Kristal Elma Nostalji: Serdar Kuzuloğlu’nun Kristal Elma notları | birinci gün

Bugün başlayan ve 4 gün sürecek olan Kristal Elma Yaratıcılık Festivali’nin sunucusu Serdar Kuzuloğlu, festivalde tuttuğu notları Campaign Türkiye’de paylaşıyor. İşte Kuzuloğlu’nun birinci gün notları:

Turkish Madmen Era

Nesteren Davutoğlu

– Reklamcılık yapmak için tüm sistemler beraber çalışır.

– Geçmiş, bugün ve gelecek birbiriyle geçinemeyen üç kardeş.

– 1840-1940 yıllarında reklam sektörünün sektör olmadan önceki kitabında toplum yaşamının izlerini bulmak mümkün.

– Kemal Sezer tarafından hazırlanan ve 2014 başında yayımlanacak Reklam Kuşakları başlıklı kitap kronolojik olaylar ve analizleri içerecek bir kitap olarak yayınlanacak.

– Türkiye’deki süreçler pek de Mad Men dönemindeki gibi ilerlemedi. Ama sektöre isim verecek biri varsa bu şüphesiz Eli Acıman’dır.

Mehmet Ural

– Uzunca bir süre kaynaksızlıkla mücadele ettik. Yurtdışını takip etmekte bile zorlanıyorduk.

– Yurtdışından yönetmen getirmek bile büyük bir lükstü. İyi yönetmenlerin çoğu kendi ajanslarının sahibiydi.

– Sinan Çetin’i zorla bir reklam filmimizi çekmeye ikna ettik. 30 saniyede kendini gösterebileceği yeni bir alan olduğu için çok ilgisini çekmişti.

– 1987’de SHP için ‘Limon’ kampanyası bizim için dönüm noktası oldu.

Haluk Mesci

– Bu ‘iş alanında’ heyecanlandığımız, onur duyduğumuz işler yaptık.

– Kristal Elma ilk başlarda yoktu ancak kampanyaların sonuçlarını daha anlık olarak takip edebiliyorduk.

– Reklamcı saygı duyulan biriydi. Bugün değil. Bugün reklamcılığı meslek olarak seçmezdim sanıyorum. 5 tane sebebi var:

– Mecraların araçlara yabancılaşması: Eskiden reklam yayınlayan kurumlarla ajanslar arasında bir ilişki vardı. Şimdiki gibi ajansların devre dışı bırakılması söz konusu değldi. Çok uzun zaman yüzde 25 ajans komisyonuyla çalışıldı. Ajans tarafındaki gelir düşüşü bugünkü erozyonun da sebeplerinden biridir.

– Şirketlerin konkur bağımlılığı: Reklamveren tuvalete bile gidecek olsa konkura giriyor. Konkurun temel motivasyonuysa pazarlık ve fiyat kırma.

– Ajansların paryalalaşması: Yaratıcılık ve maliyete hiçbir değer vermeyen ekosistem ajansları işleyemez hale getirdi.

– Vur deyince öldüren mevzuat.

– İnsan kaynakları politikası: İşe yeni başlayana az para verilir, stajyere para da verilmez politikası sürdürülebilir değil.

– Reklamcılık bir hak değil, olsa olsa kazanılması gereken bir imtiyazdır.

Ersin Salman

– Ben ilkokula başladığımda radyo Türkiye’ye yeni gelmişti. Başköşede duran, akşam ajans zamanında örtüsü kaldırılıp dinlenen bir mobilyaydı.

– İletişim mesleğine başladığım zaman daha televizyon yoktu. Reklamcılığa başladığımda TV’de reklam yoktu.

– Her zaman kuşku duyup, soru sorarak hayatını kazanan bir sektörde çalışıyoruz.

– Bir yaratıcı metni kendisi yazmıyorsa orada bir problem var demektir. Ben fikri bulurum, metni başkası yazar demek olmaz. Fikir kelimelerden ve sorulardan çıkar. Müşterinizi dinlerseniz, iyi sorular sorarsanız başarılı olursunuz.

– Yakın geçmişe kadar reklamcılığın okulu da yoktu. Bakabileceğiniz tek şey TRT TV ve radyosu, gazeteler ve şairlerdi. İletişimle ilgilenen entelektüellere muhtaçtınız.

– İşe birini alırken de entelektüel seviyesini gittiği sinema, tiyatroyla, okuduğu kitaplarla ölçerdik. Aydın, entelektüel olsun isterdik.

– Etkili konuşma ve yazma önemlidir. Ama bunları yapabilmek için etkili dinlemek de gerekir. Sadece cevap sırası bize gelsin diye dinlersek faydalı olamayız.

– Özgün çalışmaları ödüllendirmek hepimizin sorumluluğudur.

– Reklamveren, medya ve reklam ajansı ortak kazanamadığı sürece birbirine faydalı olamaz.

ROB NORMAN: Disruption, innovation and future of advertising

– Her sene GoupM’den bir yetkili son derece sıkıcı bir yazı hazırlar ve dijital dünyanın pazaralmaya yönelik olası etkilerine yönelik öngörülerde bulunur.

