Serdar Kuzuloğlu’nun Kristal Elma notları | üçüncü gün

Aynı zamanda festivalin sunucusu olan Serdar Kuzuloğlu, Kristal Elma Yaratıcılık Festivali notlarını Campaign Türkiye’de paylaşmaya devam ediyor. İşte Kuzuloğlu’nun üçüncü gün oturumlarından notları:

Women in Communication / Mercedes Erra

-Bu sektörde kadınlar var ancak yönetim kademesine çıktıkça sayımız giderek azalıyor.

-Patron konumunda bir ajansın başına ilk geçtiğimde sadece erkeklerden oluşan 40 kişilik bir rakip grubuyla karşılaştım. Ben her zaman karma yapıdan yanayım.

-BETC’nin neden dünyanın en iyileri arasında olduklarını sordukları zaman kadın-erkek oranından mutlaka söz ederim. Cinsiyetlerin egemenliği bizde olmaz.

-Reklamlarımızda her kampanyada farklı dünyalar, renkli yaklaşımlar görürsünüz.

-Madmen dizisini düşünelim. Maaşlara ve dağılıma baktığımızda 29 erkek ve 1 kadın var. Yıllar öncesine kıyasla bu dünyada pek bir şey değişmiş değil ne yazık ki.

-Kadınların medya dünyasına yönelik temsiliyetine dair pek çok araştırma yapıldı. Örneğin Avrupa’da varlar. Dünya geneli dengeli görünüyor. Hatta Fransa ve Türkiye gibi bazı ülkelerde kadınlar ağırlıkta gibi algılanabilir. Ben karma yapıya inanıyorum. Mesleğin feminizme kayması da değer kaybetmesine yol açıyor. Feminen bir meslek haline gelir gelmez ücretlerin daha düşük olduğu algısı doğuyor, tercih edilme oranı azalıyor ve cazibesini yitiriyor.

-Kadınların çoğu hizmet sektöründe var. Diğer mesleklerde varlıkları hemen azalıyor. Reklam da bir istisna değil. Bu sektörde de çok kadın var ama yönetici kademesinde durum hemen her yerde erkekler lehine dönüyor. CEO kademesinde kaç kadın biliyorsunuz?

-Reklam dünyasında Fransa’ya bakalım; sadece 1 kadın CEO vardı, o da gitti! Şu an iş arıyor, varsa haber verin.

-Bu konu bir evrensel insan hakları meselesidir. Sadece rakamları aklınızda tutmanız yeterli. Kadınlar dünya işgücünün yüzde 66’sını oluşturuyor ama gelirin yüzde 10’una, mülkiyetin yüzde 1’ine sahipler.

-Fransa’da dahi en düşük gelirli, en zor işlerin yüzde 70’i kadınlar tarafından yapılıyor.

-McKinsey ile Fransa merkezli yaptığımız araştırmada kadınlara eşit haklar sağlanabilirse yüzde 7 büyüme sağlanabileceği ortaya çıktı.

-Elde ettiğimiz hakları elde tutmak adına gereken çabayı göstermeli ve saygı göstermeliyiz.

-Dünyada kadınların üçte ikisi okuma-yazma bile bilmiyor. Öncelik hep erkeklerde. Oysa eğitim dünyasındaki not dağılımına baktığımızda kadınların çok daha başarılı olduğunu görüyoruz. Burada eğitmenlerin yönlendirme konusunda da yardımcı olması gerekiyor.

-Fransa’da herkesin girmek için kapısında sıra beklediği bir okulun müdürü kız çocuk ailelerinin kayıt için ısrarcı olmadığını, hep erkek çocuk sahiplerinin baskın çıktığını söyledi. Bu beni çok üzmüştür.

-Her sabah erkek ve kadınlar gün boyu yapmaları gerekenleri bir kağıda yazsalar erkeklerin listesi çok daha kısa kalacaktır. Kadınlara tavsiyem: kocalarını iyi seçsinler. Hayatı paylaşmak çok önemli.

-Kadınlar erkeklere oranla her gün ortalama 3 saat daha fazla çalışıyor.

-Çocuk sorumluluğunu kadınlara yıkmak da haksız. Oysa boşanmalarda babalar bunun çok sıkıntısını çekiyor. Onların da hakkı ve sorumluluğu var. Bunu unutmamalıyız.

-Bir ilerleme var ancak çok yavaş gerçekleşiyor. Baskı, önyargı ve iradeleri değiştirmek kolay değil.

