Sena Hayta: Kendi modern olsa da, ilkel dürtülerimizi harekete geçirir

Deneyimsel pazarlama, markalara tüketiciyle etkileşime geçmek için yepyeni fırsatlar yaratırken kreatifleri de yeni fikirlerin heyecanıyla yaşatıyor. İletişim çalışmalarında giderek daha fazla yer edinmeye başlayan bu strateji hakkında görüşlerini almak üzere sözü marka ve ajanslara verdik.

Sena Hayta

The Others Creative Group Head

Deneyimsel pazarlama ürünü/hizmeti değil hissi sattırır, tüketici de o hissi yeniden yaşamak için daha fazla para ödemeye dahi razı olur. Markanın vaatlerinin tadına bakan tüketici, ona uygun olduğunu düşünürse onun peşinden gider. Deneyimsel pazarlamanın en iyi taraflarından biri, tek bir mecrada sıkışıp kalmadan farklı ve yaratıcı yeni mecralar oluşturmaya olanak sağlaması. Bu sebeple marka kiminle buluşmak isterse orada, tam ihtiyacı karşılayacak yerde konumlanabilir. İlk buluşma ise her durumda olduğu gibi bu durumda da çok önemlidir. Fiziksel ve duygusal olarak bir çekim yaratmak için hikayeler yaratılır. Aslında deneyimsel pazarlama ne kadar modern olsa da çok daha ilkel dürtülerimizi harekete geçirir.

Deneyimsel pazarlama yaratıcılıkla doğru orantılı. Özellikle son yıllarda bu kadar revaçta olmasının sebebi bu işin ürün denettirmekten öteye gitmesi. Deneyimsel pazarlama için kullanılan yöntemlere her gün bir yenisi ekleniyor. Kimi marka topluluklar oluşturuyor kimi marka teknolojinin hayatımıza yeni getirdiği oyuncakları kullanıyor ancak karşımızda çok çabuk sıkılan bir tüketici var. Sosyal medyada benzer markaların yaptığı benzer deneyimler çok açık bir şekilde görülüyor, özgün olmak her zamanki gibi bu konuda da çok önemli. Deneyimsel pazarlama markanın kişiliği ve kimliğine göre uygulanmaz ise açık bir taklide dönüşür. Burada ancak marka vaadiyle örtüşen bir deneyim benzersiz ve akılda kalıcı olabilir. Böylece rakiplerin aynı şeyi taklit etme olasılığı ortadan kalkar.

Hedef kitlenin doğru analizi ve sağlam bir iç görü de işin başlangıç noktasında önemli. Influencer iletişimi, gün geçtikçe hayatımıza her alanda entegre olan akıllı telefonlar, VR, AR ve yüz tanıma sistemleri gibi gelişmekte olan teknolojiler yeni trenlerin başını çekiyor. Teknoloji hayatımızın içine girdikçe de doğal olarak markaların iletişim yöntemleri ve içerikleri bu gelişmelerden etkileniyor. Deneyimsel pazarlama için yüzlerce farklı içerik çıkarabilecek olsak da stratejik yaklaşım açısından değişmeyecek bazı kurallar var. Bu kuralların başında ise kişiselleştirme ve benzersiz içerik yer alıyor. Aslında trendler de bu yöne doğru eviriliyor, kişiye özel uygulamalar, planlamalar, kişiselleştirilebilen ürünler her gün bizleri daha da heyecanlandırıyor.

Bizim tecrübelerimize göre deneyimsel pazarlama tek bir anı değil bir süreci kapsar, bu süreçte tüketiciden alınan geri bildirimlerle markanın kişiliğine özel deneyimler tasarlanır ve sunulur. Anlık olumsuz tepkileri olumluya çevirmek bizim elimizdedir. Markanın etkinliklerde, sosyal medyada, geleneksel mecralarda yaptığı tüm iletişim planı bu deneyimin bir parçasıdır aslında. Bu devreyi her zaman hedef kitleni bilerek ve marka vaadini unutmadan tamamlamak işin püf noktadır. Daha fikirler oluşmaya başlarken şeytanın avukatlığını yapmak, olumsuz tüm geri dönüşleri öngörmek tabii ki bu tepkileri en aza indirgemenin bir yolu.

 

Bu yazı ilk olarak Campaign Türkiye Kasım 2017 sayısında yayımlandı.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.