Siyasi kampanyalara dahil olmalı mı?

Campaign editörlerinden Gemma Charles, markaların toplumsal olaylar karşısında nasıl bir duruş sergilemeleri gerektiğini sorguluyor.

Her ABD seçimi, bütün dünyada takip ediliyor; ancak bu seçim döneminin pandeminin tam ortasına denk gelmesi daha da çok dikkat çekmesine neden oldu.

Ancak çoğumuzun yapabileceği tek şey, biraz patlamış mısır kapıp arkamıza yaslanmak ve ABD vatandaşları tarafından verilecek bir karar olduğu için önümüzdeki hafta her şeyin nasıl gelişeceğini beklemek. Pek çok kişinin, bir neslin en önemli seçimi dediği bir seçimde Nike, Amerikalıları “dünyayı değiştirmek” için oy kullanmaya çağıran bir reklam yayınladı.

Wieden & Kennedy Portland tarafından oluşturulan spot, aralarında basketbol süperstarı LeBron James, tenisçi Naomi Osaka ve NFL’den Odell Beckham Jr.’ın da bulunduğu bir dizi yüksek profilli sporcuyu içeriyor. Sporun, sıkıntılı gündemden uzaklaşmak için iyi bir çözüm olduğunu da vurgulayan reklamın bitiş cümlesi ise; “Sesini duyurmak için yıldız olmana gerek yok.”

Reklamda tanıtılan bir site, gençlerin üçte ikisinin 2018 ara seçimlerinde oy kullanamadığı gibi bilgilere sahipti. Ayrıca seçimin tarihlerine bakıldığında sandık başına gitmenin daha zor olduğu Atlanta,

Memphis ve Miami gibi yerlerde seçmenlerin indirimli yolculuklar almasına imkan tanıyan araç çağırma uygulaması Lyft ile ortaklık konusunda da bilgiler vermek atlanmamış.

“Markalar siyasi kampanyalara katılıp tüketicilerini uzaklaştırma riskini yine de göze almalı mı?”

Amerikan futbolu oyuncusu Colin Kaepernick, ırkçı adaletsizliği protesto etmek için ABD milli marşı çalarken diz çöktüğünde, Trump eylemle alay ederken; Nike, yıldızını destekleyerek onu reklam yüzü haline getirdi.

Buna karşılık başkan, en sevdiği yerlerden olan Twitter’da, spor giyim devinin “boykotlar ve öfkeye kurban gittiğini” böbürlenerek anlattı.

Bu arada Ben&Jerry’s, Trump karşıtı tavrını gizlemek için hiçbir girişimde bulunmadı. 2018 yılında dondurma markası, hepimiz için daha adil ve eşit bir ulus yaratan ve Başkan Trump’ın gerici gündemiyle savaşan grupları desteklemek için Pecan Resist adlı yeni bir lezzet çıkardı. Ayrıca 2016’dan beri Black Lives Matter’ı destekledi ve Charlotte, North Carolina’da siyah bir adamın polis tarafından vurulması ve ardından yaşanan protestoları destekleyenler arasına katıldı.

Atlantik’in diğer yakasında, başka bir spor yıldızı daha siyasi kampanyaların içinde yer alıyor Manchester United yıldızı Marcus Rashford, hükümetin tatillerde okul yemeklerini finanse etmesini sağlama girişiminde başarısız olurken; McDonald’s, Asda, Morrisons ve Co-op gibi markalar yardımcı olmak için adım attı. Birçoğu aç çocukları beslemenin insani bir mesele olduğunu iddia etse de, bu durumu Westminster tartışmalarının gerginliğinden ayırmak zor.

McDonald’s’ın tweet’inin altındaki tartışmalara bakıldığında, ihtiyaç sahibi ailelere yemek sağlamak için gıda yardım kuruluşu FareShare ile ortaklık yapmayı planladığını belirtiyor. İnsanların bu harekete, hükümetin bu alandaki eylemsizliği yüzünden başvurduğu da açıkça ortaya konulmuş oluyor.

Daha önce benzeri yaşanmamış dönemlerden geçiyoruz. Bu tip dönemlerde markaların toplumsal konulardaki liderliği ise her zaman tartışmaya açık olmuştur. Tüketicilerin bir kısmı bu liderliği hoş karşılamazken, bir kısmı da markaların yaşanılan olaylara kayıtsız kalmaması gerektiğini ve bir tepki vermeleri gerektiğini düşünür.

Öyleyse, markalar siyasi kampanyalara katılıp tüketicilerini uzaklaştırma riskini yine de göze almalı mı?

Gemma Charles

Editör, Campaign UK.

 

 

 

Bu yazı ilk kez Campaign Türkiye’nin 106. sayısında yayımlandı.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.