-Siyasi irade ve siyasette temsiliyet de son derece önemli. Bazıları kadın kotalarına karşı çıkıyor, kotadan dolayı mı buradayım diye moralleri bozuluyor ama bunun olmadığı zamanlarda kadınlara varlık hakkı bile yok. Sizce bir ‘erkek kotası’ yok mu? Kadın kotalarını teşvik etmeliyiz.

-Kadınlar ayakta kalabilmek ve ilerleyebilmek için erkekleşmek zorunda değil, kendini böyle hissetmemeli.

David Shing / AOL Digital Prophet

-Dünyada 8 milyar insan var. Yarısı 25 yaşın altında ve bu insanların dünyaya bakışı çok farklı.

-Bu grubun henüz sadece 1 milyarının akıllı cep telefonu var.

-Geleceği oluşturacağını düşündüğüm şeylerin neredeyse tamamı şu an hayatımızda, ulaşılabilir şekilde.

-Sosyal ağlar yeni değil. Site isimleri de umrumda değil. Marka değil, insanların içinde ne yaptığı daha önemlidir.

-Yaptıklarımızı açıklamak için yeni fiillere ihtiyacımız var.

-Bahsettiğim yeni kuşağı kazanan markaların her anlamda kazanan marka olacağına şüphe yok.

-İçeriğe kafayı takmayın, iletişime odaklanın.

-Popüler kültüre odaklanın. Ne yapacağınızı Coca Cola’dan takip edebilirsiniz.

-Dijital ya da analog fark etmez; doğru bağlamdaki doğru içerik geleceğin anahtarıdır.

-Tüketicilerin zevkleri hızla değişir. Buna ayak uydurmak için ortamı dikkatli okuyabilmek gerekir.

-Reklam ve pazarlamada çekebileceğiniz dikkat yeni KPI’dır. Pazar payı değil, ilgi payına odaklanan.

-Yeni mecra TV değil, cep telefonudur.

-Mobilin farklı olduğunu söyleyenler var. Bence bu saçma.

-Ortalama 41 uygulama yüklüyor ama sadece 5 tanesini bekliyoruz. Önemli bir kısmını denemek için -bile açmıyoruz.

-Mobildeki en önemli detay lokasyondur. Ne zaman, nerede, ne yaptığnız her şeyi belirler. Bu veriye ulaşmak ve kullanmak zorundasınız.

-SoLoMo değil HoMo olmalı. Home-Mobile. Artık evde de artan oranda cep telefonu ve tablet -kullanıyoruz. TV’nin yerini alıyor gibiler.

-İndirimler, çapraz pazarlamalar TV ile mobilin birleşmesinde altın role sahip.

-Erkekleri hedefliyorsanız tabletlere öncelik vermelisiniz.

-Artık TV’ler de internete bağlanabiliyor. Bu yeni seriyle yapılabilecek çok ilginç şeyler var.

-Videonuzda ünlü biri varsa paylaşım oranı 7 kat artacaktır. Ünlü yüzler hala önemini koruyor.

-Fiziksel ürünleri dijital tecrübelere dönüştürmek için mobil cihazlar ve arttırılmış gerçeklik (augmented reality) birçok fırsat sunuyor.

-Markalar reklam kampanyalarına değil, müşterilerine yaşatacağı tecrübelere odaklanmalı. Karşılıklı konuşabilmek gerekiyor. Yaratıcılık burada yatıyor.

-Bir kampanyada alınan ortalama reaksiyon oranı yüzde 9’da kalıyor. Hedef bunu yükseltmek olmalı. İlgili içerik ve hizmetleri doğru dilde, doğru zamanda konumlamak gerekir.

-Enformasyon çağından sosyalleşme çağına geçtik. Artık ilgi alanları her şeyi belirliyor.

-Büyük veri (Big Data) bir işe çevirebilirseniz değerlidir.

-Geleceğin e-ticareti Amazon’un Twitter ve Facebook ile birleştiği sosyal alışverişte olacak. Ama bunlar yeni oyuncular mı olacak belli değil.

-Herkese ulaşmak istiyorsanız dijital yerlilere odaklanın. Onları kazanabilirseniz, gerisi de gelecektir.

-Steve Jobs haklıydı. Çoğu zaman gösterene kadar insanlar ne istediğini bilmez. Önce onlara deneyim yaşatmalısınız. Sizi talep etmelerini bekleyemezsiniz. Onları iyi okuyabilmeli, iyi öyküler anlatabilmelisiniz. 6 saniyelik videolarla derdinizi anlatabilmek zorundasınız.

