Şirketlerin yeni gelir kaynağı: Veri

Organon Analytics COO’su Emrah Anayurt, endüstri için verinin önemine dikkat çekerken e-ticaret sitesi, sigortacılık firması, telekomünikasyon operatörü gibi birbirinden farklı alanlarda faaliyet gösteren şirketlerin veriyi nasıl kullanacaklarını anlatıyor.

Veri yeni petroldür” (Data is the new oil) 2006 yılında İngiliz matematikçi ve girişimci Clive Humby tarafından söylendiğinden beri sektörün önde gelen girişimci, yatırımcı ve pazarlamacıları tarafından farklı şekillerde tekrarlandı ve popüler bir söylem haline geldi. Bu popülerliğin arkasında yatan sebep elbette ki 2006’dan bu yana dijitalleşme ve teknoloji ile birlikte artan veri ve bu verinin politika, finans, pazarlama, reklam ve üretim gibi birçok alandaki yenilikçi ve etkin kullanımı oldu. Türkçeye veriden gelir yaratma ya da veriden para kazanma olarak çevrilebilecek ancak tam karşılamayacak bir kavram olan “Data Monetization”, özellikle 2020 ve sonrasında şirketler için mutlaka değerlendirilmesi gereken bir alan olarak öne çıkacak.

Gartner’a göre 2022’ye kadar büyük şirketlerin %35’i, veri pazarları (data marketplace) olarak adlandırılan çevrimiçi platformlarda ya veri sağlayıcısı olacak ya da veri alıcısı haline gelecek. Bu öngörüye katılmakla birlikte özellikle son yıllarda Türkiye’de veriden gelir elde etmeye başlayan bazı öncü şirketler dışında birçok şirketin konu veri olunca bazı çekinceleri olduğunu gözlemliyoruz.

2018 yılında “General Data Protection Regulation” (GDPR) ve 2016 yılında “Kişisel Verilerin Korunması Kanunu”nun (KVKK) yürürlüğe girmesi ile birlikte Türkiye’de ve Avrupa’da birçok şirket ve kurum bu alandaki süreçlerini baştan tasarladı ve verinin kullanımı ile ilgili alanlarda daha çekimser olmaya başladı. Ancak konu verinin işlenmesi ve veriden para kazanmak olunca ilk akla gelen şey müşteri verisi olmasına rağmen, lokasyon verisi, sensör verisi, araştırma verileri ve anonim olarak toplanan birçok veri kaynağının da pazarda büyük yeri olduğunu söylemek mümkün.

Google, Facebook, Yandex, The Weather Company gibi ana gelir kaynağı veri olan şirketlerin veriden para kazanma şekli herkes tarafından biliniyor. Ancak 2-3 milyon kullanıcılı bir e-ticaret sitesi, bir sigortacılık firması, bir telekomünikasyon operatörü ya da bir çevrimiçi ödeme platformu veriden nasıl para kazanır? Bunları 3 ana başlıkta tanımlayabiliriz.

1. Firmaların kendi müşterilerini daha iyi tanımaları: Bir şirketin müşterisinin başka firmalarda oluşturduğu veriler o müşterinin daha iyi tanınmasını sağlayarak şirketin yaptığı reklam, pazarlama ya da risk değerlendirme faaliyetlerine katkı sağlar ve bu katkı şirket gelirlerine doğrudan artış olarak yansır.

Dünyada bu alandaki örnekler, telekomünikasyon verilerinin finansal kredi süreçlerinde risk değerlendirmelerinde kullanılması ya da bir sadakat programındaki müşteri verilerinin e-ticaret sektöründe ürün önerilmesinde kullanılması olarak karşımıza çıkıyor.
2. Yeni müşteri kazanım kanalı: İki firmanın veri alanında yapacakları iş birliği ile kendi potansiyel müşterilerini diğer firmanın verilerini kullanarak bulmaları mümkün.

3. Operasyonel verimlilik: Lokasyon bazlı yoğunluk verisi, sensör verisi ve hava durumu verisi gibi veriler başka şirketlerin talep tahmini ve rota optimizasyonu gibi operasyonel verimliliği artıracak alanlarda kullanılabiliyor ve maliyetlerin düşürülmesine katkı sağlıyor.

Peki şirketler ‘data monetization’ pazarına girmekten neden çekiniyorlar, hangi problemlerle karşılaşıyorlar ve bunları aşmak mümkün mü?

1. Veri gizliliği ve güvenliği: Hem regülatif hem de ticari anlamda şirketlerin kendi müşteri verilerini başka şirketlerle paylaşma konusunda haklı çekinceleri bulunuyor. Ancak bir şirketin verisinin diğer şirket tarafından kullanılarak bu veriden değer yaratılması için ham veri paylaşımı yapmak bir gereklilik değil. Bu alanda doğru kurgulanacak teknik mimari ve veri maskeleme yöntemleri ile şirketler arası hiçbir veri paylaşımı olmadan kullanım yapılabiliyor. Bizim de bu amaca özel geliştirdiğimiz ve son 5 yılda sektörde de kullanılan bir “Zeka Paylaşım Platform”umuz (Intelligence Sharing Platform) bulunuyor. Şirketlerin topladığı büyük veri, algoritmalar tarafından işlenerek kişisel veriden ayrıştırılıyor ve asıl gerekli olan bilgiyi yani “zekâ”yı ortaya çıkarıyor. Bu platformun “ham veri paylaşmadan zekâ paylaşımı” yaptığını söyleyebiliriz.

2. Başka sektörlere ait bilgi birikimi: Veri doğrudan ve ham haliyle başka şirketlerle paylaşılamıyor. Bu durumda verinin kullanılacağı bir diğer sektöre dair bilgi sahibi olmak ve veriyi şekillendirmek gerekebiliyor ve şirketler her zaman bu kaynağa sahip değiller. Bu noktada karşımıza yapay zekâ ve makine öğrenmesi uygulamaları çıkıyor. Veriyi anlamlandırma, modelleme ve sonuç üretme adımlarında bu alanda özelleşmiş şirketlerle ortaklık yapmak veri sağlayıcı şirketler için faydalı olacaktır.

3. Veri kalitesi: Veri kalitesinin sağlanması şirketlerin veriyi kendi operasyonlarında kullanırken de kritik önem taşımakla birlikte, verinin dış kaynaklara kullandırıldığı ticari ilişkilerde daha da önemli hale geliyor. Sahip olunan veri doğru olduğu takdirde başka şirketlere pazarlanabilir ve uzun süreli bir gelir akışı yaratabilir. O yüzden veri kalitesinin korunması adına yapılacak yatırımlar şirketlerin hem kısa hem de uzun vadede kazançlı olmasını sağlayacaktır.

Özellikle 2020 yılı içerisinde yaşanan pandemi sebebiyle tüm sektörlerde iş yapış şekli değişti ve firmaların alternatif gelir kaynaklarını araştırmaya daha açık olacaklarını düşünüyoruz. “Data Monetization” pazarının önümüzdeki yıllarda katlanarak büyüyeceğini de hesaba katarsak, önerimiz şirketlerin “yeni petrol” olarak adlandırılan bu kaynaklarını daha dikkatli incelemeleri ve veri işbirliklerini denemeleri olacaktır.

Emrah Anayurt
COO, Organon Analytics


Bu yazı, ilk olarak Campaign Türkiye’nin 103. sayısında yayımlanmıştır.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.