Sorumluyuz!

Dünyadaki her türlü sistem çok sorunlu ve biz iletişimciler her zamankinden daha fazla sorumluyuz. 

Mevcut ekonomik sistemin bir çıktısı olan tüketim toplumundan ve onun yarattığı çevresel, sosyal sorunlardan biz de sorumluyuz.

İşimiz algılar ve davranışlar üzerine çalışmak ise; yaratıcılığımızı, anlatma ve dönüştürme yeteneğimizi dünyanın ve insanlığın iyiliği için kullanmakla sorumluyuz. 

Küresel salgının da etkisiyle çok daha fazla sayıda şirketin sürdürülebilirlik konusunda harekete geçiyor olmasını heyecan verici buluyorum. Bu noktada üç küresel trend dikkatimi çekiyor.  

Amaç Odaklı Pazarlama 

Kantar’ın global araştırmasına göre; “Çevre üzerindeki etkilerini dengelemek için yollar sunan şirketleri ve markaları aktif olarak arıyorum” diyen tüketicilerin oranı %30.5’ten COVID-19 sürecinde %49.3’e çıktı. Türkiye’de pandemi döneminde yapılan araştırmalarda da çevreye zararlı ürünleri satın almayacaklarını beyan eden tüketicilerin oranı %86’lara varmıştı. Yani tüketicilerin sürdürülebilirlik beklentileri daha da güçlendi. Bu noktada da markaların tüketicilerle ortak toplumsal hedefler sayesinde bağ kurmalarını amaçlayan ‘Purpose Driven Marketing / Amaç Odaklı Pazarlama’ bir iletişim trendi olarak güç kazanmaya devam ediyor. Yine Kantar’ın verilerine göre sosyal bir amaç deklare eden ve bu amaca yüksek bağlılıklarıyla bilinen markaların daha düşük bağlılık gösteren markalara göre son 12 yılda 2 kattan fazla büyüdüğünü görüyoruz.

Aktivist CEO

İkinci trend ise ‘Aktivist CEO’ akımı. Bu kavram 2019’da yapılan Dünya Ekonomik Forumu’nda açıklanan “Güven Barometresi” raporu ile dünyanın gündemine gelmişti. Gelişmiş ülkelerde yapılan araştırmaları kapsayan rapor, dünya sisteminin gidişatından memnun olmayan toplumların değişim için CEO’lar veya kurum liderlerinden daha fazla sorumluluk üstlenmesini beklediğini gösteriyor. Özel sektör liderlerinden, kişisel verilerin korunmasından çevreye, cinsiyet eşitliğinden çalışan hakları ve ayrımcılık gibi konulara kadar sorunlu alanlarda inisiyatif alması bekleniyor. İş dünyası liderlerinin kırılgan toplulukları, ekolojik dengeyi ve genel anlamda hayatı samimiyetle daha fazla desteklemesi gerekiyor. Yalnızca pozitif algı yaratmak için değil, geniş anlamda tüm paydaşlar adına, sadece hissedarlar değil, çalışanlar, çevre ve toplum adına gerçek değer yaratmak gerekiyor. 

ESG odaklı yatırım ve sürdürülebilirlik ekonomisi

Sürdürülebilirlik çalışmalarını finansal olmayan varlıkların yönetimi olarak tanımlıyor; çevresel, sosyal ve yönetişim (ESG/ ÇSY) alanlarına odaklanıyoruz. Hem yatırımcı hem de tüketici gözünden ESG konularının gitgide en değerli yatırım nedenleri olarak ortaya çıktığını görüyoruz. Nitekim ‘Yeşil Mutabakat’, ‘Paris Anlaşması’ gibi çalışmalar artık her şirketin önünde. BM’nin 17 Sürdürülebilir Kalkınma amacı rehberliğinde yenilikçi ve değer odaklı iş fırsatlarını gören, iş yönetimini çevresel, sosyal ve yönetişim (ESG) bakış açısıyla yapan, kısa vadeli kar yerine uzun vadeli değer yaratmaya odaklanan şirketler, geleceğin şirketleri olacak. Bu sebeple de sürdürülebirlilik çalışmalarının bir KSS projesinden çok farklı olarak algılanması oldukça önemli.

Şirketlerin sürdürülebilirlik dönüşümleri ancak samimi ve değer odaklı yaklaşımla mümkün. Doğan Holding Yönetim Kurulu Başkanı Begüm Doğan Faralyalı, sürdürülebilirliği ‘sahiplenilmesi gereken en önemli değerlerden biri’ olarak tanımlıyor. Ne kadar önemli bir tanımlama ve aslında şirketimize yön veren en önemli stratejilerden biri. Çünkü verilen ya da verilmeyen her yatırım kararının sürdürülebilir bir dünya için etkisi çok büyük. 

Dünyanın dönüşüm yolculuğunda biz iletişimcilerin düşündüğümüzden de fazla rol almasına ihtiyaç var.  Sürdürülebilirliğin bir değer olarak içselleştirilmesinden, kurum içi kültür dönüşümünden, amaç odaklı pazarlama çalışmalarıyla değer odaklı tüketimin desteklenmesinden, ortak geleceğimizin şekillenmesinden hepimiz birlikte sorumluyuz ama biz iletişimciler her zamankinden daha fazla sorumluyuz.   

Neslihan Sadıkoğlu

Doğan Holding Başkan Yardımcısı, Kurumsal İletişim & Sürdürülebililirlik

 

 

 

Bu yazı ilk kez Campaign Türkiye’nin 111. sayısında yayımlanmıştır.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.