-Remix kültürünü tanıyın ve sahiplenin. Bu işlerinizi kolaylaştırır.

-Kaybetme, başarısız olmaya pay bırakın. Bu riski almazsanız hiçbir şey yapamazsınız.

-Reality in a Dark Room: Future of Media

Kai Diekman

-Bugün birçok gazete hala sadece kağıda basılıyor. Kimileri baskıyı tamamen bırakmış durumda, elektroniğe yöneldi.

-Bir gazeteci olarak elimdeki kaynaklardan ve gelişen hizmetlerden neler öğrenebilirim, en büyük merakımız bu olmalı. Silikon Vadisi’nde cevabını aradığımız soru buydu.

-Bugünkü medyanın en önemli belirleyicisi: hız. Her şey çok daha hızlı. Herkes buna ayak uydurmaya çalışıyor.

-Biz gazete olarak kağıt değil, haber, dürüstlük ve markamızı satıyoruz.

-Bu kadar çok şeyin değiştiği dünyada içeriğimizi yeniden şekillendirmek ve haberciliği yeniden icat etmek zorundayız.

Beatrice de Clermont Tonnerre

-Dijital eğlence, çalışma, eğitim ve haberleşme gibi neredeyse her konudaki öncelikli tercihimiz haline geldi. Bu büyük bir dönüşüm.

-Dijital dünya büyüdükçe insanileşti. Artık daha doğal, insansı bir platform.

Vuslat Doğan Sabancı

-Basılı gazetede haberleri okuyucuya ulaştırıp bırakıyorduk. Dijital platformlarda iletişim kuruyoruz. Bir örümcek ağı gibi kitleler arasında bağlar kuruyoruz.

-Hürriyet, okuyucuları açısından tarihinde hiç bu kadar güçlü olmamıştı. Türkiye’deki internet kullanıcılarının yüzde 50’sine ulaşıyoruz.

-Google ve Microsoft’tan sonra Türkiye’deki en büyük internet varlığıyız.

-Fişi çekip analog dünyaya geçtiğimiz zamanlar var. Buna ihtiyacımız her geçen gün artıyor. Basılı yayınlar bu boşlukları doldurma amacında.

-Hürriyet 2.0 projesi bizim için bir kilometre taşı. Uzun bir süreci kapsayacak ve yayıncılığın yeni gereklerine uyumumuzu sağlayacak. İlk adımımız okuyucumuzu iyi tanımak, ikinci adım bu bilgiyi pazarlama ve reklamlarla birleştirmenin yollarını bulmak.

 

Perform or Parish / Henry Mason

-Mikro ve makro trendler arasında tüketim trendleri yer alır. Diğer ikisinden beslenir ve pazarlamacılar için en değerli verileri saklar.

-Eğer tüketiciyi iyi takip edip neye ihtiyaçları duyduğunu keşfedebilmek başarı için çoğu zaman yeterlidir.

-Hepimiz kimi zaman gündemin hızı içinde kendimizi kaybolmuş hissediyoruz. Sürekli yeni bir şeyler oluyor ve takip edemiyoruz.

-Tüketicilerin trendlerden haberdar olma konusundaki yeteneği ve hevesi artıyor. En iyi hizmet ve ürünler bir şekilde yine yayılıyor. Fakat beklenti yükselmiş durumda. Herkes her şeyin en iyisinin en iyisini istiyor.

-Trendlerde en önemli bileşen vizyondur. P&G’nin bütün süreçlerini sürdürebilir hale getirmesi ya da Zipcar modeli gibi.

-Akıllı, heyecan verici tecrübeler vaad eden her ürün ve hizmeti tüketiciler bir şekilde keşfedir.

-Tüketiciler markaları tamamen şeffaf olmaya itti. Her seçeneğe eşit mesafedeler ve süper güçlere sahip.

-Tüketiciler giderek öngörülebilir hale geliyor. Ürün ve hizmetleri ulaştırmak için süreçleri kolaylaştırıcı bir ayrıntı.

-Mobil uygulamalar yürürken bile lokasyon bilgilerinizi kullanarak birçok tavsiyelerde bulunabiliyor. İlgili olan ürünlerle müşteriler artık sürekli bağlantı halinde.

-Her yıl 60 milyon kişi kırsal alandan şehirlere taşınıyor. Bu yeni fırsatlar içeriyor.

-Tüketiciler sesini duyurabilmek ve olumlu / olumsuz deneyimlerini paylaşabilecek birçok seçeneğe sahip. Bunları iyi okumak, yönetmek ve uyarlamak kritik öneme sahip.

