayısında yayınlanmıştır.

 

 

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.