Şimdi, hikaye anlatıcılar hikayede

Havas PR’ın CEO’su Marian Salzman, Sean Penn’in yaptığı ve Rolling Stone’da yayınlanan El Chapo röportajını; insan egoları, sansasyon merakı ve iş yönetimi bağlamında değerlendiriyor.

Hollywood yıldızı Sean Penn, hayatının film yapılmasını isteyen uyuşturucu baronu Joaquin “El Chapo” Guzman Loera ile Ekim ayında Meksika’da gizli bir görüşme yaptı ve bunu kaleme aldı. El Chapo’nun yakalanmasına neden olduğu iddia edilen gizli görüşmeyi Şubat 2016’da Rolling Stone dergisi yayınladı.

Fazla egonun zararları!

Dergide bu sürpriz röportajı görünce aklıma ilk gelen düşünce, ‘Bu da neyin nesi acaba?’ oldu. Kahrolası egosu, El Chapo’yu 15 dakikalık bir şöhret uğruna, özgürlüğünü riske etmek için kışkırttığında insanların onu sempatik bulacağını ya da bu yaptığından dolayı takdir edeceklerini mi düşündü? Ve ayrıca Sean Penn’in bu görüşmeyi yapabilmesi onun için de ne muhteşem bir ego beslemesi oldu.

Popüler kültür açısından bakarsak, Penn ve Rolling Stone’u gerçekten tebrik etmek gerek. PR açısından büyük bir başarı. Bu, hikaye anlatıcılarının hikaye olduğu ve ayrıca hikayeyi beceriyle örmeyi başardıkları bir olay.

Sean Penn’in kişilik evrimi

Penn hep kendisinin bir baş belası ve modern zamanların Rönesans adamı olduğunu kanıtlamaya çalışmıştır. Paparazzi yumruklayan serseri çocuktan, nesiller ve türlerin ötesine geçen zamansız ikonlardan birine dönüştü. Oyunculukla beraber, “Into the Wild” gibi filmlerle kendini bir yönetmen olarak ve Amerika’nın işgalinden önce Irak’taki üst düzey resmi görevlilerle görüşerek provokatör olarak da ispatlamaya çalıştı.

Sean Penn kuralları istediği gibi değiştirdi. Makale yayınlanmadan önce herkes durup bir düşünmeli ki Penn 7 saatlik bir görüşme sonucunda 10 bin kelimelik bir makaleyi not defteri ya da kayıt cihazı olmadan yazdı ama elinde tekilası mevcuttu. Bu durumda belki de artık kendi kurallarına sahipti.

Rolling Stone cephesinde durumlar nasıl?

Rolling Stone da bu olaydan fayda sağladı (belki bir istisna röportajın yapılmasına aracılık eden aktrist Kate del Castillo olabilir). Dergi kendini, genç ya da en azından asi olarak da bilinen keskin bir uçtaymış gibi hissetti. Okuyucularda yeniden ortaya çıkan ‘bu dergi okunmalı’ duygusunun reklamcılar tarafından fark edilmemesi imkansızdı.

Daha yakın zamanlarda Rolling Stone olumsuz nedenlerle haber olmuştu. Geçen sene Virginia Üniversitesi’nde gerçekleşen çetelerin tecavüzleri hakkındaki olayların minimum düzeyde kontrollerle ve hatalı hikayelerle aktarılması, davaları hala devam eden bir skandala neden olmuştu. Oluşmuş PR zararı derginin marka değerini kötüye çevirebilir. Zaten Rolling Stone, hem öznelerin onaylamasından hem de Vanity Fair’in dikkate değer bir izafiyet içeren, binlerce ölümden sorumlu bir adam hakkında yazılmış en uygun yazı demesinden dolayı halihazırda ateş altında. Ama yine söylersek Rolling Stone hala dikkatli olmak durumunda. Doğru nedenlerle okunmak istiyorsa, bunu hata oranını düşürerek yapmak zorunda ve hikayenin karizmatik parçası olmayı sürdürmeye çalışmalı, hikaye anlatıcılığının mekanı kanun ve düzenin yokluğuna kalmamalı.

Yasal ve etik boyutları geçiştirmiş ve bu muhteşem hikayeyi yazmaya odaklanmış olabilirim. Ama bu meslekte, ilmin şekillendiği yer burası. Eğer ben süper suçlu biri olsaydım, kendim hakkında konuşup egomu serbest bıraktığım için kendime deli gibi sinirlenirdim. Ama her zaman olan bu değil midir; suçlu en azından bir kişiyi açığa çıkartır ve sonrasında da fısıldamalar başlar…

 

Marian Salzman 

Havas PR’ın CEO’su

 

Bu yazı ilk olarak Campaign Türkiye Mart 2016 sayısında yayınlanmıştır.

 

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.