-Beklentilerin sürekli değiştiğini gözden kaçırmamalıyız. Hatta bazen büyük değişimler geçirir. Amazon’un ticarete, Google’ın aramaya, Zipcar’ın araç kiralamaya etkileri gibi bazen köklü alışkanlıklar tamamen değişebilir.

-Kullanıcılar bugün önemsediği markaların yüzde 73’ü ortadan kalksa umursamayacağını söylüyor.

 

Multi-Screen Technology / Anita Caras / Microsoft

-Microsoft olarak kullanıcıların ekran ve hizmetlerle ne yaptığıyla herkesten fazla ilgiliyiz ve ulaştığımız verilerle neler yapacağımız üstünde çalışıyoruz.

-2011’de Xbox ve benzeri oyun cihazlarının eğlencenin merkezi haline gelmeye başladığını fark ederek pazarlama stratejimizi bu cihaza özel yeniden şekillendirdik.

-Cep telefonlarımızı düşünün. Uzak durduğumuzda tedirgin oluyoruz. Onlarla yatağa giriyoruz. Hayatımızdaki en önemli şey haline geldi. Pazarlama açısından çok tahrik edici ama çok da dikkatli olmak gerekiyor.

-Başbaşa yenen akşam yemeği sırasında çalan telefon ne kadar bölücüyse, pazarlama çabaları da aynı oranda rahatsız edicidir.

-Hepimizin hayatında uzun süredir yerini sağlamlaştırmış televizyonlar giderek daha interaktif hale geliyor. Eğlenmek için daha fazla seçenek sunuyor ama onların karşısında çok yorulmak istemiyoruz. Uğraşmadan bakalım ve o bizi eğlendirsin istiyoruz.

-Bilgisayarlarımız öyle değil. Onlarla daha çok iş yapmak ve bir şeylere ulaşmak istiyoruz.

-Çoklu ekran ulaşabileceğiniz birden fazla cihaza sahip kullanıcılara ulaşabilmeyi hedefler. Bu ekranlardan çoğuna sahip olabiliriz ama aynı anda sadece birine odaklanabiliriz. Birden fazla ekran açıkken dikkatimizin yüzde 54’ü bilgisayar ekranımızdadır. Farklı cihazları kullanarak insanların ilgisini optimize etmek gerekiyor.
-Dolayısıyla marka olarak her yerde olmalıyız.

-Her yeni cihaz kategorisi ya da modeli piyasaya çıktığında tüketici davranışlarında değişiklikler olur.

-İşleri bir an önce bitirmek yerine bir an önce diğer ekranda ne olduğunu öğrenme merakıyla yaşıyoruz.

-Müşterilerin de talebi farklı ekranlarda markalarla ilişkiyi benzer şekillerde sürdürebilmek.

-Örümcek ağcılığı sayesinde tekil deneyimler çoğullaşıyor. İkinci ekranlarla yaşadıklarımızı kitlelere ulaştırıyor ve çokluyoruz, büyütüyoruz.

-Mobil cihazlarımız tamamen bize özel bir ortam. Pazarlamacılar bu cihazın özelliklerine ve kullanıcılar için temsil ettiklerine kafa yormak zorunda.

 

Turkish Creative Industries

Ayşegül Molu

-Teknolojide yaratıcılık ve inovasyon her zamankinden daha önemli hale geldi.

-Yaratıcı şehir de bu kavramlardan birisi. İstanbul da bu anlamda bir yaratıcı merkez, çekim alanı olabilir.

Yiğit Şardan / YEKON Başkanı

-YEKON ilk olarak İngiltere’de ortaya çıkmış bir fikir.

-Bizdeki yapıya 13 farklı sektör üye. Halkla ilişkiler, reklam, sinema, grafik, moda tasarımı, endüstriyel tasarım ve yazılım gibi geniş bir katılımcı yelpazesi var.

-Türkiye’nin 2 temel sorunu var: eğitim seviyesi ve katma değerli üretim yapamamak Biz bir ceketi dünyaya 32 dolara satıyoruz, İspanyol 66, İtalyanlar 180 dolara satıyor. Aynı ceket, aynı kumaş, aynı dikimden söz ediyoruz. Aramızdaki tek fark marka yaratamamak. Bu yüzden ancak İtalyan ve İspanyollara fason üretim yapabiliyoruz.

