Siyasetin bir dili olsa da konuşsa…

Demokrasinin tüm dünyada yükselmesi ve teknolojiyle birlikte kitle iletişim araçlarının gelişip hız kazanmasının ardından “siyasal iletişim”, şüphesiz siyasetçiler ve siyasi partiler için vazgeçilmez bir kavram haline geldi.

Özellikle, demokrasinin vazgeçilmez unsuru olan seçimlerde siyasilerin, seçmeni “ikna etmek” için kullandıkları seçim stratejileri ve yürüttükleri çeşitli kampanyaları yakından izliyoruz. Fakat tüm bu süreçlerde siyasi aktörlerin zaman zaman, iletişimin karşılıklı etkileşim gerektiren bir olgu olduğunu göz ardı ettiklerini, seçmenlerin üzerinde tepeden bakan ve dayatmacı bir iletişim dili kullanabildiklerini görüyoruz.

Siyaset, bir umut merci olması gerekirken, bazı zamanlarda kendi varoluş felsefesine zıt bir şekilde bir umutsuzluk içinde sıkışıp kalabiliyor. Bu tür zamanlardaki en büyük problemin, yanlış siyasi iletişim stratejisinden kaynaklandığını düşünüyorum. Siyasi aktörlerin “seçmeni” anlamak için yeterli çaba göstermediğini, onların talep ve beklentilerini söylem ve eylemlere etkili biçimde dönüştüremediğini düşünüyorum. Bu noktada, Savaş Sanatı eserinin yazarı Sun Tzu’nun neredeyse 2500 yıl öncesi söylediği bu söz, “stratejinin” öneminin adeta tarihsel ispatı niteliğinde: “Taktik olmadan strateji, zafere giden en yavaş yoldur. Strateji olmadan taktik, yenilgi öncesi yapılan gürültüdür.”

Artık mesajın içeriğinden ve doğruluğundan çok, onun nasıl, hangi biçimde kullanıldığının önemli olduğu “Post Truth” çağındayız. Her gün gerekli gereksiz -doğruluğundan emin bile olmadığımız- bir çok bilgiye maruz kalıyoruz ve kimi zaman sadece duygularımızla hareket edebiliyor ve yalnızca görmek istediklerimizi görüyoruz. Böyle bir dönemde doğru siyasal iletişim nasıl kurulmalı? Siyasi liderler ve partiler gerçekten doğru bir stratejiyle seçmene nasıl ulaşmalılar? Bugün siyasetin içerisinde aktif olarak yer almak istemeyen ama siyasetin içinde belirleyici rol oynayan Z kuşağına nasıl ulaşılabilir?

125. sayımızda tüm bu sorulardan yola çıkarak siz değerli okuyucularımıza “siyasal iletişim” konusunu çeşitli yönleriyle ele alan zengin bir içerik hazırlamaya çalıştık. Birbirinden kıymetli isimlerin görüşlerine, farklı bakış açılarına sayfalarımızda yer verdik.

Hep birlikte birbirimizi daha iyi anladığımız, ayrışmadığımız, sevgiyle kucaklaştığımız daha güzel ve umut dolu yarınlara…

Herkese keyifli okumalar.

 

Burak Becan

Editör – Campaign Türkiye

 

Bu yazı ilk kez Campaign Türkiye’nin 125. sayısında yayımlanmıştır. 

 

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.