– 100 milyardan fazla uygulama iOS ve Play’den yüklendi.

– İlk youtube videosu 2 milyar izlendi.

– Milyonlarca ipad satıldı.

– Mobil cihazlar masaüstü satışlarını geride bıraktı.

– İnternet artık PC’ye dayalı bir hizmet değil. Artık Avrupa ve ABD’ye değil, hepimize ait. Hatta Latin Amerika ve Afrika’da çok daha kıymetli.

– Birkaç yıl sonra güncel ekonominin içindeki herkese ulaşmış olacak.

– Kısa bir süre önce DEC ve IBM dünyanın en büyük bilgisayar şirketiydi ve 1977’de kimsenin evinde bilgisayara ihtiyacı olmayacağını iddia ediyorlardı. Bugün gülüyoruz ama o gün inanıyorlardı.

– Bilişim, bilgisayarın içinden çıkalı çok oldu.

– Şu an internete erişen kişi sayısı banka hesabı olanlardan fazla.

– İçeriğin atomlaşması sürecini yaşıyoruz. Yayıncılık ve reklamcılık atomize oluşunu izliyoruz. Bu bölünmenin kalbinde inovasyon yatıyor.

– Moore’un kanununa hepiniz aşinasınızdır. 2 yılda bir ikiye katlanacağını söyler. Bugün bu hızın da ötesine geçtik. Metcalfe yasası da benzer şekilde bir ağın kullanıcı sayısının etkisiyle oranından söz eder. Örneğin tek bir faks makinası varken bunun kimse için bir anlamı yoktur. Çoğaldıkça önemi de artar. Sosyal ağ ve Web hizmetlerinde de bunun izlerini görüyoruz.

– Artık sayfaları parmakla çevirmiyoruz, televizyona kumanda tutmuyoruz. Davranışlarımız değişiyor.

– Artık yapılan şey reklam değil sosyal yaratıcılıktır. Sadece okunmak, izlenmek değil, saklanmak, kullanılmak ve paylaşılmak için içerik üretiyoruz.

– Her şey ışık hızında ilerleyen bir stream / akış içinde bir iletişim kurabilmek, takip edebilmek ve sürdürebilmek üzerine kurulu.

– Herkes Gangnam Style’ı biliyor. Ya da diğer viral videoları da. Red Bull’un uzay atlayışı herkes için yeni bir kilometre taşıdır.

– 1950’de Coca Cola şişesi için bir tasarım arayışına girdi. Sebebi o dönemler bir sandıktan satılıyor olmasıydı. Elini daldırdığında bakmadan hangi şişenin CC olduğunu bilmesini sağlamak istiyorlardı. Hatta öyle ki yere düşüp kırıldığında bile şişenin bir CC’ye ait olduğu biliniyordu. İletişimi böyle kurgulamak gerekir.

– Tescilli marka, yer, zaman, telif hakkı gibi konular bizi hapsediyor. Yaratıcılık özgürlükten beslenir.

– Ürünler hizmetlere, hizmetler ürünlere dönüşmeli.

– Fırsatlarla dolu yepyeni bir dünyaya girdik.

– Tüketiciler 3 boyutlu ve X ışınlı hale geldi. Hiçbir şeyi saklayamıyor, gizleyemiyorsunuz.

– Eski düşüncelerimizin aksine, küçücük ekranlar bile insanları mutlu etmek için fazlasıyla yeterli hale geldi.

– Dünyanın birçok bölgesinde nüfusun yarısı 25 yaş altında.

– Google Glass mimiklerimizle yönetebildiğimiz ve tüketebildiğimiz bir veri katmanıya bizi tanıştırıyor. İnsanlar ve markaları birbirine bağlamak için yeni bir seçenek haline geliyor.

– İnsanların markalarla daha derin ilişkiye geçebilmesi ve daha sadık ilişkiler kurması yaratıcı pazarlamaya bağlı.

JEREMY HINE: Emerging Creative?

– Gelişmekte olan pazarlar gelişmediği için gelişmekte olan olarak adlandırılıyor.

– Teknoloji iletişimden kullanıma hayatın her yanını değiştirdi. Ama buna rağmen var olmayan bir fikri teknolojiyle var etmek mümkün değil.

TOR MYHREN: Creative Culture

– Grey’in uzun süre yaratıcı ekibi güçlü değildi ama gelirleri iyiydi.

– Bir kutup yıldızı vizyonu belirledik. 1970 yılına kadar da etkili kaldı.

– Ajansların en büyük hatalarından biri müşteriyi dinlemek yerine sürekli kendilerinden bahsetmeleri.

– Müşterilerle ve kurum içinde yapılan toplantıları kısıtladık. Gün içinde kesinlikle doldurulamayacak herkes için geçerli 3 saatlik slotlar yarattık. Bu zaman dilimlerinde yaratıcılığı tetikleyecek projelere odaklandık.

– Birçok kurum risk aldığı için personelini cezalandırır hatta kovar. Biz bunun yaratıcılık için fırsat olduğunu düşünüyoruz.

– Yaratıcılığın iyileştirici bir özelliği var. Kötülükleri, sorunları, yaratıcılıkla çözebiliriz.

 

 

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.