-Düşük kar marjlı ürünlere odaklanarak üretim yapıp ihraç ediyor, yüksek katma değerli ürünleri ithal ediyoruz. Bu hepimiz için endişe verici.

-Biz “icat çıkartma”, “çıkıntılık yapma” kültürüyle büyüdük. Oysa bugün size tek tavsiyem çocuğunuza her gün icat çıkarttırmak, aykırı bir şey yaptırmak olurdu. Aksi takdirde geleceğinden bahsetmek mümkün olmayacak.

-106 ülkenin reklam hizmetlerini İstanbul’dan veriyoruz. Bunun gibi daha birçok örnek var. Birçok müşteri bunu bizzat talep ediyor. Özellikle Azarbeycan, İran gibi ülkelerden yoğun talep var. Yaratıcılık konusunda herhangi bir eksikliğimiz yok.

-Bölgedeki politik sorunlar çözüldükçe sektör de ilerleyecektir. Bunu bir devlet politikası olarak konumlamamız gerekiyor. Ürettiğimiz TV yapımlarının çevre ülkelerimizde popülerlik kazanması devlet politikası değildi, tesadüfen oldu. Çok daha farklı olabilirdi.

-Bu topraklar tarihten bugüne yaratıcılık konusunda pek çok ilke imza atmış. Bu ruhu hala taşıyoruz.

-Türkiye kendi otomobilini, telefonunu yapsın gibi görüşler var. Türkiye bunları yapabilir. Kore gibi ülkeler yapmışsa, biz yapamıyorsak bizim stratejik hatalarımızdandır. Birçok sektörün ülke ekonomisine kattığı pay sadece Samsung’un yıllık getirisinin altında. Bu şirketler onlarca milyar devlet desteğiyle bugünlere geldiler.

-Arçelik 160 milyon dolar ARGE bütçesiyle övünüyor. Ama bunun yarısını bile yurtdışına açılmak için harcamıyor. Çok daha hızlı ulaşabilecekleri başarıların peşinden koşmuyorlar.

-Samsung, reklam ve pazarlama çabalarıyla Hyundai’den sonra Kia’yı da ABD’ye sokmaya başladılar. Çok kaliteli ürünleri, çok uygun fiyatlarla satıyorlar, yarın çok daha başarılı olacaklar. Biz de benzer stratejiler üretmediğimiz sürece hiçbir zaman zenginleşemeyeceğiz. Gelirimiz yükselecek ama ilk krizde halı altımızdan çekilecek, uçup gideceğiz.

-Fikrin korumasına yönelik Avrupa Birliği’ne uyum kapsamında bir çalışma var ama yeterli değil.

Umut Südüak / GMK Başkanı

-Yeni eğitim modellerinden beslenmiş, farklı disiplinden kişilerle beraber çalışabilmek sonucu apayrı hale getiriyor.

-Grafik tasarımın Türkiye’de çok derin bir tarihi olmadığı için bir ekolden bahsetmek mümkün değil.

-Kültürel altyapılar önemli olsa bile evrensel bir dil kullanmak zorundayız.

-Avrupa birçok şeyi tükettiği için yeni arayışlar peşinde. Hollanda, Almanya, Avusturya da bu yüzden eğitim yapısını değiştirerek öğrenci değişimi, özel projeler gibi sistemlerle işbirlikleriyle fayda sağlaya çalışıyor.

Gamze Güven / ETMK Başkanı

-Endüstriyel Tasarım ile seksenli yıllarda tanıştık. Bu kavramla aklımıza hep alet edevatlar geliyordu. Bugün o dönem hiç aklımda olmayan iki alanda çalışıyorum. Hızlı tüketim sektörü için ambalaj ve gıda tasarımı.

-Dünyada artık ‘deneyim tasarımı’, ‘vizyon tasarımı’ gibi kavramlardan söz ediyoruz.

-İnovasyon temelinde kavramsal tasarım önem kazandı (var olmayan bir ürünün bir ihtiyaca yönelik geliştirilmesi)

-Bugün modellemeciler (kalıpçılar) bile endüstriyel tasarım yaptığı iddiasında. Belki de her şeyin yeniden tanımlanması gerekiyor.

-Devlet bakış açısı ve destek açısından geçmişe göre çok daha çok daha iyiyiz. Kalkınma planlarında endüstriyel tasarım da artık yer alıyor.

-Türk Tasarım Konseyi konusunda çok çalışmıştık, TİM bunu çok sahiplenmişti, sonunda Sanayi Bakanlığı 2008’de hayata geçirdi. Eğitimden stratejiye her şeyi planlıyoruz ama bürokrasi önümüzü kesiyor.

-Devletin şu an dahi birçok desteği var ama kurumlar tarafından pek bilinmiyor.

-Şişhane’deki aydınlatmacılarla çok potansiyel barındıran bir ortak projeye başladık ancak kentsel dönüşüm planları yüzünden onların o civardaki varlığı devam edemeyecek ve çalışmamız yarım kalacak.

-Hollandalıların sektörümüzle ilgili yaptığı araştırma bizim bile sahip olduğumuz tek veri. Sektörün temel bilgilerine dahi sahip değiliz.

Fatih Aksoy / Yapımcılar Derneği Kurucu Üyesi

-Bir fikir bazen kendi kalıbının dışına çıkarak çok büyüyebiliyor. Kim 500 milyar ister yarışmasının yarattığı ekonomi 600 milyon paund. Son olarak haklarını 60 milyon paunda sattılar. Küçük bir bilgi yarışması fikrinin dönüşümüne ve nelere gebe olduğuna yönelik önemli bir örnektir.

-Birkaç sene önce izlediğim bir Güney Amerika diziden etkilenip benzerini nasıl yapabilirim diye düşünmeye başladım. 2 yıl sonra senaryo haklarını satın almayı başardım. Dadı dizisi böyle hayata geçti. Adını Feriha Koydum senaryosunu da ben benzer şekilde sattım.

-Var olan bir fikre katılan ek fikirler bazen onu çok daha değerli hale getirebilir.

-ABD’de yaygın bir cümledir: toplam hikaye sayısı 36 tanedir. Bunun ötesi yoktur derler. Doğrudur ama bunun arasındaki varyasyonlar belirleyicidir.

-ABD dizilerinde hep bir olay vardır. Hareket vardır. Başından ayrılamazsınız. Bizdeki yapı aile dizisi kafasıdır. Kafanı çevirsen, mutfağa gitsen, çocukla uğraşsan da bir şey kaçırmazsın. Hayata yönelik farklılaşmalara yönelik iyi bir örnek olabilir.

-Bu yüzden -Doğu Bloku gibi- aile kavramının hala etkin olduğu ülkelerde Türk dizileri inanılmaz ilgi görüyor. Share’i yüzde 50/50 paylaşarak rekabet eden Türk dizileri var. Aynı durum Rusya’da, Yunanistan’da ve birçok yerde geçerli.

-Muhteşem Yüzyıl dünyanın en çok bölgesine ihraç edilen Türk dizisi.

 

There’s Hope for the Future / Maurice Levy / Publicis

-Publicis ve Omnicom olarak birleşmeye yönelik senaryolarla bezeli yoğun bir yaz geçirdik. Milyarlarca dolarlık bir birleşmeye yönelik bir çalışmaydı bu.

-Heyecanlıyız çünkü bu bizim endüstrimiz için umut verici bir birleşme ve birçok fırsat barındırıyor.

-Cep telefonu, tablet, bilgisayar gibi cihazlarla her an ayakta ve her an bağlı bir tüketici çağındayız. -Ortada inanılmaz boyutta veri dolanıyor. Kurumların üstüne yeni sorumluluklar yüklüyor.

-Veri boyutu çoğu zaman yanıltıcı da olabiliyor. Yanlış çıkarımlar yanlış stratejileri tetikliyor.

-Ajans kavramı değişiyor. Firmalar bize satış, pazarlama gibi konularla bağlantılı sorunları için geliyor biz de çözüyoruz.

-Birleşmemiz sonucu merkezimiz ABD ve Fransa’ya karşı eşit derecede tarafsız duran Hollanda’da olacak. Yeni yapıyı iki eş CEO olarak yürüteceğiz. Antitröst incelemelerinin tamamlanmasını bekliyoruz.

-Bugünün medyası ilk defa gerçekten küresel. Tek küresel markanın CNN olduğu dönem Google öncesinde kaldı.

-Dijital dönemde tek bir çeşit tüketici yok. Her ölçeği kullanmak mümkün. Bütün farklılıkları gözetebilirsiniz.

-Çağdaş reklamcılık doğru zamanda, doğru kişiye, doğru mesajı ulaştırmaktan ibarettir.

-Publicis radyo döneminden bu yana yeni teknoloji ve mecralar konusunda öncü oldu. Dijitaldeki fırsatları da herkesten önce görüp devasa yatırımlar ve satın almalar yaptık. Kendimizi en iyi şekilde konumlamaya çalıştık.

 

 

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.